Turizm sektörü kurda esneklik ve kârlılık desteği bekliyor

Turizm sektörü, yüksek enflasyon ve yatay kur nedeniyle daralan kâr marjları için esneklik bekliyor; oda başı harcama ve katma değer öne çıkıyor.

Türkiye turizm sektörü, yükselen girdi maliyetleri ile uzun süredir yatay seyreden döviz kurunun oluşturduğu baskı altında faaliyetlerini sürdürüyor. Uluslararası İstanbul Turizm Fuarı öncesinde sektörün görünümünü değerlendiren Türkiye Otelciler Birliği Başkanı Müberra Eresin ile İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı Başkan Yardımcısı Bahadır Yaşık, özellikle konaklama işletmelerinde kârlılığın ciddi biçimde gerilediğine dikkat çekti.

Maliyetler katlandı, gelirler aynı kaldı

Müberra Eresin, İstanbul’daki otellerin maliyetlerinin son yıllarda yaklaşık 6 ila 6,5 kat arttığını belirtti. Buna karşın şehir otellerinin yurt dışındaki iş ortaklarıyla yaptığı döviz bazlı sözleşmelerin son 5 ila 10 yılda büyük ölçüde aynı seviyede kaldığını aktaran Eresin, Türkiye’deki enflasyonun bu kontratlara doğrudan yansıtılamadığını söyledi.

Eresin’e göre, uluslararası partnerlere fiyat artışı yapılabilse bile bu oran çoğunlukla yüzde 1 ile 3 arasında kalıyor. Böylece gelirleri sınırlı ölçüde artan işletmeler, giderleri birkaç kat yükselmiş bir yapı içinde faaliyet göstermek zorunda kalıyor.

İstanbul’un tüm bu maliyet baskısına rağmen dünya metropolleri arasında hâlâ en uygun konaklama seçeneklerinden biri olduğunu vurgulayan Eresin, şehirdeki fiyatların benzer destinasyonlara kıyasla düşük kaldığını ifade etti. Sektörün beklentisinin başında ise yatay seyreden döviz kurunda belirli bir esneklik sağlanması geliyor. Eresin, konaklama sektörüne yönelik desteğin, turistlerin yaratacağı döviz geliri ve katma değerle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.

Bölgesel çatışmalar seyahat talebini etkiliyor

Orta Doğu’daki çatışmaların yanı sıra dünyadaki diğer savaş ve gerilimlerin de seyahat kararlarını olumsuz etkilediğini kaydeden Eresin, Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle uluslararası pazarlarda zaman zaman gerçeği yansıtmayan bir algıyla karşılaşabildiğini söyledi. Çatışmaların genişleme ihtimali ve hava sahalarının kapanabileceği yönündeki endişelerin, seyahat planlarını sınırladığını dile getirdi.

Eresin, turizm performansının yalnızca ülkeye gelen ziyaretçi sayısıyla ölçülmemesi gerektiğini belirterek, konaklama süresi ile oda başına yapılan harcamanın daha önemli göstergeler olduğunu ifade etti. Turist sayısında hedeflere ulaşmanın mümkün olabileceğini ancak ortalama oda fiyatları ve brüt işletme kârı açısından yıl sonu hedeflerinin yakalanmasının zor göründüğünü söyledi. Eresin ayrıca kültür turizminin desteklenmesi için iç pazardaki hareketliliğin artırılması gerektiğini kaydetti.

Eylülde otellerde hareketlilik arttı

İTO Yönetim Kurulu Üyesi ve TUGEV Başkan Yardımcısı Bahadır Yaşık ise yiyecek ve içecek hizmetlerindeki fiyat algısıyla konaklama ücretlerinin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Yaşık, Türk otellerinin uluslararası rakipleriyle karşılaştırıldığında kaliteli hizmet sunduğunu belirtti.

Turizm işletmelerinin ziyaretçileri yalnızca döviz geliri sağlayan kişiler olarak değil, misafir anlayışıyla ağırladığını ifade eden Yaşık, artan ek maliyetler nedeniyle bazı işletmelerin zorlanmasının tüm sektöle mal edilmemesi gerektiğini dile getirdi. Saha gözlemlerine göre eylül ayından itibaren otellerde verimli bir dönemin yaşandığını belirten Yaşık, sektörün 2027’ye daha güçlü bir ivmeyle girmesini beklediklerini söyledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu