Türkiye, Mısır Piyasasında Fiyatları Belirleyen Ana Aktör
Türkiye, düşük stoklar ve artan yem talebiyle mısır fiyatlarını etkileyen önemli bir aktör haline geldi.
Küresel mısır ticaretinde dengeler yeniden şekilleniyor. Türkiye’nin Ukrayna mısırına yönelik artan talebi, fiyatlar üzerinde belirleyici bir etki yaratmaya başladı. Ocak ayı sonu itibarıyla, Türkiye’den gelen yoğun alımlar ve devam eden lojistik kısıtlamalar nedeniyle Ukrayna mısır fiyatları son beş ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu süreçte Avrupa Birliği’nin (AB) tedarik tercihleri de değişirken, Ukrayna mısırının artan maliyeti bazı AB ülkelerini alternatif kaynaklara yönlendirdi.
Piyasa analistlerine göre, fiyat artışının temel nedeni Türkiye’den gelen talep, özellikle kümes hayvanları ve yem sektörlerinden kaynaklanıyor. Türkiye’de bu sezon yerli mısır üretimi güçlü olmasına rağmen, başlangıç stoklarının düşük olması ve artan hayvansal üretim, ithalat ihtiyacını artırdı. Bu durum, Ukrayna mısırının Karadeniz limanlarındaki fiyatlarını doğrudan etkileyerek yukarı yönlü bir baskı oluşturdu.
Ocak ayının son haftasında Ukrayna’da mısır için liman teslim fiyatları ton başına 2–3 dolar artarak 207–211 dolar seviyesine yükseldi. Çiftçilerin satışa isteksiz olması ve uzun süren don olayları, iç lojistiği olumsuz etkileyerek limanlardaki arzı daha da daralttı. Ayrıca, Ukrayna’da hasadın yaklaşık yüzde 8’inin henüz tamamlanmamış olması, fiyat beklentilerini yukarı yönlü destekliyor.
Ukrayna liman verilerine göre, 1–23 Ocak tarihleri arasında Türkiye’ye yaklaşık 557 bin ton mısır gönderildi. Ekim–Aralık 2025 döneminde ise bu rakam 998 bin tonu aştı. Ocak ayında Ukrayna’nın toplam 2,9 milyon tonluk mısır ihracatının 625 bin tonu Türkiye’ye gerçekleştirildi. Bu durum, Türkiye’yi Ukrayna mısırı için en önemli alıcılardan biri haline getirdi.
Türk piyasa kaynakları, sezon boyunca ithalatın devam edeceğini belirtiyor. S&P Global’in haberine göre bir aracı kurum yetkilisi, Ağustos ayına kadar Türkiye’ye yaklaşık 3,7 milyon ton mısır girebileceğini ifade ederken, tarihsel olarak düşük stok seviyelerinin talebi artırdığını vurguladı. İç piyasada fiyatların yükselmesi üzerine Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) stok satışına başlaması, piyasadaki sıkışıklığın bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. İthalatçılar ise Şubat ayı içinde yeni bir ithalat kotası açıklanmasını bekliyor.
AB’de İthalat Dinamikleri Değişiyor
Türkiye’den gelen güçlü talep, Ukrayna mısırını fiyat açısından daha az rekabetçi hale getirirken, Avrupa Birliği’nde ithalat dinamikleri de değişiyor. S&P Global Market Intelligence verilerine göre, AB’nin mısır ithalatı 2024/25 pazarlama yılında 18,79 milyon tonla önceki sezona kıyasla geriledi. 2025/26 sezonu için ise ithalatın 21 milyon tona yükselebileceği öngörülüyor.
Ukrayna, uzun yıllardır AB’nin en büyük mısır tedarikçisi konumunda olsa da, savaş nedeniyle yaşanan lojistik sorunlar ve teslimat gecikmeleri alıcıları Brezilya ve ABD gibi alternatif kaynaklara yönlendirdi. Avrupa Komisyonu verileri, 2025/26 sezonunda Brezilya’nın AB ithalatındaki payının yüzde 40’a, Ukrayna’nın payının ise yüzde 22,4’e düştüğünü gösteriyor.
Özellikle fiyatlara duyarlı bir pazar olan İspanya’da, Ukrayna mısırının Türkiye talebi nedeniyle pahalı kalması, ABD mısırına yönelimi artırdı. İspanyol ithalatçılar, ABD’deki yüksek üretim ve daha rekabetçi fiyatların bu tercihte etkili olduğunu belirtiyor. Ancak İtalya ve Hollanda’nın Ukrayna’ya olan bağımlılığını büyük ölçüde koruması bekleniyor. Bu koşullar altında, Türkiye’den gelen talebin devam etmesi halinde fiyatların yukarı yönlü baskı altında kalması öngörülüyor.
Küresel Mısır Piyasasında ABD Baskısı
Küresel mısır piyasası, güçlü ticaret akışlarına rağmen 2026 yılına arz fazlası baskısıyla girdi. Chicago vadeli işlemlerinde mısır fiyatları son bir ayda yaklaşık yüzde 3,5 gerileyerek kile başına 4,30 dolar seviyesine düştü. StoneX analisti Raphael Bulascoschi, bu baskının temel nedeninin ABD’deki rekor hasat olduğunu ifade ediyor. ABD Tarım Bakanlığı verilerine göre, ABD 2025 yılında yaklaşık 432 milyon ton mısır üretti. Yüksek üretim ve artan stoklar, küresel fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı yaratmaya devam ediyor.




