Pamuk İthalat Bağımlılığı 2026/27 Sezonunda Artacak
Türk tekstil sektörü, pamuk ithalat bağımlılığında artış bekliyor. 2026/27 sezonu tahminleri endişe verici.
Türk tekstil endüstrisinde artan üretim maliyetleri ve sipariş kayıpları gündemdeyken, pamuk ithalatına olan bağımlılığın yeni sezonda daha da yükseleceğine dair veriler ortaya çıkıyor. ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) 12 Ağustos’ta yayımladığı dünya pamuk arz-talep tahminlerine göre, Türkiye’nin 2026/27 sezonunda pamuk üretiminin bir önceki sezona göre azalması bekleniyor. Ancak tekstil sanayisinin pamuk tüketiminin aynı seviyede kalacağı öngörülüyor. USDA verilerine göre, Türkiye’de 2025/26 sezonunda 3,05 milyon balya olan pamuk üretiminin 2026/27’de 2,7 milyon balyaya düşmesi bekleniyor. Bu durum, üretimdeki yıllık kaybın yüzde 11,5’e ulaşacağı anlamına geliyor. Öte yandan, tekstil fabrikalarının pamuk tüketiminin geçen sezondaki gibi 6,8 milyon balya seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor. Bu veriler, Türkiye’nin kendi pamuk üretiminin tekstil sanayisinin ihtiyacının yalnızca yaklaşık yüzde 40’ını karşılayabileceğini gösteriyor; bu da yaklaşık 4,1 milyon balyalık bir açığın olduğu anlamına geliyor.
Üretimdeki düşüş, ithalat ihtiyacını artıracak gibi görünüyor. Türkiye’nin 2025/26 sezonunda 4,6 milyon balya seviyesinde olan pamuk ithalatının, yeni sezonda 4,8 milyon balyaya, yani yaklaşık yüzde 4,3 oranında artması bekleniyor. USDA’nın mayıs ayında yaptığı ilk 2026/27 tahmininde de Türkiye’nin ithalatının 300 bin balya artarak 4,8 milyon balyaya ulaşacağı öngörülmüştü. Bir balyanın yaklaşık 218 kilogram olduğu göz önüne alındığında, bu tahminler Türkiye’de yeni sezonda yaklaşık 588 bin ton üretime karşılık 1,48 milyon ton pamuk tüketimine işaret ediyor. İthalat tahmini ise yaklaşık 1,05 milyon tona denk geliyor. Pamuk ihracatında ise ters bir eğilim bekleniyor. USDA’nın verilerine göre, Türkiye’nin 2025/26 sezonunda 1,05 milyon balya olan ihracatının, 2026/27’de 600 bin balyaya gerilemesi öngörülüyor ve bu da ihracatta yaklaşık yüzde 43’lük bir düşüş anlamına geliyor. Dönem sonu stoklarının ise 1,08 milyon balyadan 1,18 milyon balyaya yükselebileceği tahmin ediliyor.
Ağustos raporunun Türkiye açısından dikkat çeken bir diğer noktası, üretim tahmininin bir önceki aya göre yukarı yönlü revize edilmesi oldu. USDA, temmuz raporunda Türkiye’nin 2026/27 pamuk üretimini 2,65 milyon balya olarak tahmin ederken, ağustosta bu rakamı 50 bin balya artırarak 2,7 milyon balyaya çıkardı. İthalat beklentisi 4,8 milyon balya, tüketim 6,8 milyon balya ve ihracat 600 bin balyada sabit kaldı.
USDA, küresel üretim tahminini de temmuza göre 370 bin balya artırarak 117,6 milyon balyaya çıkardı. Bu artışta Brezilya, Yunanistan ve Türkiye’deki daha yüksek üretim beklentileri, ABD’deki aşağı yönlü revizyonu büyük ölçüde telafi etti.
Türk tekstil sektörü açısından asıl risk, küresel pamuk dengesinde ortaya çıkıyor. USDA’nın ağustos tahminine göre, 2026/27 sezonunda dünya pamuk üretimi 117,6 milyon balya, tüketimi ise 122,9 milyon balya olacak. Böylece küresel tüketim, üretimin yaklaşık 5,3 milyon balya üzerine çıkacak. Dünya dönem sonu pamuk stoklarının bir önceki sezona göre yüzde 7 azalarak 69,7 milyon balyaya gerilemesi bekleniyor. Bu rakam, 2011/12 sezonundan bu yana en düşük stok seviyesini temsil ediyor. USDA, azalan stokların etkisiyle küresel pamuk fiyatlarında 2026/27 döneminde ılımlı bir artış öngörüyor. Bu durum, Türkiye açısından iki yönlü bir baskı oluşturabilir. Yerli üretimin azalması, Türkiye’nin daha fazla ithal pamuk kullanmasını gerektirirken, aynı dönemde dünya stoklarının azalması ve fiyatların artma ihtimali, tekstil üreticilerinin hammadde maliyetlerini artırabilir.
Türkiye’nin pamuk dış ticaretinde ithalata bağımlılık yüksek bir seyir izliyor. 2025 yılında pamuk ithalatı yüzde 28,7 artarak 1 milyon tonu aşarken, ithalat faturası 1,71 milyar dolara yükseldi. 2026’nın ilk yarısında ise ithalat miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 artışla 632 bin tona ulaştı. Buna karşın ithalat değeri yüzde 2 azalarak 1,05 milyar dolara geriledi. Aynı dönemde pamuk ihracatı miktar bazında yüzde 20,5, değer bazında ise yüzde 19,7 düşüş gösterdi.




