Tosyalı: 2026’nın İkinci Yarısına Daha İyimser Bakıyoruz
ADMİB Başkanı Fuat Tosyalı, 2026’nın ikinci yarısına dair daha iyimser bir bakış açısına sahip olduklarını belirtti.
Yılın başında tüm sektörlerde siparişlerin genellikle zayıf seyrettiğini belirten Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (ADMİB) Başkanı Fuat Tosyalı, bu durumun Türkiye’nin toplam ihracatında da bir düşüşe yol açtığını ifade etti. Ancak, 2026’nın ikinci yarısına dair daha iyimser bir bakış açısına sahip olduklarını vurguladı.
Ocak ayında Türkiye genelinde demir ve demir dışı metaller ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,3 artarak 1,1 milyar dolara ulaşırken, çelik sektörü ihracatı ise yüzde 12,9 azalarak 1,1 milyar dolar seviyesinde kaldı. Bu iki sektör birlikte değerlendirildiğinde, toplam ihracatın yüzde 10,6’sını oluşturdu.
ADMİB’in ocak ayı performansını değerlendiren Tosyalı, demir ve demir dışı metaller ihracatında yüzde 10 düşüşle 61 milyon dolara, çelik ihracatında ise yüzde 13,7 düşüşle 147 milyon dolara gerilediğini açıkladı.
Tosyalı, 2025 yılı ihracat performansını değerlendirirken, yılın ilk aylarındaki düşüşün geçici ve takvim kaynaklı olduğunu belirtti. Çelik ve metal sektöründe siparişlerin geleneksel olarak yılın başında zayıf olduğunu ifade eden Tosyalı, bu durumun tüm sektörler için geçerli olduğunu kaydetti. Akdeniz bölgesindeki ihracatın geleceğine dair umutlu olduğunu dile getiren Tosyalı, Kuzey Afrika ve Orta Doğu pazarlarında siparişlerin yılın ikinci yarısından itibaren artış göstereceğini öngördü. Özellikle Fas ve Mısır gibi pazarlarda yaşanan güçlü artışların bunun ilk işaretlerini verdiğini belirtti.
Yılın geri kalanına dair beklentilerini de paylaşan Tosyalı, Avrupa’da altyapı yatırımları, enerji dönüşümü ve sanayi üretiminin yeniden ivme kazanmasının çelik ve demir-dışı metaller talebini artıracağını ifade etti. Türk demir-çelik sektörünün bu talebi karşılayacak kapasite ve ürün çeşitliliğine sahip olduğunu vurguladı.
Tosyalı, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile ilgili bazı hatalı uygulamaları düzeltmesi gerektiğini de belirtti. SKDM hesaplamalarında Türkiye’nin gerçek veri kullanma oranının demir çelikte yüzde 82 olduğunu, 1000 ton üzerindeki ihracatlarda ise bu oranın yüzde 90’ın üzerinde olduğunu ifade etti. Bu durumun Türkiye’nin SKDM’ye hazır olduğunu gösterdiğini aktaran Tosyalı, ancak son yayınlanan belgede Türkiye’nin EAF üretimi ağırlıklı bir ülke olmasına rağmen hesaplamaların BOF bazlı yapıldığını belirtti. Bu durumun SKDM uygulamasındaki dengeyi sorgulattığını söyleyerek, düzeltilmesi gerektiğini vurguladı.
Ayrıca, yerli emisyon ticaret sistemi olmayan ülkeler ile olan ülkeler arasındaki rekabet dengesizliğinin de düzenlenmesi gerektiğini belirten Tosyalı, yerli ETS’si bulunmayan ülkeler için AB ticari kotalarında emisyonu düşük üreticilere avantaj sağlanarak sektörel dönüşümün desteklenebileceğini ifade etti. Son olarak, Hindistan ile yapılan Serbest Ticaret Anlaşması’nın sanayiyi zor durumda bıraktığını belirten Tosyalı, AB’nin bu anlaşma ile Hindistan’a fon ve teknoloji transferi sağlayacağını, ancak Türkiye’nin SKDM’den muaf olmadığını ve uyum maliyetlerini kendisinin karşıladığını hatırlattı. Tüm bu konuların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.




