Trump ve Fed Savaşının Piyasalara Etkisi

Wall Street, Trump’ın Fed bağımsızlığına yönelik saldırılarıyla sarsıldı. Piyasalarda temkinli bir bekleyiş hakim.

Haftaya rekor seviyelerde başlayan Borsa İstanbul’un aksine, Wall Street yeni haftaya Trump yönetiminin Federal Rezerv’in (Fed) bağımsızlığına yönelik sert eleştirileriyle girdi. ABD’deki enflasyon verileri öncesi piyasalarda risk iştahı, Beyaz Saray ile merkez bankası arasındaki gerginlik nedeniyle temkinli bir bekleyişe dönüştü.

Merkez bankası bağımsızlığı, Trump’ın Fed Başkanı Jerome Powell’a karşı yürüttüğü saldırılarla tarihinin en büyük sınavlarından birini yaşıyor. Adalet Bakanlığı, Powell’ın Haziran ayındaki bina restorasyonu ile ilgili ifadesini gerekçe göstererek bir büyük jüri mahkemesi celbi çıkardı. Powell ise bu durumu, faiz oranlarını siyasi baskı ile düşürmek için bir ön metin olarak değerlendirerek sert bir yanıt verdi.

Trump’ın kredi kartı faizlerini %10 ile sınırlama çağrısı, JPMorgan ve American Express gibi büyük bankalarda %1,4’ü aşan kayıplara yol açtı. Diğer yandan, yarın açıklanacak olan Aralık ayı TÜFE verisi, Fed’in faiz politikası açısından kritik bir öneme sahip. Analistler, çekirdek enflasyonun yıllık %2,7 civarında (önceki %2,6) gelmesini bekliyor. Ancak, Fed’in %2 hedefine ulaşmasının bu yıl pek olası olmadığı, soğuyan iş gücü piyasasının enflasyonist baskıları sınırlayabileceği ifade ediliyor.

Powell’ın soruşturması piyasalarda dalgalanmalara neden oldu; dolar değer kaybederken, altın tarihi zirveye ulaştı ve borsalarda riskten kaçış gözlemlendi.

ABD’deki siyasi belirsizliklerin aksine, Avrupa ve gelişen piyasalarda teknoloji odaklı bir direnç gözlemleniyor. Hollandalı çip ekipman üreticisi BESI, siparişlerindeki %195’lik artışla hisselerinde %7’lik bir yükseliş yaşadı. Asya ve gelişen piyasalarda ise, Çin ve Güney Kore teknoloji hisseleri, yapay zeka yatırımlarının etkisiyle EM endeksini yukarı taşıdı. Güney Afrika Randı gibi para birimleri, doların zayıflaması ve altının güvenli liman olarak değer kazanmasıyla değer kazandı.

ABD’deki 30 yıllık tahvillerdeki faiz artışı ve dolardaki dalgalanma, gelişmekte olan piyasalar için kısa vadeli bir volatilite riski oluşturuyor. Ancak stratejistler, düşük EM tahsisi nedeniyle bu yıl gelişmekte olan piyasalar için bir fırsat yılı olabileceğini öngörüyor. Özellikle doların Trump-Fed çatışmasıyla güç kaybetmesi, TL varlıkları üzerindeki baskıyı hafifletebilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu