İşverenler, Kazanmadıkları Gelirin Vergisini Ödemek Zorunda mı?

Maaş promosyonları nedeniyle işverenlerin karşılaştığı vergi yükümlülükleri ve Gelir İdaresi Başkanlığı’na yapılan başvurular hakkında detaylar.

HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA

Maaş promosyonları konusunda yaşanan fatura krizi, Gelir İdaresi Başkanlığı’na taşındı. Bankaların çalışanlara yaptığı maaş promosyonları için işverenlerden KDV’li fatura talep etmesi, şirketleri henüz elde etmedikleri gelir üzerinden vergi yükümlülüğü ile baş başa bıraktı. Bu durum, işverenlerin sorunun çözümü için Gelir İdaresi Başkanlığı’na başvurmasına yol açtı. GİB’in vereceği cevap, emsal teşkil edecek ve konuyla ilgili belirsizlikleri giderecektir.

Vergi uzmanı Deniz Eresen, bankaların çalışanlara doğrudan yatırdığı promosyonların, “ücret” olarak değerlendirilmediğini ve bu nedenle vergi dışı kaldığını ifade etti. Ancak, eğer bu ödemeler işveren üzerinden fatura kesilerek gerçekleştirilirse, paranın “şirket geliri” olarak algılanma riski doğduğunu belirtti. Eresen, işverenlerin, bankaların personel başına ödenen promosyonlar için KDV’li fatura istemesinin, onları var olmayan bir gelir üzerinden vergi ödemek zorunda bırakacağını vurguladı.

İşveren temsilcileri, bankaların fatura kesme zorunluluğunun haksız bir vergi yükü oluşturduğunu savunuyor. Eresen, “Faturanın kesilmesi durumunda işverenler, aslında var olmayan bir gelir üzerinden Katma Değer Vergisi, Kurumlar/Gelir Vergisi ve Damga Vergisi ödemek zorunda kalacaklar” dedi.

Deniz Eresen, banka promosyonlarının, iş karşılığı ödenen bir ücret veya üçüncü bir kişi tarafından ödenen ücret olarak kabul edilmediğinden, çalışanlara veya emeklilere yapılan doğrudan ödemelerde genellikle gelir vergisi ve damga vergisi kesintisinin uygulanmadığını aktardı. Bu ödemelerin çoğu zaman menfaat veya hibe niteliğinde olduğunu ve vergiye tabi olmadığını belirtti.

Eresen, banka tarafından doğrudan maaş hesabına yatırılan promosyonların Gelir Vergisi Kanunu’nda sayılan gelir türlerine girmediği için vergilendirilemeyeceğini ifade etti. Eğer promosyon, işveren hesabına yatırılıp oradan dağıtılırsa, bu durumda da vergi doğmayacağını söyledi. Bankalar tarafından doğrudan çalışanlara yapılan ödemelerin, işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı için vergi sayılmadığını belirtti.

Eresen, “Promosyon ödemeleri, banka tarafından doğrudan iktisadi faaliyeti olan kurumlara yapılırsa ve bu ödemeler kazanca dahil edilirse, o zaman ilgili kurum tarafından çalışanlara yapılan ödeme banka promosyonu olma niteliğini kaybedecek ve ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin hükümlere tabi olacaktır” dedi. Promosyonun hizmet karşılığı bir ödeme olmadığını vurgulayan Eresen, “Sonuç olarak, aracı kurumlar tarafından doğrudan çalışanlara ödenen promosyonlar ücret niteliğinde olmadığından işverenin KDV, gelir vergisi ve damga vergisi ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır” şeklinde konuştu. Eresen, eğer promosyonlar vergi yükü doğurmaya devam ederse, birçok şirketin promosyon anlaşmalarından vazgeçebileceği uyarısında bulundu.

Bazı şirketlerin bankalardan aldıkları maaş promosyonlarını çalışanlarına dağıtmadıkları biliniyor. Eresen, bu durumdaki şirketlerin doğrudan bir gelir elde ettiklerini ve bankaya fatura kesip KDV hesaplaması gerektiğini belirtti. Şirketlerin bu gelirleri defterlerine hasılat olarak kaydedeceğini ifade eden Eresen, “Fatura kesecekler, hem ticari kazanç hem de katma değer vergisi hesaplaması gerekecek” dedi. Eresen, bankaların kasalarından çıkan paralarla ilgili işlemlerini ise, “Bankalar bunu promosyon kapsamında yani reklam harcaması olarak kaydediyorlar. Bu uygulama, satışlarını artırmak amacıyla yapıldığı için 102 bankalar alacaklı, 760 pazarlama satış ve dağıtım giderleri borçlu olarak defterlerine kaydediliyor” şeklinde açıkladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu