Kalkınma Bankaları İklim Finansmanında Tarihi Rekor Kırdı
Kalkınma bankaları, 2022’de iklim finansmanında 162,5 milyar dolarlık rekor taahhütte bulundu. Gelişmekte olan ülkelere 103 milyar dolar aktarıldı.
Çok taraflı kalkınma bankaları, 2022 yılında iklim finansmanı alanında 162,5 milyar dolarlık bir taahhütle tarihi bir rekor kırdı. Avrupa Yatırım Bankası (EIB) tarafından yayımlanan rapora göre, bu miktarın yaklaşık 103 milyar doları gelişmekte olan ekonomilere yönlendirildi. Ancak, Dünya Bankası’nın geçtiğimiz ay iklim değişikliğiyle ilgili projelere ayrılan yıllık finansmanın %45’ini hedef olmaktan çıkarması, daha yoksul ülkelere yönelik iklim finansmanı hedeflerini tehdit edebilir.
EIB, bu verilerin çok taraflı kalkınma bankalarının 2024’te Bakü’de gerçekleştirilecek COP29 BM İklim Değişikliği Zirvesi’nde belirlenen iklim finansmanı hedeflerine ulaşma yolunda ilerlediğini gösterdiğini vurguladı. Bu zirvede, yüksek gelirli ülkelere yıllık 50 milyar dolar, düşük ve orta gelirli ülkelere ise 2030 yılına kadar yıllık en az 120 milyar dolar iklim finansmanı sağlama taahhüdü verildi.
EIB Başkan Yardımcısı Ambroise Fayolle, bu sonuçların çok taraflı kalkınma bankalarının büyük ölçekli sonuçlar elde ettiğini ve desteği en çok ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirdiğini belirtti. Ancak gözlemciler, Dünya Bankası’nın iklim projelerine yönelik hedeflerinden vazgeçmesinin bu hedefleri riske atıp atmayacağını sorguluyor.
Joe Biden yönetimi döneminde belirlenen iklim kredisi hedeflerinden vazgeçilmesi, Trump yönetiminin baskıları altında gerçekleşti. Dünya Bankası, bu değişikliğin nedeninin girdi hedeflerinden ziyade kredi sonuçlarına odaklanmak olduğunu ifade etti. EIB’ın raporu, Dünya Bankası’nın 2030 hedefinin önemini ortaya koyuyor. Geçtiğimiz yıl, gelişmekte olan ülkelere giden 102,6 milyar dolarlık iklim finansmanının neredeyse yarısını Dünya Bankası sağladı.
Dünya Bankası Grubu İklim Direktörü Jamie Fergusson, bu verilerin iklim dostu kalkınma talebine yanıt vermeye devam ettiklerini ve kalkınma ile iklimin sıkı bir şekilde bağlı zorluklar olduğunu gösterdiğini ifade etti. Fayolle, belirli bir kurum hakkında yorum yapmaktan kaçınırken, 2030 hedefine ulaşma konusunda oldukça iyimser olduğunu belirtti. Geçen yıl yoksul ülkelere sağlanan finansmanda görülen %21’lik artışın etkileyici olduğunu da sözlerine ekledi.
Son beş yılda, çok taraflı kalkınma bankalarının düşük ve orta gelirli ülkelere sağladığı iklim finansmanı, 2021 yılındaki 51,6 milyar dolarlık seviyesinin iki katına çıktı. Veriler, yenilenebilir enerji ve emisyon azaltma projelerinin 2025 yılı itibarıyla 68 milyar dolarlık bir paya sahip olacağını gösteriyor. Ayrıca, iklim etkileriyle başa çıkmayı hedefleyen uyum finansmanı da %31 artışla 35 milyar dolara ulaştı.
Yüksek gelirli ülkelerdeki iklim projelerine yönelik krediler, 2021 yılındaki 31 milyar dolardan geçen yıl yaklaşık 60 milyar dolara yükseldi. Özel sektörden de 80 milyar dolarlık bir finansman sağlandı. Çevre odaklı düşünce kuruluşu E3G’den Danny Scull, Dünya Bankası’nın son dönemdeki kısıtlamalarına rağmen, düşük ve orta gelirli ülkeler için belirlenen yıllık 120 milyar dolarlık hedefin hâlâ ulaşılabilir olduğunu belirtti. Ancak, bu rakamın COP hedefleri için bir taban olarak görüldüğünü ve gerçek hedefin yıllık 180 milyar dolara ulaşılması gerektiğini ifade etti.
Geçen yıl Brezilya’da gerçekleştirilen COP30 iklim müzakerelerinde, çok taraflı kalkınma bankaları, düşük karbonlu ve iklim değişikliğine dirençli politikaları izleyen ülkelere destek verme taahhütlerini yineledi. COP31 Başkanı Murat Kurum, Nisan ayında yaptığı açıklamada, COP31’in geçmişte alınan kararları hayata geçirmeyi hedefleyeceğini ve gelişmekte olan ülkelerin iklim hedeflerine ulaşmaları için yaklaşık 1 trilyon dolara ihtiyaç duyduğunu ifade etti.




