2030’a Kadar Karbon Yakalama Kapasitesinde 5 Kat Artış Bekleniyor

2030 yılına kadar karbon yakalama kapasitesinin 5 kat artması öngörülüyor. Uzmanlar, maliyet ve etkinlik konusundaki tartışmalara dikkat çekiyor.

Küresel düzeyde karbon yakalama ve depolama (CCS) teknolojilerinin kapasitesinin 2030 yılına kadar yaklaşık beş kat artması öngörülüyor. Emisyon azaltımının zor olduğu sektörlerde kritik bir araç olarak değerlendirilen bu teknolojiye yönelik yatırımlar hız kazanırken, uzmanlar maliyet ve etkinlik konusundaki tartışmaların devam ettiğine vurgu yapıyor.

AA’dan Başak Erkalan’ın derlediği Küresel Karbon Yakalama ve Depolama Enstitüsü 2025 Durum Raporu’na göre, dünya genelinde karbon yakalama ve depolama tesisleri ile projelerinde kayda değer bir artış yaşandı. Enerji santralleri ve sanayi tesislerinden çıkan karbondioksitin kaynağında yakalanarak yer altındaki jeolojik formasyonlarda depolanmasını sağlayan bu teknoloji, özellikle çimento, demir-çelik ve kimya gibi emisyon yoğun sektörlerde öne çıkıyor.

Raporda, 2024-2025 döneminde operasyonel tesis sayısının 50’den 77’ye yükseleceği ve planlama, inşaat ve işletme aşamalarındaki toplam proje sayısının 734’e ulaşacağı belirtiliyor. İnşaat halindeki projelerin devreye alınmasıyla mevcut kapasitenin kısa vadede yaklaşık yüzde 70 artması bekleniyor.

Küresel büyümede hükümet teşvikleri ve karbon fiyatlandırma mekanizmalarının belirleyici bir rol üstlendiği ifade ediliyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Enflasyonu Düşürme Yasası kapsamında sağladığı teşviklerle en geniş proje portföyünü elinde bulundururken; Avrupa’da Birleşik Krallık, Norveç ve Hollanda, Kuzey Denizi’ndeki eski gaz sahalarını depolama alanlarına dönüştürerek projelere öncülük ediyor. Asya’da ise Çin, kömür santrallerine entegre projelerle kapasitesini artırırken, Avustralya ve Malezya bölgesel depolama merkezleri oluşturma yönünde adımlar atıyor.

Raporda ayrıca, 2050 net sıfır hedeflerine ulaşmak için mevcut büyüme hızının yeterli olmadığı, uluslararası iş birliklerinin güçlendirilmesi ve depolama lisans süreçlerinin hızlandırılması gerektiği vurgulanıyor.

Karbon yakalama teknolojilerinin etkinliği ve ekonomik sürdürülebilirliği konusunda ise eleştiriler artıyor. Institute for Energy Economics and Financial Analysis tarafından yayımlanan analizlerde, CCS projelerinin yüksek maliyetli olduğu ve uzun vadede ekonomik açıdan sürdürülebilir bir çözüm sunmadığı ifade ediliyor. Farklı araştırmalar da benzer sonuçlara dikkat çekiyor; karbon yakalama teknolojileri birçok durumda yenilenebilir enerji yatırımlarına kıyasla daha pahalı kalıyor. Elektrik üretiminde, rüzgar ve güneş gibi temiz kaynaklara geçişin hem maliyet hem de emisyon azaltım etkinliği açısından daha avantajlı olduğu belirtiliyor.

Ayrıca bazı analizlerde, CCS projelerinin beklenen emisyon azaltım performansını her zaman sağlayamadığı ve teknolojinin ölçeklenebilirliği konusunda belirsizlikler bulunduğu vurgulanıyor. Eleştiriler, kamu kaynaklarının bu alana yönlendirilmesinin, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarını gölgeleyebileceği yönünde yoğunlaşıyor.

Uzmanlar, karbon yakalama teknolojilerinin özellikle ağır sanayi gibi alternatiflerin sınırlı olduğu alanlarda önemli bir rol oynayabileceğini belirtiyor. Ancak enerji dönüşümünde önceliğin yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve elektrifikasyon gibi çözümlerle dengelenmesi gerektiği ifade ediliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu