Sosyal Medyada Marka Olmanın Dört Temel Kuralı
Emma Grede, sosyal medyada marka olmanın dört temel kuralını paylaşıyor. Güven, ürün kalitesi ve geri bildirimlerin önemi vurgulanıyor.
Z Kuşağı’nın güvenini kazanmak ve dijital ortamda öne çıkmak isteyen markalar için Emma Grede, virallikten çok ürün kalitesi ve samimiyet üzerine odaklanmayı öneriyor. Girişimci ve Skims’in kurucu ortağı olan Grede, başarı hikâyesini yalnızca bir CEO olmasına değil, işin tüm aşamalarında yer almasına bağlıyor. Londra’da işçi sınıfı bir ailede büyüyen Grede, kutu paketleme işinden stajyerliğe kadar birçok pozisyonda çalışarak edindiği deneyimle ekibine liderlik ediyor. Bu empatinin, markaların sosyal medyada kalıcı bir etki yaratması için gerekli olduğunu belirtiyor.
Grede, sosyal medyada takipçi sayısının veya erişim oranlarının artık en önemli metrikler olmadığını vurguluyor. Günümüzde asıl değer, izleyicinin markanın arkasındaki kişinin söylediklerine gerçekten inanmaları. Grede, “Eğer bir kitlenin güvenini kazanmışsanız, her şeye sahipsiniz demektir,” diyerek şeffaflık ve dürüstlüğün önemine dikkat çekiyor.
Kendini kalpten bir pazarlamacı olarak tanımlayan Grede, kalitesiz bir ürünün en iyi kampanyalarla bile başarılı olamayacağına inanıyor. Girişimcilerin, influencer stratejileri veya dijital pazarlama teknikleri üzerinde çalışmadan önce, ürün kalitesine ve dağıtım süreçlerine odaklanmaları gerektiğini savunuyor. Grede, durumu şu şekilde açıklıyor: “Sosyal medya, pastanın üzerindeki kremanın kirazıdır; asıl önemli olan pastanın kendisidir. Siz pastaya odaklanmalısınız.”
Viral olmanın uzun vadeli başarıyı temsil etmediğini düşünen Grede, bir yatırımcı olarak asla bir markanın sosyal medyadaki anlık popülaritesine göre yatırım yapmayacağını ifade ediyor. Algoritmaların ve platform kurallarının sürekli değiştiğini hatırlatan Grede, kontrol edilemeyen metrikler yerine, “ürün kalitesi ve kurucunun sarsılmaz azmi” gibi daha kalıcı unsurlara odaklanılması gerektiğini belirtiyor.
Yorumlar kısmının bazen korkutucu olabileceğini kabul eden Grede, ancak kitleyi anlamanın en iyi yolunun buradan geçtiğini savunuyor. Her pazar gününü markasının sosyal medya hesaplarındaki yorumları okuyarak geçirdiğini söyleyen Grede, “Kendi kendimize anlattığımız hikâyelere değil, kitlemizden duyduğumuz gerçeklere göre karar veriyoruz,” diyor. Yorumlardaki duygu durumunu analiz etmek ve bu geri bildirimleri organizasyonda uygulamak, Grede’in stratejisinin merkezinde yer alıyor.




