Türkiye için fırsat penceresi üretim gücüyle açık
Ömer Koç, değişen küresel dengeler içinde Türkiye için fırsat penceresi bulunduğunu belirterek üretim gücü, hukuk ve istikrarın önemini vurguladı.
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, küresel ekonomik dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, stratejik coğrafi konumu ve girişimcilik kapasitesi sayesinde önemli avantajlara sahip olduğunu belirtti. Koç, Türkiye için fırsat penceresi bulunduğunu ancak bu fırsatların kalıcı kazanımlara dönüşmesi için ekonomik ve hukuki zeminin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İş dünyasının temsilcileri, Türk İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED) 27. İş Dünyası Zirvesi kapsamında Elazığ’da buluştu. Zirvenin onur konuğu olarak konuşan Ömer Koç, ticaret koridorları, üretim merkezleri ve lojistik ağlarının küresel rekabette yeniden belirleyici hale geldiğini söyledi. Türkiye’nin söz konusu dönüşümde merkezi bir konumda yer aldığını kaydetti.
Türkiye’nin mal ticaretinin yüzde 40’ını, hizmet ticaretinin ise yüzde 30’unu Avrupa Birliği ile gerçekleştirdiğine dikkat çeken Koç, AB’nin Türkiye’yi dış ortak statüsünde tutma eğiliminin kalıcılaşmasının ciddi bir risk oluşturduğunu dile getirdi. Koç ayrıca yüksek enflasyonun sürdüğünü, finansman maliyetlerinin reel sektör üzerindeki baskıyı artırdığını ve Türk lirasındaki reel değerlenmenin ihracatçıların rekabet gücünü zorladığını belirtti.
Ömer Koç, İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan kurallara dayalı uluslararası sistemin, özellikle ABD tarafından keyfi uygulamalarla aşındırıldığını savundu. Gazze’deki gelişmelere de değinen Koç, yaşananların büyük bir insanlık trajedisine dönüştüğünü ve uluslararası hukuku korumakla görevli kurumların etkisizliğinin ortaya çıktığını söyledi. ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği’nin İsrail’e koşulsuz desteğinin Batı’nın ahlaki itibarını ağır biçimde zedelediğini ifade etti.
TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez ise sanayi üretiminin 2022 başındaki yüksek seviyelerin ardından güçlü ve kalıcı bir büyüme patikasına giremediğini belirtti. Nakit akışı sorunları, fiyat baskısı ve finansmana erişimde yaşanan güçlüklerin işletmeler açısından önemli yükler oluşturduğunu aktaran Sönmez, iş dünyasının kalıcı istikrar için dezenflasyon sürecinin maliyetlerini üstlenmeye hazır olduğunu söyledi.
Orta-yüksek teknolojili ürünlerin ihracattaki payının yüzde 44,1’e yükselmesine karşın KOBİ’lerin yüzde 79’unun düşük teknolojili sektörlerde faaliyet gösterdiğini hatırlatan Sönmez, Türkiye’nin teknoloji tüketen değil, teknoloji üreten bir ekonomiye dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
FIRATSİFED Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık da banka kredilerinin yarısından fazlasının İstanbul, Ankara ve İzmir’de yoğunlaştığına işaret etti. Açık, Türkiye’nin yeni büyüme hikâyesinin yalnızca büyük şehirlerde değil, Anadolu’da ve özellikle bölgesel merkezlerde yazılması gerektiğini söyledi.
Yakın coğrafyada ve komşu ülkelerde barış ile istikrarın sağlanmasına yönelik adımların önemine değinen Ömer Koç, Türkiye’de terörün sona erdirilmesine yönelik çabaların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Bu süreçlerin olumlu sonuçlanması halinde ülke genelinde, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ekonomik potansiyelin önemli ölçüde yükseleceğini ifade etti.
Koç, dayanıklı ve sürdürülebilir büyümenin temelinde fiyat istikrarı, katma değerli üretim, nitelikli insan kaynağı ve hukukun üstünlüğünün bulunduğunu belirtti. Kalıcı istikrar için kurumların ve kuralların etkin işlediği demokratik bir yönetim anlayışının şart olduğunu söyleyen Koç, adaletin güvenilir ve öngörülebilir biçimde işlemesinin uzun vadeli yatırımların önünü açacağını ve ekonominin dış şoklara karşı direncini artıracağını dile getirdi.




