İthalatçıları Zorlayan KDV Düzenlemesi ve Raporlama Süreleri

Yeni KDV düzenlemesi ithalat maliyetlerini artırırken, YMM raporu zorunluluğu firmalar için zaman baskısı yaratıyor.

VEYSEL AĞDAR

2026 yılı itibarıyla ithalat yapan mükellefler için önemli bir uygulama devreye girdi. 2023 yılında yayımlanan düzenlemeyle, ithalatta ödenen bazı vergilere ilişkin KDV indirim hakkı kaldırıldı. Ayrıca, altı aylık dönemde ithalat tutarı 2 milyon 600 bin TL’yi aşan firmalar için Yeminli Mali Müşavir (YMM) raporu verme zorunluluğu getirildi. 31 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 57 Seri No’lu KDV Genel Uygulama Tebliği ile yeni bir bildirim ve raporlama süreci başlatıldı. Bu kapsamda, ithalat tutarı belirtilen sınırı aşmayan firmalar bildirimde bulunacak, aşanlar ise YMM raporu sunmak zorunda kalacak. Ancak uygulamanın başlangıç aşamasında takvim sıkışıklığı dikkat çekiyor.

1–20 Temmuz tarihleri arasındaki Mali Tatil, 28 Temmuz’daki KDV beyanname süresi ve 31 Temmuz YMM raporu son tarihi, hem firmalar hem de meslek mensupları açısından ciddi bir zaman baskısı yaratmakta. Sektör temsilcileri, bu durumun yalnızca muhasebe hatalarına değil, önemli vergi risklerine de yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Bulut Gümrükleme Yönetim Kurulu Başkanı Gümrük Müşaviri İlhan Bulut ile Yeminli Mali Müşavir ve Bağımsız Denetçi Osman Biçeroğlu, EKONOMİ’ye yaptıkları değerlendirmede, bu değişikliğin teknik bir muhasebe düzenlemesi gibi görünse de ithalatçıların maliyet yapısını, nakit akışını ve vergi yükünü doğrudan etkilediğini vurguladılar.

İlhan Bulut, son yıllarda ithalat işlemlerinde firmalar üzerindeki mali yüklerin sadece gümrük vergileriyle sınırlı kalmadığını belirterek, gözetim uygulamaları, ek mali yükümlülükler, dampinge karşı vergiler ve ilave gümrük vergilerinin ithalat maliyetlerini ciddi şekilde artırdığını ifade etti. 23 Kasım 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile; gözetim farkları, ek mali yükümlülükler, dampinge karşı ve telafi edici vergiler nedeniyle KDV matrahına dahil edilen tutarlara isabet eden KDV’nin indirim hakkının kaldırıldığını hatırlatan Bulut, “Bu düzenleme ile ithalatçı yalnızca vergi değil, verginin KDV’sini de ödemekte. Üstelik bu KDV artık indirilemiyor ve doğrudan eşyanın maliyet unsuru haline geliyor. Özellikle yüksek hacimli ithalat yapan firmalar için maliyet baskısı kalıcı olacak” şeklinde uyarıda bulundu.

Uygulamanın teknik yapısı ve beyan sisteminin karmaşıklığı göz önüne alındığında, eksik veya hatalı bildirimler nedeniyle firmaların cezai risklerle karşılaşmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Bulut, sürelerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. 2026 yılı Ocak–Haziran dönemine ilişkin bildirim ve YMM raporları için son tarihin 31 Temmuz olduğunu hatırlatan Bulut, Mali Tatil ve beyanname süreleri nedeniyle fiilen sadece 3-4 günlük bir zaman dilimi kaldığını söyledi. Bulut, “YMM’nin bu sürede sağlıklı bir rapor hazırlaması son derece güç, aceleyle yapılan hesaplamalar hem mükellefler hem de mali idare açısından risk doğurur” değerlendirmesinde bulundu.

Yeminli Mali Müşavir Osman Biçeroğlu, gözetim uygulamasında referans fiyat ile gerçek ithalat bedeli arasındaki fark üzerinden hesaplanan KDV’nin artık indirilemeyecek olmasının, özellikle düşük kâr marjıyla çalışan sektörlerde ciddi maliyet artışına yol açacağını ifade etti. Biçeroğlu, tebliğin yalnızca gerçek ithalat bedeline isabet eden KDV’nin indirilebileceğini düzenlediğini belirterek, yeni dönemde gümrük giriş beyannamesindeki vergi kodlarının tek tek analiz edilmesinin zorunlu hale geldiğini vurguladı. Aynı beyannamede hem indirilebilir hem de indirilemeyen KDV unsurlarının birlikte yer alabileceğine dikkat çekerek, 57 Seri No’lu KDV Genel Uygulama Tebliği ile uygulamaya açıklık getirildiğini belirtti. Biçeroğlu, en sık yapılacak hatanın 40 kodlu KDV satırındaki toplam tutarın tamamının indirilecek KDV sanılması olacağını ifade etti. Bu tutarın ayrıştırılmadan 191 İndirilecek KDV hesabına alınmasının, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın elektronik kontrolleriyle tespit edilerek cezalı tarhiyat riskine yol açabileceğini söyledi. Ayrıca, indirilemeyen KDV’nin stokta bulunan mallar için maliyet, satılan mallar için ise gider olarak kaydedilmesi gerektiğini, bu giderlerin ticari kazancın tespitinde indirim konusu yapılabileceğini ekledi.

Yeni düzenleme ile birlikte yalnızca doğru muhasebeleştirmenin değil, bu işlemlerin YMM tarafından tevsik edilmesinin de kritik hale geldiğini belirten Biçeroğlu, düzenlemenin hukuki boyutuna da dikkat çekerek, Anayasa Mahkemesi’nin KDV Kanunu’nun 36’ncı maddesindeki “iade hakkı”na ilişkin iptal kararının, Cumhurbaşkanı’na tanınan yetkinin sınırları konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdiğini ifade etti. Biçeroğlu, aynı gerekçelerin, KDV indirim hakkının sınırlandırılması açısından da ileride anayasal tartışmalara konu olabileceği değerlendirmesinde bulundu.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu