Türkiye, Stratejik Yatırımlarla Bölgesel Cazibe Merkezi Olacak
Türkiye, stratejik yatırımlarla bölgesel cazibe merkezi olma yolunda önemli adımlar atıyor. ECD Global Invest Başkanı Demir’in değerlendirmeleri.
Küresel ekonomik dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde, sermaye hareketleri de önemli değişimlere sahne oluyor. ECD Global Invest Yönetim Kurulu Başkanı Enes Can Demir, yatırım kararlarının artık yalnızca büyüme potansiyeline değil, aynı zamanda doğru konumlanma, zamanlama ve coğrafi tercihlere bağlı olarak belirlendiğini ifade etti. Geleneksel yatırım yaklaşımlarının yerini daha seçici ve stratejik yöntemlerin aldığını belirten Demir, düşük maliyetli üretim modellerinin sürdürülebilirliğinin sorgulandığını vurguladı.
Demir, Türkiye’nin bu yeni ekonomik düzende önemli bir rol oynayabileceğini belirterek, özellikle İstanbul Finans Merkezi (İFM) çerçevesinde sunulan teşviklerin önemine dikkat çekti. İFM kapsamında katılımcı belgesi alan finansal kuruluşların, 2031 yılına kadar yurt dışına sundukları hizmetlerden elde ettikleri kazançlarda yüzde 100 kurumlar vergisi muafiyetinden faydalanabileceğini aktaran Demir, ayrıca merkez bünyesinde çalışan personel için yüzde 60 ile yüzde 80 arasında değişen gelir vergisi istisnası sağlandığını hatırlattı.
Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanan yeni yatırım teşvik planının, Türkiye’nin küresel tedarik zincirlerindeki rolünü güçlendirmeyi hedeflediğini belirten Demir, yarı iletken üretimi, elektrikli araç teknolojileri ve enerji verimliliği gibi yüksek katma değerli alanlara yapılan vurguya dikkat çekti.
Bölgedeki Dönemsel Dalgalanmalar ve İş Birlikleri
Demir, Türkiye’nin sunduğu kapsamlı vergi avantajları ve finans merkezi vizyonunun, ülkeyi sadece bir üretim üssü olmaktan çıkararak aynı zamanda bir finans ve yatırım merkezi haline getirme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Sermayenin doğru coğrafyada konumlanmasının sürdürülebilir büyümenin anahtarı olduğunu belirtti. Ayrıca, Körfez bölgesinin küresel sermaye açısından önemini koruduğunu ve bölgedeki dalgalanmaların yeni iş birliklerine fırsat sunduğunu dile getirdi. Özellikle Dubai’nin güçlü finansal altyapısının, küresel sermaye için cazibe merkezi olmaya devam ettiğini vurguladı.
Küresel rekabette yeni kriterlerin değiştiğine dikkat çeken Demir, günümüzde başarının yalnızca maliyet avantajıyla ölçülemeyeceğini belirtti. Modern yatırım dünyasında belirleyici unsurların finansal bağımsızlık, disiplinli sermaye yönetimi ve güçlü bir kurumsal yapı olduğunu ifade etti. Dış finansman bağımlılığının azaldığı, kendi nakit akışını yönetebilen yapıların öne çıktığı bir döneme girildiğini belirten Demir, Türkiye’nin üretim altyapısını finans merkezi vizyonuyla birleştirerek bu süreci avantaja çevirebileceğini sözlerine ekledi.
Yeni dönemde ihtiyaç duyulan yaklaşımın yalnızca sermayeyi yöneten değil, ona yön verebilen bir anlayış olması gerektiğini vurgulayan Demir, bu stratejik bakış açısının geleceğin ekonomik yapısını belirleyeceğini ifade etti.




