Şemsettin Memiş: Rusya’daki Fırsatları Değerlendiremiyoruz

İHBİR Başkan Yardımcısı Şemsettin Memiş, Rusya pazarındaki fırsatların yeterince değerlendirilemediğini belirtti.

İMAM GÜNEŞ/MOSKOVA

Türk gıda sektörü, Rusya pazarındaki etkisini artırmak amacıyla Moskova’da düzenlenen 33. PRODEXPO 2026 Uluslararası Gıda, İçecek ve Gıda Hammaddeleri Fuarı’na katıldı. İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) organizasyonuyla oluşturulan Türkiye Milli Pavilyonu’nda 30 firma ürünlerini sergilerken, toplamda 70 Türk şirketi fuarda yer aldı. 9-12 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen fuar, Türkiye pavilyonuna yoğun ilgi gösterildi.

İHBİR Başkan Yardımcısı Şemsettin Memiş, fuarın sektöre olan katkısını ve Rusya pazarındaki stratejik hedefleri EKONOMİ gazetesine değerlendirdi.

Rusya’nın Kendi Kendine Yeten Politikası

Memiş, Rusya pazarının Türkiye’nin ihracatında önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, 2025 yılında Rusya’ya yapılan toplam 5,9 milyar dolarlık ihracatın 1,8 milyar dolarının gıda ürünleri olduğunu ifade etti. Rusya’ya uygulanan ambargonun Türk ihracatı için büyük bir fırsat sunduğunu ancak mevcut durumun beklentilerin altında kaldığını vurguladı.

“Rusya, kendi kendine yeten bir politika izliyor ve kendi etki alanındaki ürünlerde yatırımlarını artırıyor. Hammaddelerini yurtdışına satmak yerine kendi ülkesinde kullanmayı tercih ediyor ve böylece enflasyonu kontrol altına almayı hedefliyor. Önümüzdeki 5-10 yıl içinde un gibi ürünlerde güçlü bir ihracatçı ülke haline gelebiliriz. Ancak, ambargo sürecini etkin bir şekilde değerlendiremezsek, bu avantajı kaybedeceğiz. Fırsatlar yavaş gelir ama hızlı kaybolur. Bu fırsatı yeterince değerlendiremedik” dedi.

Yatırımların Artması Gerekiyor

Memiş, son dönemde Rusya’dan Türk firmalarına yönelik yeniden yatırım çağrılarının yapıldığını belirtti. “Artık bu söylemleri duymaya başladık. Rusya’da yatırım yapan Türk firmaları var ve yeni yatırımlar planlayan şirketler de mevcut. Büyük Türk markaları Rusya’da güçlü bir şekilde yer alıyor. Ancak, orta ve küçük ölçekli markaların da bu pazarda varlık göstermesini sağlamalıyız. Bunun için Rusya’da lojistik ve depo alanında güçlenmemiz gerekiyor. Marketler ve toptancılar, ürünlere hızlı erişim istiyor ve sipariş verdiklerinde 1-2 gün içinde depolarına ulaşmasını bekliyor. Türkiye olarak bunu başarabiliriz” dedi.

Rekabetin Temeli Kalite ve Ölçek

Türk firmalarının Avrupa pazarında yüksek kalite standartlarıyla faaliyet gösterdiğini hatırlatan Memiş, bu yaklaşımın Rusya için de geçerli olması gerektiğini ifade etti. “Türkiye’nin dünyaya sunduğu şey kalite. Rus tüketicisine de ‘Türk kalitesini’ sunmalıyız. Hangi pazarda olursak olalım ürün kalitemiz aynı seviyede olmalı. Türk sanayicisi tesislerine ve teknolojisine önemli yatırımlar yaptı, Rusya pazarı da artık kaliteli ürünleri önceliklendiriyor. Kaliteyi tercih ettiklerinde Türk ürünlerine yönelirler. Ancak sadece kalite yeterli değil, raflarda yer almamız ve tüketici tarafından görünür olmamız gerekiyor. İhracatçılar zorlu bir ortamda mücadele ediyor, adeta bir sörf tahtasında gibiyiz. Kota, ambargo ve savaş gibi riskler güçlü olduğumuz pazarları bir anda değiştirebiliyor. Ancak gıda ve teknolojide kendimizi geliştirirsek, niş ürünlerde kalite, pazarlama ve satış gücümüzü doğru şekilde oluşturursak, dünyanın sayılı ülkeleri arasına girebiliriz. Bunun için daha fazla yatırım yapmalı ve satış ile pazarlamayı güçlendirmeliyiz. Gıdada Türkiye güçlü, eksikliğimiz ölçek. Bunu sağladığımızda kalitemizle pazar payımızı artırabiliriz.”

Bakliyat Fiyatlarında Düşüş Bekleniyor

Gıda enflasyonundaki düşüşü değerlendiren Memiş, özellikle hububat ve bakliyat fiyatlarının 2024 yılındaki seviyelere gerilediğini belirtti. Fiyatların aşağı yönlü bir trend izlediğini ifade eden Memiş, “Bulgur, pirinç, mercimek, nohut ve kuru fasulye gibi ürünler iki yıl önceki fiyat seviyelerine geri döndü. Bakliyat, enflasyonu aşağı çeken en önemli alanlardan biri oldu. Biz de fiyatların stabil olmasını ve enflasyonun düşmesini istiyoruz. Çünkü enflasyon kimseye fayda sağlamaz. İklim koşulları oldukça olumlu. Bereketli bir yıl geçireceğiz, hem üretim hem de fiyatlar açısından pozitif bir tablo bekliyoruz. Bu yıl fiyatlarda düşüş bekliyoruz, en kötü senaryoda stabil kalır” dedi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu