Türkiye COP31’de Enerji Dönüşümünü Güçlendirmeli

Türkiye, COP31’de enerji dönüşümünü güçlendirmek için somut adımlar atmalı ve yenilenebilir enerjiye yönelmelidir.

Türkiye’nin COP31’de liderliğini artırabilmesi için fosil yakıtları terk etme sürecinin yenilenebilir enerji ve elektrifikasyon ile entegre bir şekilde ele alınması gerektiği vurgulanıyor. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Kıdemli Enerji Analisti Yael Taranto, bu bağlamda Türkiye’nin bölgesel ve küresel işbirliği platformlarına öncülük etmesi gerektiğini belirtirken, ulusal dönüşümünü destekleyecek somut adımlar atmasının önemine de dikkat çekti.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) son raporu, COP28’de verilen yenilenebilir enerji kapasite artışı taahhütlerine ulaşılamayacağını gösteriyor. Bu durum, fosil yakıtlardan uzaklaşma kararının etkisiyle kazanılan ivmenin kaybedilmesine sebep oldu. Küresel ölçekte yenilenebilir enerji yatırımları artış göstermeye devam etse de, bu artışlar COP28’deki taahhütleri karşılamaya yetmiyor. ABD’nin Paris Anlaşması’ndan çekilmesi ve iklim değişikliği konusunun ulusal güvenlik kaygılarıyla yer değiştirmesi gibi faktörler, bu ivme kaybında etkili olmuş durumda. Elektrik üretimindeki yeni yatırımların büyük bir kısmı yenilenebilir kaynaklardan oluşsa da, finansal kısıtlamalar ve şebeke gelişimindeki yetersizlikler, potansiyelin altında kalmaya neden oluyor.

2030 yılı için belirlenen 8,3 TW’lık yenilenebilir enerji kapasitesinin, %45’inin Çin, %22’sinin diğer gelişmekte olan ülkeler ve %33’ünün ise gelişmiş ülkeler tarafından karşılanacağı öngörülüyor. Çin, iç pazarının büyüklüğü ve yenilenebilir enerji teknolojilerine olan hakimiyeti sayesinde bu alanda küresel lider konumuna gelmiş durumda. Gelişmiş ülkeler de, ABD’nin hedeflerinin gerilemesine rağmen yüksek bir paya sahip. Gelişmekte olan ülkeler arasında Hindistan ve diğer Asya ülkeleri ile Afrika’nın, bu alandaki payını artırma potansiyeli bulunuyor; ancak bu durum, finansmana erişim gibi koşullara bağlı.

2025 yılında 101 ülke yeni plan dokümanları yayımladı. Bu ülkelerden 51’i yenilenebilir enerji hedeflerini artırırken, 21’i hedeflerini düşürdü. Hedeflerini azaltan ülkelerin başında ABD geliyor. 2035 yılına kadar elektrik üretiminin %100’ünü temiz kaynaklardan yapmayı hedefleyen kararname, ABD tarafından iptal edildi. Asya’da ise Endonezya, Pakistan ve Filipinler gibi ülkeler hedeflerini düşürenler arasında yer alıyor. Hedef düşüşlerinin büyük bir kısmı, ekonomik sorunlar ve altyapı yetersizliklerinden kaynaklanıyor.

Türkiye’nin 2035 yenilenebilir enerji hedefleri, fosil yakıtları terk etme, enerji verimliliği ve sanayi dönüşümü çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için iletim ve dağıtım şebekelerinin modernizasyonu büyük önem taşıyor. Şebeke yatırımlarının zamanında devreye alınması ve sistemin dijitalleşmesi, bu sürecin ayrılmaz parçaları arasında yer alıyor. SHURA’nın Net Sıfır 2053 yol haritasında, mevcut hedeflerin “gerçekçi” ve yeterli olduğu değerlendirilmiş; ancak bu hedeflerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

COP31’de fosil yakıtlardan uzaklaşma yol haritasının ana gündem maddelerinden biri olması bekleniyor. Türkiye’nin bu zirvede enerji dönüşümüne dair önemli adımlar atması ve daha iddialı bir karbon azaltım hedefi sunması gerektiği vurgulanıyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek bu süreçte, yenilenebilir enerji ve şebeke yatırımları ile birlikte bir dönüşüm çerçevesinin oluşturulması hedefleniyor.

Türkiye’nin liderliğini güçlendirmesi için üç temel adım öne çıkıyor: İlk olarak, fosil yakıtlardan çıkışı yenilenebilir enerji ve elektrifikasyonla ilişkilendiren net bir yol haritası sunması gerekiyor. İkinci olarak, bölgesel ve küresel işbirliği platformlarına öncülük etmesi, özellikle yenilenebilir enerji ve finansman alanlarında işbirlikleri geliştirmesi önem taşıyor. Üçüncü olarak, ulusal dönüşümünü güçlendirecek somut sinyaller vermesi gerekiyor. Bu bağlamda, elektrifikasyon ve enerji verimliliği için ara hedeflerin güçlendirilmesi ve yeni kömür yatırımlarından vazgeçilmesi gibi adımlar, Türkiye’nin enerji dönüşümündeki kararlılığını gösterecektir.

Bu stratejiler, Türkiye’nin enerji dönüşümünde yalnızca ev sahibi değil, aynı zamanda yön veren bir aktör olmasını sağlayabilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu