Glütensiz Gıda Pazarında Bilinçli Üretici ve Tüketici Büyüyor
Glütensiz gıda pazarında bilinçli üretici ve tüketici iş birliği ile büyüme devam ediyor. 2034’te pazarın 41 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Dünya Çölyak Günü vesilesiyle, glütensiz ürün pazarının büyüklüğü ve geleceği hakkında önemli veriler paylaşıldı. Geçtiğimiz yıl dünya genelinde 23,6 milyar dolara ulaşan bu pazarın, 2034 yılına kadar 41 milyar dolara çıkması bekleniyor. Glütensiz ürün talebi, yalnızca çölyak hastalarıyla sınırlı kalmayıp, sağlıklı beslenmeye özen gösteren geniş bir tüketici kitlesinden de gelmektedir. Türkiye’de çölyak hastalığına yönelik teşhislerin artması, market zincirlerinin duyarlılığı ve ihracat fırsatları, glütensiz ürün kategorisinin gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır.
Sağlıklı yaşam, artık sadece belirli bir kesimin değil, toplumun geniş bir kesiminin gündeminde yer alıyor. Kırsalda yaşayanlardan yoğun iş temposundaki bireylere kadar herkes, yaşam kalitesini artırmanın yollarını arıyor ve bu arayışta beslenme en önemli başlık olarak öne çıkıyor. Geçmişte sadece karın doyurmak olarak görülen beslenme anlayışı, günümüzde bilinçli bir tüketim davranışına dönüşmüş durumda. Tüketiciler artık sadece makarna ya da ekmek almakla kalmıyor, aynı zamanda tam buğday veya lif oranı yüksek ürünler gibi detaylara da dikkat ediyor. Glüten ve glütensiz ürünler, bu yeni dönemin en dikkat çekici unsurlarından birini oluşturuyor. Çölyak hastaları ve glüten hassasiyeti olan bireyler için zorunlu olan glütensiz beslenme, günümüzde sağlıklı yaşam arayışındaki tüketiciler ve kilo vermek isteyenler tarafından da tercih edilmektedir. Uzmanlar, tıbbi bir gereklilik olmadan glütensiz beslenmenin faydaları konusunda temkinli yaklaşsalar da, bu eğilim gıda sektöründe yeni ve hızla büyüyen bir pazar yaratmıştır.
Glütensiz un, ekmek, atıştırmalık, bakliyat ve temel gıda kategorilerinde ürün çeşitliliği her geçen yıl artmaktadır. Türkiye’de birçok gıda şirketi bu alanda yatırım yapmaktadır. Eksun Gıda, 2006 yılından bu yana glütensiz un üretiminin yanı sıra, ‘Sinangil Glüten YOK’ markasıyla glütensiz ekmek ve atıştırmalık ürünler sunmaktadır. Şirket, çölyak farkındalığına yönelik çalışmalar da yürütmekte ve Çölyak Vakfı ile iş birliği içerisinde Çölyak ve Glütensiz Yaşam Zirvesi düzenlemektedir. Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, zirvenin üçüncüsünde yaptığı açıklamada, çölyak hastalığının toplumda sanılandan daha yaygın olduğunu vurguladı: “Araştırmalara göre dünya genelinde ve Türkiye’de her 100 kişiden 1’i çölyak hastası. Son yıllarda artan farkındalık ve tarama olanakları sayesinde teşhis oranlarında artış görüyoruz. Hâlâ pek çok kişi, buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllardaki glüten proteinine karşı ciddi hassasiyeti olduğunu bilmeden yaşamını sürdürmeye çalışıyor.”
Çölyak Vakfı Başkanı Doç. Dr. Elif Bal Beşikçi, glütensiz ürünlerin güvenli ve yaygın bir şekilde sunulmasının çölyak hastalarının yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini belirtmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve özel sektörle hayata geçirilen projelerle, glütensiz ürünlerin kamusal alanda daha erişilebilir hale getirildiğini hatırlatan Beşikçi, bu alanda atılacak adımların önemine dikkat çekmektedir.
Kuru gıda sektörünün önde gelen markalarından Reis Gıda’nın Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, çölyak hastaları için güvenilir glütensiz ürünlere erişimin kritik önem taşıdığını ifade ederek, “Çölyaklı bireyler için glütensiz ürünlerin güvenilirliği ve besin değeri büyük öneme sahiptir. Reis Gıda olarak, bu ihtiyaca yönelik geliştirdiğimiz glütensiz ürünlerimiz ile yalnızca çölyak hastalarına değil, sağlıklı yaşamı benimseyen herkese hitap ediyoruz.” şeklinde konuşmuştur.
Market raflarında glütensiz ürün çeşitliliği belirgin bir şekilde artmıştır. Unlu mamullerden atıştırmalıklara, bakliyattan temel gıda ürünlerine kadar genişleyen ürün gamı, çölyak hastaları için seçenekleri artırmaktadır. Ancak uzmanlar, ürün çeşitliliğinin artmasının tek başına yeterli olmadığını ve ekonomik erişilebilirliğin de önemli bir sorun olmaya devam ettiğini vurgulamaktadır.
Bu noktada belediyelerin sağladığı destekler dikkat çekmektedir. Türkiye’de bazı belediyeler, çölyak hastalarına özel glütensiz un, makarna, ekmek, bisküvi, kurabiye, tarhana ve çikolata gibi temel tüketim ürünlerinden oluşan destek paketleri sunmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de çölyak ve PKU hastaları ile glüten hassasiyeti bulunan bireylere yönelik özel üretim ve destek programları yürüten kurumlar arasında yer almaktadır. Birçok ilçe belediyesi, raporlu hastalara düzenli gıda desteği sağlamaktadır. Ayrıca, SGK kapsamında çölyak hastalarına yaş gruplarına göre glütensiz ürün desteği de sunulmaktadır.
Uzmanlar, glütensiz ürünlerde yalnızca erişimin değil, güvenilirliğin de kritik önem taşıdığını belirtmektedir. Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, özellikle çapraz bulaş riskine dikkat çekmektedir: “Çapraz bulaşma, kısaca, yemek hazırlama aşamasında glütensiz bir gıdanın glütenle temas etmesi anlamına geliyor. Bu durum, glüten almaması gereken kişiler için son derece hayatidir. Çünkü miktar az olsa bile glüten bağışıklık sisteminin tepki vermesine ve bağırsakların zarar görmesine yol açabilir.”
Bir dönem yalnızca çölyak hastalarının tüketmek zorunda kaldığı özel ürünler olarak görülen glütensiz gıdalar, günümüzde dünya genelinde hızla büyüyen bir endüstriye dönüşmüştür. Uzmanlar, çölyak hastalığının buğday, arpa ve çavdarda bulunan glüten proteinine karşı bağışıklık sisteminin verdiği reaksiyon sonucu ortaya çıktığını belirtmektedir. Hastalığın tek tedavisi ise ömür boyu glütensiz beslenmedir. Ancak bu zorunluluk, dünya genelinde milyarlarca dolarlık yeni bir gıda ekonomisinin doğmasına neden olmuştur.
Araştırma şirketi IMARC Group’un verilerine göre, küresel glütensiz ürün pazarı 2025 yılı itibarıyla 23,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmıştır. Pazarın 2034 yılına kadar 41,5 milyar dolara çıkması beklenmektedir. Grand View Research tarafından yayımlanan başka bir analizde ise küresel glütensiz ürün pazarının 2025 yılında 8,5 milyar dolar seviyesinde olduğu, 2033’e kadar yıllık ortalama yüzde 10’un üzerinde büyüme kaydederek 18,3 milyar dolara ulaşacağı öngörülmektedir.
Sektördeki hızlı büyümenin arkasında yalnızca çölyak hastaları bulunmamaktadır. Son yıllarda “sağlıklı yaşam”, “temiz içerik”, “düşük alerjenli beslenme” ve “wellness” akımları nedeniyle glütensiz ürünlere yönelen tüketicilerin sayısı da hızla artmaktadır. Araştırmalar, glütensiz ürün tüketicilerinin önemli bölümünün çölyak tanısı bulunmayan kişilerden oluştuğunu göstermektedir.
Küresel pazarda en büyük pay Kuzey Amerika’ya aittir. Grand View Research verilerine göre, Kuzey Amerika, 2025 yılında toplam pazarın yaklaşık yüzde 35’ini oluşturacaktır. Bölgedeki yüksek tanı oranları, gelişmiş perakende ağı ve güçlü marka yatırımları büyümeyi desteklemektedir. Buna karşın en hızlı büyüyen bölge ise Asya-Pasifik olarak öne çıkmaktadır. Özellikle Çin, Hindistan ve Güney Kore’de sağlık odaklı tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte glütensiz ürün talebi yükselmektedir. Küresel şirketler de bu bölgelere yönelik yeni yatırım planları hazırlamaktadır.
Türkiye’de glütensiz ürün pazarı henüz Avrupa ve ABD seviyesinde olmasa da son yıllarda hızlı bir büyüme göstermektedir. Büyük market zincirlerinin glütensiz raflarını genişletmesi, yerli üreticilerin sayısının artması ve e-ticaret kanallarındaki büyüme sektörü hareketlendirmektedir. Türkiye’de özellikle son beş yılda glütensiz un, makarna, atıştırmalık ve hazır gıda üretiminde ciddi bir artış yaşanmıştır. Yerli üreticiler yalnızca iç pazara değil, ihracata da yönelmeye başlamıştır. Türkiye’nin güçlü un ve tahıl işleme altyapısı, glütensiz üretimde de avantaj sağlamaktadır.
Hâlihazırda dünyanın en büyük un ihracatçılarından biri konumunda olan Türkiye, Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere Orta Doğu ve Körfez ülkelerine glütensiz makarna, un karışımları, atıştırmalık ürünler ve özel unlu mamuller ihraç etmektedir. Özellikle Avrupa’daki Türk girişimcilerin kurduğu market zincirleri, Türkiye kaynaklı glütensiz ürünler için önemli bir kanal oluşturmaktadır. İhracat rakamları “glütensiz ürün” başlığı altında ayrı bir kodla tutulmadığı için net veri paylaşılmasa da sektör temsilcileri, son yıllarda glütensiz ürünlerin ihracatında çift haneli büyüme yaşandığını ifade etmektedir. İstanbul, Konya, Gaziantep ve İzmir merkezli bazı üreticiler, Avrupa pazarına özel üretim gerçekleştirmektedir.
Çölyak hastalığının toplumun yaklaşık yüzde 0,3 ila yüzde 1’ini etkilediği tahmin edilmektedir. Ancak, çölyak farklı belirtilerle ortaya çıkabildiği veya bazı kişilerde uzun süre fark edilmediği için gerçek hasta sayısının resmi rakamların çok üzerinde olduğu değerlendirilmektedir. Uzmanlar, bu nedenle hastaların yalnızca yaklaşık yüzde 10’una tanı konulabildiğine dikkat çekmektedir. Bu tahminler doğrultusunda Türkiye’de 250 bin ila 850 bin arasında çölyak hastası bulunabileceği öngörülmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise 2023 Kasım sonu itibarıyla tanı almış çölyak hasta sayısı 166 bin 614’e ulaşmıştır.
Ülkemizde buğdayı sofralarımızda sıkça kullandığımız için hemen hemen her yemekte karşılaştığımız glüten, buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan doğal bir protein grubudur. İçeriği sayesinde hamurun elastikiyetini sağlamakta ve özellikle ekmek gibi mayalı ürünlerin kabarmasına yardımcı olmaktadır. Glüten içeren tam tahılların; lif, B vitaminleri ve bazı mineraller bakımından zengin olduğunu dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Bu maddenin sindirim sağlığını ve enerji metabolizmasını desteklemek gibi artı yönleri olsa da bazı kişilerde başta çölyak olmak üzere çeşitli rahatsızlıklara yol açabileceği unutulmamalıdır” açıklamasında bulunmaktadır.
Günümüzde çölyak hastalığının kesin bir tedavisi bulunmadığını belirten Uzman Diyetisyen Derya Eren, “Amerikan Pediatri Derneği’nin raporuna göre bilinen tek tedavi, ömür boyu uygulanması gereken glütensiz beslenmedir. Glütensiz diyet ile şikayetler azalır ve oluşabilecek hastalıklar ortadan kaldırılır. Çölyak sahibi bireylere ve yakınlarına, glüten içerme olasılığı yüksek ürünler ve katkı maddeleri konusunda bilgilendirmeler yapılmalıdır.” demektedir.
Çölyak hastalığını tetikleyen ana besinlerin arpa, çavdar, buğday ve irmik gibi tahıllar olduğu belirtilmektedir. Bazı ilaç, takviye ve işlenmiş ürünlerde yardımcı bileşen olarak glüten bulunabilmektedir. Memorial Ankara Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Benan Kasapoğlu, hastalıkla ilgili şu bilgileri aktarmaktadır: “Çölyak, glüten tüketiminden sonra ince bağırsakta ortaya çıkan bağışıklık reaksiyonudur. Zamanla bu bağışıklık yanıtı ince bağırsağın yüzeyindeki hücreleri bozar ve bu hücrelerin bozulması da bir emilim bozukluğuna yol açar.” Kasapoğlu, hastalığın yetişkinlerdeki altı belirtisini ise şu şekilde sıralamaktadır: 1- İshal 2- Kilo kaybı 3- Mide bulantısı ve kusma 4- Karın ağrısı 5- Gaz ve karında şişkinlik 6- Yorgunluk ve halsizlik.
Çölyak dernekleri ve sivil toplum kuruluşları, glüten hassasiyeti ve çölyak hastalarının güvenli gıdaya erişimini kolaylaştırmak amacıyla marka ve ürün bazlı rehber listeler hazırlamaktadır. Çölyakla Yaşam Derneği, Ankara Çölyak Derneği, Çölyak Hastaları Derneği ve ESEV gibi kurumların yayımladığı glütensiz ürün listeleri, tüketiciler için önemli bir başvuru kaynağı olarak öne çıkmaktadır. Ancak uzmanlar, ürün içeriklerinin zaman içinde değişebileceğine dikkat çekerek, tüketicilerin satın alma öncesinde ambalaj üzerindeki güncel içerik bilgisini ve “glütensiz” beyanını kontrol etmesi gerektiğini hatırlatmaktadır.




