Pluxee ve Ipsos’tan Çalışan Bağlılığı Araştırması Sonuçları
Pluxee, Ipsos iş birliğiyle yapılan araştırmada çalışan bağlılığı ve beklentileri üzerine önemli bulgulara ulaştı.
Çalışan deneyimi ve yan haklar alanında öncü olan Pluxee, Ipsos ile iş birliği yaparak 10 farklı ülkede, çeşitli sektörlerden ve yaş gruplarından 8.700 çalışanın katılımıyla “İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı” başlıklı bir araştırma gerçekleştirdi. Bu kapsamlı çalışma, çalışanların motivasyonları, iş-yaşam dengesi ve beklentileri hakkında küresel ölçekte önemli veriler sunuyor. Araştırma, iş dünyasında sıkça duyulan “sessiz istifa” ve “büyük kopuş” kavramlarının aslında bir kopuş değil, bağlılığın yeniden şekillendiğini ortaya koydu.
Pluxee, çalışan-işveren ilişkisini aydınlatmak ve çalışan deneyimini yeniden tanımlamak amacıyla araştırmalarına devam ediyor. Ipsos ile yapılan bu araştırma, çalışan beklentilerinde önemli bir değişim yaşandığını gösteriyor. Türkiye’nin de dahil olduğu Brezilya, İngiltere, Hindistan gibi ülkelerde gerçekleştirilen araştırmaya katılanların %83’ü çalıştıkları şirketi sevdiğini ifade ediyor. Ancak bu bağlılık, artık koşulsuz bir adanmışlık değil; denge, anlam ve karşılıklı değerler üzerine inşa ediliyor.
Sessiz İstifa Yerine Dengeli Bağlılık
Çalışma hayatında sıkça karşılaşılan “sessiz istifa” ve “büyük kopuş” kavramlarının eksik kaldığını gösteren araştırma, Türkiye’de çalışanların %84’ünün çalıştıkları kurumu sevdiğini belirtirken, işteki iyi olma hâlini 10 üzerinden 7,9 puanla değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Bu sonuç, çalışanların işlerine duygusal olarak uzaklaşmadığını, aksine iş ve işyeri ile daha güçlü ve dengeli bir bağ kurduğunu gösteriyor. Pluxee’nin tanımladığı “Dengeli Bağlılık” kavramı, bağlılığın bilinçli, değişken ve sınırları olan bir tutum haline geldiğini vurguluyor.
İyi Yaşamın Temeli: Güçlü İlişkiler ve Zaman Yönetimi
Araştırma, Türkiye’de “iyi yaşam” algısının merkezinde maddi göstergelerden çok insan ilişkilerinin bulunduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Katılımcıların %54’ü hayatı iyi kılan en önemli unsurun “etrafımda iyi insanlar var” olduğunu belirtirken; kendine zaman ayırabilmek (%42) ve iyi hissetmek (%41) de önemli faktörler arasında. Çalışanlara “Haftada fazladan 4 saatiniz olsaydı ne yapardınız?” sorusu yöneltildiğinde, %31’i sevdikleriyle daha fazla vakit geçirmek istediğini, %19’u ise egzersiz yapmayı tercih edeceğini ifade etti.
Çalışanların %35’i işinin hayatlarının merkezinde olduğunu söylerken, %58’i “elimden geldiğince çok çalışırım” ifadesini kullanıyor. Bu oran, gelişmekte olan ekonomilere kıyasla oldukça yüksek. Ancak bu durum, işin her şeyin önüne konulduğu bir yaşam tarzını değil; çabanın ilişkiler, kişisel iyilik hâli ve zamanı yönetme becerisiyle dengelendiği bir yaklaşımı yansıtıyor.
Çalışanlarının özel hayatındaki farklılıkları önemseyen şirketler, çalışan deneyiminde ve bağlılıkta önemli bir artış sağlayacak.
Pluxee Türkiye CEO’su Eda Uluca Özcan, araştırmanın iş dünyası için taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Günümüzde çalışanları yalnızca işteki rolleriyle ele almak mümkün değil. Araştırmamız, her geçen gün daha fazla çalışanın iş ve kişisel yaşam arasında yeni bir denge kurduğunu gösteriyor. Bu yaklaşımı ‘Dengeli Bağlılık’ olarak tanımlıyoruz. Bu kavram, şirketlerle çalışanlar arasındaki ilişkiyi köklü bir biçimde yeniden tanımlıyor. Türkiye’deki çalışanların %43’ü için samimi ve destekleyici bir iş ortamı, iş yerinde memnuniyetin en önemli unsuru. %40’ı gösterdiği çabanın takdir edilmesini bekliyor, %35’i ise özerklik ve karar alma yetkisinin kendileri için kritik olduğunu söylüyor. Bugün bağlılık; sessizce geri çekilmek ya da koşulsuzca adanmak arasında değil, karşılıklı güven ve değer üretimi üzerinde şekilleniyor. İşverenler için asıl fark yaratan nokta da burada başlıyor: çalışanlarını tek tip beklentilerle değil, bireysel ihtiyaçları ve yaşam evreleriyle anlayabilmek.” dedi.
Bağlılık Artık Tek Renk Değil: Sekiz Farklı Ton
Araştırma, çalışan bağlılığının artık “ya tamamen adanmış ya da kopmuş” gibi keskin tanımlarla açıklanamayacağını gösteriyor. Bağlılık, hayatın farklı evreleri, kişisel öncelikler ve bireyin içinde bulunduğu koşullara göre değişkenlik gösteriyor. Araştırma, bağlılığı bireyin özel hayatına verdiği önem ve kişisel hedefleriyle toplumsal aidiyet arasında kurduğu denge üzerinden ele alarak sekiz farklı bağlılık profili ortaya koyuyor. Bağlılık, sabit bir tutum değil; hayatla birlikte şekillenen, esneyen ve yeniden ayarlanan dinamik bir deneyim olarak karşımıza çıkıyor.
Çalışanların iş yerini cazip kılan unsurlara dair de önemli veriler sunan araştırma, “iyi maaş”ın %48 ile en öncelikli unsur olduğunu, “ihtiyaca uygun yan haklar”ın ise %36 ile hemen ardından geldiğini gösteriyor. Çalışanlar, destekleyici bir ortam, takdir edilme ve kendilerine zaman ayırabilme gibi insani ihtiyaçlara her zamankinden daha fazla önem veriyor.
Eda Uluca Özcan, araştırmanın bağlılık konusunda önemli bir tablo çizdiğini belirtirken, bağlılığı şekillendiren beklenti ve motivasyonların değiştiğine dikkat çekti: “Çalışanı gerçekten gören, dinleyen ve destekleyen kurumlar, bağlılığı doğal olarak güçlendiriyor. Bu araştırma ile çalışma hayatının geleceğini şekillendiren yeni bağlılık kurallarını keşfetmeyi, liderler ve karar vericiler için görünür kılmayı amaçladık. Pluxee olarak, çalışan-işveren ilişkisini yalnızca ölçen değil, geliştiren bir yaklaşımla; daha insan odaklı, dengeli ve sürdürülebilir bir çalışma dünyasına katkı sağlamaya devam edeceğiz.”
Raporun tamamına buradan ulaşılabilir.




