Japonya’daki Tahvil Faizleri, 3 Trilyon Dolarlık Sermaye Akışını Değiştirebilir
Japonya’daki yükselen tahvil faizleri, 3 trilyon dolarlık sermaye akışını etkileyebilir. Küresel piyasalarda yeni riskler ortaya çıkıyor.
Japonya, düşük faiz döneminin sona erebileceğine dair işaretler vermeye başladıkça, dünyanın en büyük sermaye ihracatçısı olarak uluslararası piyasalarda kaygı yaratmaya devam ediyor. Ülkedeki 10 yıllık devlet tahvili faizleri, 1996’dan bu yana en yüksek seviyeye çıkarak yüzde 2,87’ye ulaşırken, 30 yıllık tahvil getirisi de yüzde 4’ün üzerine çıktı. Bu durum, yalnızca Japon ekonomisine dair kaygıları artırmakla kalmıyor, aynı zamanda küresel sermaye akışlarının yönünü de etkileyebileceği endişesini doğuruyor.
Uzun yıllar boyunca sıfıra yakın faiz oranları sayesinde yatırımcılar için cazip bir fonlama kaynağı olan Japonya, şimdi artan tahvil getirileri ile birlikte sermayesini yeniden iç piyasaya çekme potansiyeline sahip. Japon yatırımcıların yurtdışında yaklaşık 3 trilyon dolarlık yatırımı bulunuyor ve bu durum, ABD ve Avrupa tahvilleri gibi küresel varlıklardaki pozisyonlarını azaltarak iç piyasaya yönelmeleri ihtimalini gündeme getiriyor. Bu olasılık, uluslararası finans çevreleri tarafından dikkatle izleniyor.
Yüksek kamu harcamaları, tahvil piyasasındaki satış baskısının arkasındaki bir diğer önemli faktör. Başbakan Sanae Takaichi’nin 14 yıllık süreçte gerçekleştirilecek 2,3 trilyon dolarlık kamu harcama programı, Japonya’nın milli gelirinin yüzde 200’ünü aşan kamu borcu üzerindeki baskıyı artırma riski taşıyor. Ayrıca, Japon yeninin zayıflaması ve enflasyonun kalıcı hale gelmesi, yatırımcıları uzun vadeli Japon tahvillerinden çıkış yapmaya yönlendirdi.
Piyasalarda, Japonya Merkez Bankası’nın enflasyon karşısında yeterince hızlı hareket edemediği yönündeki görüşler de güçleniyor. Banka, geçtiğimiz ay politika faizini yüzde 1’e çıkararak son otuz yılın en yüksek seviyesine ulaşsa da, birçok yatırımcı mevcut sıkılaştırmanın enflasyonu kontrol altına almak için yeterli olmayabileceğini düşünüyor.
Uzmanlar, Japon tahvillerindeki yükselişin küresel sermaye hareketlerini değiştirme potansiyeli taşıdığını belirtiyor. Eğer Japon tahvilleri yeniden cazip hale gelirse, bu fonların bir kısmının ülkeye geri döneceği öngörülüyor. Bu durum, yalnızca Japonya’nın iç piyasalarını değil, aynı zamanda ABD ve Avrupa tahvil piyasalarında da satış baskısını artırabilir. Küresel tahvil faizlerindeki olası artış, hisse senetlerinden gelişmekte olan ülke varlıklarına kadar geniş bir yelpazede yeniden fiyatlamaları beraberinde getirebilir.
Piyasaların dikkatle izlediği bir diğer konu ise “yen carry trade” işlemleri. Uzun yıllar boyunca yatırımcılar, düşük faizli Japon yeninden borçlanarak daha yüksek getirili ABD tahvilleri, teknoloji hisseleri ve gelişmekte olan ülke varlıklarına yatırım yaptılar. Bu işlemlerin küresel ölçekte büyüklüğünün yaklaşık 1,2 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.
Japonya, yalnızca dünyanın en büyük ekonomilerinden biri değil, aynı zamanda yaklaşık 3 trilyon dolarlık yurt dışı yatırımı ile en büyük sermaye ihracatçısı konumunda. Japon yatırımcılar, ABD Hazine tahvilleri, Avrupa devlet tahvilleri ve küresel hisse senedi piyasalarında önemli miktarda varlık bulunduruyor. Bu nedenle, Japon tahvil faizlerindeki artış, sermayenin yeniden ülke içine çekilmesine neden olabilir.
Eğer Japon sermayesi yurtdışındaki varlıklarını azaltarak iç piyasaya yönelirse, bu durumun ilk etkisi küresel tahvil piyasalarında hissedilecektir. ABD ve Avrupa tahvillerinde satış baskısı faizleri yukarı çekebilirken, teknoloji hisseleri ve gelişmekte olan piyasalarda da oynaklık artabilir. Güvenli liman taleplerinin artması, altın fiyatlarını destekleyebilecek unsurlar arasında yer alıyor.




