Enerji Güvenliği İçin Yenilenebilir Kaynakların Artışı Şart

Türkiye’nin enerji güvenliği için güneş, rüzgar ve batarya kaynaklarına yönelmesi gerektiği vurgulandı.

İran’dan Türkiye’ye gaz akışında yaşanabilecek olası kesintilerin etkisi, Türkiye’nin yüksek hidroelektrik kapasitesi ve yağışlı geçen kış mevsimi sayesinde sınırlı kalması bekleniyor. Ancak uzmanlar, bu durumun kalıcı bir güvence sağlamadığını ve fosil yakıt fiyatlarındaki artışın Türkiye’yi etkileyeceğini ifade ediyor. Enerji güvenliği ve artan kuraklık riski nedeniyle hidroelektrik enerjinin, güneş ve rüzgar santrallarıyla desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyet avantajı, temiz enerji dönüşümüne ivme kazandırma potansiyeli taşıyor.

Ember Türkiye Enerji Analisti Bahadır Sercan Gümüş, mevcut koşullar altında İran’dan gelecek gaz akışındaki kesintilerin sınırlı bir etki yaratacağını belirtiyor. Türkiye’nin 2026 yılına yağışlı bir başlangıç yapmış olması, enerji sistemine esneklik kazandırıyor. Gümüş, “Eğer 2026’ya yağışlı girmeseydik, böyle bir kriz anında bu kadar rahat olamazdık” diyerek, hidroelektriğin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.

Jeopolitik gelişmelerin ekonomik etkilerinin uzun vadede ağırlaşacağına dikkat çeken Gümüş, Türkiye’nin fosil yakıtlara olan yüksek bağımlılığının, enerji alım kontratlarının ortalama fiyatlara dayandığını ve bu nedenle etkilerinin uzun vadede hissedileceğini ifade ediyor. Fosil yakıt fiyatlarındaki artışın, Türkiye’nin temiz enerji dönüşümünü hızlandıracak bir dinamik yaratabileceğini belirtiyor.

Türkiye, fosil yakıt fiyatlarındaki artışlardan korunmak ve giderek şiddetlenen kuraklığın hidroelektrik üretimi üzerindeki etkilerine karşı direnç kazanmak zorunda. Yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyet avantajı, giderek daha belirgin hale geliyor. Ember Türkiye’nin yeni bir çalışmasına göre, yenilenebilir enerji kaynakları 2025 yılında bir ay boyunca elektrik faturasını düşürmeyi başardı. Gümüş, güneş enerjisinin nükleer enerjiden altı kat daha ucuz olduğunu vurguluyor.

Gümüş, Türkiye’nin İran gazı kesintilerine hazırlıklı olduğunu ve geçmişte yaşanan benzer durumların ardından önemli önlemler alındığını belirtiyor. Yeraltı depolama tesislerinin daha hazırlıklı olduğunu ve enerji bakanının depoların %71 oranında dolu olduğunu açıkladığını ifade ediyor. Türkiye’nin günlük gaz tüketiminin yaklaşık 200 milyon metreküp olduğunu, en soğuk günlerde bu miktarın 334 milyon metreküpe ulaştığını belirtiyor.

İran’dan ithal edilen gazın toplam gaz tüketimi içindeki payı oldukça düşük. Ocak 2026’da bu payın %1,7 civarında olacağı öngörülüyor. Depolama sahalarındaki günlük geri basma kapasitesinin 100 milyon metreküpe kadar çıkması, bu durumun telafi edilmesini kolaylaştırıyor. Gümüş, İran kaynaklı bir gaz krizinin yaşanmayacağını ve havaların ısınmasıyla birlikte gaz tüketiminin düşeceğini öngörüyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin Avrupa’nın fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecini hızlandırdığını belirten Gümüş, Türkiye’nin de benzer bir dönüşüm sürecine gireceğini düşünüyor. Türkiye, petrol ve gaz fiyatlarındaki artışın etkilerinden kaçamayacak. Enerji alım kontratlarının ortalama fiyatlara dayandığını ve bu etkilerin uzun vadede hissedileceğini ifade ediyor.

Kuraklık riski nedeniyle güneş ve rüzgar enerjisi kaynaklarının ön plana çıkması gerektiğine dikkat çeken Gümüş, Türkiye’nin yüksek güneş ve rüzgar potansiyelinin değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Güneş ve rüzgar santrallarının artırılması, hidroelektrik santrallarında tutulan suyun ihtiyaç duyulan dönemlere kaydırılmasına olanak tanıyacak. Ayrıca, batarya teknolojilerinin ucuzlaması, Türkiye’deki projelerin devreye girmesiyle büyük esneklik sağlayacak.

Gümüş, Türkiye’nin 2035 hedeflerine ulaştığında fosil yakıtların elektrik üretimindeki payının %20’nin altına düşebileceğini öngörüyor. Bu durumda fosil yakıtların fiyat belirleme gücünü kaybedeceğini ifade ediyor. Nükleer enerjinin elektrik fiyatlarını düşüreceği beklentisinin gerçekçi olmadığını, nükleerin alım garantisinin serbest piyasadaki fiyatlardan çok daha yüksek olduğunu belirtiyor.

Son olarak, enerji verimliliğinin önceliklendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gümüş, fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması için elektrifikasyonun artırılması gerektiğini ifade ediyor. Türkiye’nin güneş ve rüzgar potansiyelinin değerlendirilmesi, dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacaktır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu