Tekstilde yeşil sertifikaya insan hakları şartı geliyor

Tekstilde yeşil sertifikalara insan hakları şartı ekleniyor. GRS ve RCS’nin yerini alacak yeni sistemde ücret, mesai ve iş güvenliği denetlenecek.

YENER KARADENİZ / İSTANBUL

Tekstil sektöründe sürdürülebilirlik değerlendirmesinin kapsamı genişliyor. Küresel ölçekte kullanılan çevresel sertifikalar, bundan böyle yalnızca hammaddenin kaynağına veya geri dönüştürülmüş içeriğine odaklanmayacak; üretimin hangi çalışma koşullarında gerçekleştirildiği de denetimlerin önemli başlıklarından biri olacak. GRS ve RCS gibi sertifikasyon sistemlerinin arkasındaki kâr amacı gütmeyen Textile Exchange, yeni yapıyla birlikte insan hakları kriterlerini güçlendirmeye hazırlanıyor.

Kuruluş, şirketlerin yeni döneme hazırlanabilmesi amacıyla 1 Eylül’de üç insan hakları rehberi ve uygulama aracı yayımladı. Buna göre işletmelerden, faaliyetleri sırasında çalışanların karşılaşabileceği insan hakları risklerini belirlemeleri ve bu riskleri azaltmaya yönelik önlemler almaları istenecek. Denetimlerde iş sağlığı ve güvenliği, çalışanların korunması, ücretler, yan haklar, çalışma süreleri ve fazla mesainin önlenmesine yönelik uygulamalar da incelenecek.

Yeni yaklaşım, sürdürülebilir tekstil üretiminde bugüne kadar öne çıkan “ürün hangi hammaddeden ve nasıl üretildi?” sorusuna, “hangi çalışma koşullarında üretildi?” sorusunu da ekliyor. Textile Exchange ayrıca işletmelerin kendi risklerini değerlendirebilmesi için bir araç hazırlarken, insan hakları politikası ve çalışma kuralları oluşturmak isteyen şirketlere örnek bir metin de sundu.

GRS ve RCS yeni çatı altında birleşecek

Değişiklikler, tekstil sektöründe yaygın biçimde kullanılan Global Recycled Standard (GRS) ve Recycled Claim Standard (RCS) sistemlerini de kapsıyor. Bu iki standart, Textile Exchange’in “Materials Matter Standard” adını verdiği yeni yapı altında bir araya getirilecek. Yün, tiftik ve alpaka gibi hayvansal elyaflara yönelik mevcut standartların da aynı çatıya alınması planlanıyor.

Yeni düzenleme ilk aşamada sektördeki tüm tekstil ve hazır giyim fabrikalarını doğrudan kapsamayacak. Türkiye’de etkilerin öncelikle tekstil geri dönüşümü ile geri dönüştürülmüş elyaf ve hammadde üretimi yapan işletmelerde görülmesi bekleniyor.

Türkiye’de geçiş hazırlıkları da başladı. Textile Exchange standartları kapsamında sertifikasyon hizmeti sunan ETKO, 19 Ağustos’ta GRS ve RCS’den yeni sisteme geçiş takvimini açıkladı. Buna göre 2027, işletmelerin uyum sağlayacağı geçiş yılı olacak. Mevcut GRS ve RCS sistemi 31 Aralık 2027’den sonra yerini yeni standarda bırakacak. Yeni yapının 31 Aralık 2026’da devreye alınması, 2028’den itibaren ise kapsam dahilindeki işletmeler için zorunlu hale gelmesi öngörülüyor.

Tedarikçi seçiminde sosyal kriterlerin ağırlığı artacak

İnsan hakları şartı, küresel moda sektöründe son yıllarda belirginleşen tedarik zinciri dönüşümünün bir parçası olarak öne çıkıyor. Büyük markalar, tedarikçilerinden çevre ve geri dönüşüm performansının yanı sıra çalışan haklarına ilişkin daha güçlü güvenceler talep ediyor. Textile Exchange de yeni sistemi oluştururken uluslararası insan hakları ve sorumlu iş yapma ilkelerini temel aldığını belirtiyor.

Şirketlerin faaliyet gösterdikleri ülke ve sektöre özgü riskleri tespit ederek bunları azaltacak politikalar geliştirmesi bekleniyor. Bu nedenle düzenleme, özellikle Avrupa ve ABD’deki büyük moda markalarına üretim yapan Türk firmaları açısından önem taşıyor. Sertifikalı üretimde ücret, çalışma süresi, fazla mesai ve iş güvenliği gibi sosyal koşulların daha görünür hale gelmesiyle birlikte, tedarikçi seçimlerinde çalışma şartlarının belirleyiciliğinin artacağı değerlendiriliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu