Şubat’taki Sanayi Üretimindeki Artış Kalıcı mı?
Şubat ayında sanayi üretiminde görülen artışın kalıcılığı sorgulanıyor. Ekonomik riskler ve zayıf dış talep endişeleri artıyor.
Şubat ayında sanayi üretiminde kaydedilen güçlü artış, kısa vadede umut verici bir tablo çizerken, bu iyileşmenin kalıcı olup olmadığı konusunda endişeler mevcut. Ekonomistler, jeopolitik riskler, zayıf dış talep ve sıkı finansal koşulların sanayi üretiminde yeniden bir yavaşlama yaratabileceğini belirtiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Şubat ayında sanayi üretimi aylık %2,6, yıllık ise %2,2 oranında bir artış gösterdi. Ocak ayında yaşanan %2,9’luk daralmanın ardından gelen bu yükseliş, ekonomik aktivitede bir toparlanma sinyali olarak değerlendirildi. Ancak, bu artışın büyük ölçüde diğer ulaşım araçları üretimi ve madencilik sektöründeki sınırlı kalemlerden kaynaklandığı dikkat çekiyor.
Sanayi üretiminde genel görünüm ise dengeli değil. Bazı sektörlerde güçlü büyüme kaydedilirken, geniş bir kesimde zayıflık devam ediyor. Metal eşya sanayi %10,4, metalik olmayan mineraller %7,3, motorlu taşıtlar %5 oranında büyüme gösterirken, dayanıklı tüketim malları %13,8, giyim %18,3, makine-teçhizat %7,5 oranında daralma yaşadı. Bu durum, üretimin daha çok yatırım ve enerji odaklı alanlarda yoğunlaştığını, tüketim mallarında ise kırılganlığın sürdüğünü ortaya koyuyor.
Aylık bazda birçok sektörde artış gözlemlense de, yıllık bazda daralmanın devam ettiği belirtiliyor. Sermaye malları %6,4, giyim %4,3, plastik-kauçuk %3,4 oranında artış gösterdi. Ancak bu artışların genel trendde kalıcı bir iyileşmeye işaret etmediği ifade ediliyor.
Öncü göstergeler, sanayi üretiminin geleceğine dair temkinli bir tablo çiziyor. İmalat PMI verisi Şubat’ta 49,3’e yükselirken, Mart’ta yeniden 47,9’a geriledi. Bu seviye, üretimde daralmaya işaret eden 50 eşik değerinin altında kalmaya devam ediyor. Ayrıca, ihracat Mart ayında yıllık %6,4 geriledi ve reel kesim güven endeksi de düşüş gösterdi.
Son dönemde artan jeopolitik riskler, sanayi üretimi üzerinde yeni baskılar oluşturuyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası enerji fiyatlarında oynaklık arttı, küresel büyüme beklentileri zayıfladı ve ihracat pazarlarında belirsizlik yükseldi. Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler, petrol fiyatları üzerinden Türkiye ekonomisini doğrudan etkileyebilir.
Türkiye’nin en önemli ihracat pazarı olan Avrupa’da büyümenin zayıflaması, sanayi üretimini sınırlayan önemli bir faktör olmaya devam ediyor. Almanya başta olmak üzere Avrupa ekonomilerindeki yavaşlama, sanayi ürünlerine talebi azaltmakta ve ihracat performansını baskılamaktadır.
Uzmanlara göre, sanayi üretiminin seyri açısından belirleyici faktörler arasında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın para politikası, finansal koşullar ve kredi erişimi, küresel ticaret görünümü ve jeopolitik gelişmeler yer alıyor. Kredi koşullarında olası bir gevşeme üretimi destekleyebilir. Ancak yüksek finansman maliyetleri, zayıf dış talep ve artan riskler sanayi üretimi üzerinde aşağı yönlü baskı yaratmaya devam edecek.
Sonuç olarak, Şubat ayında görülen güçlü artışa rağmen, sanayi üretiminde dengeli ve sürdürülebilir bir toparlanmadan bahsetmek zor. Öncü veriler ve küresel gelişmeler, önümüzdeki dönemde aylık bazda sınırlı daralma ve yıllık büyümede zayıflama olasılığını artırıyor. Sanayi üretimi büyümeye katkı sağlamaya devam etse de, mevcut tablo kırılgan ve dengesiz bir görünüm sergiliyor.




