Küresel Piyasalarda 7 Trilyon Dolar Değer Kaybı Yaşanıyor

Küresel hisse senetlerinde 7 trilyon dolarlık kayıp yaşanırken, güvenli limanlar dahi yatırımcıları korumakta zorlanıyor.

2026’nın ilk çeyreği yaklaşırken, küresel piyasalarda ciddi bir dalgalanma gözlemleniyor. İran’daki savaş, enerji fiyatlarındaki keskin artış ve faiz beklentilerindeki ani değişiklikler, hisse senetlerinde yaklaşık 7 trilyon dolarlık bir değer kaybına yol açtı. Bu süreçte güvenli liman olarak görülen varlıklar bile yatırımcıları korumakta yetersiz kalıyor.

Son dönemdeki gelişmeler arasında İran savaşı, petrol fiyatlarındaki ani yükseliş, doğalgaz fiyatlarındaki artış ve faiz beklentelerinin tersine dönmesi öne çıkıyor. Petrol fiyatları, yüzyılın en büyük çeyrek artışlarından birini yaşarken, Avrupa’da doğalgaz fiyatları neredeyse iki katına çıktı. Küresel faiz oranları ise aşağı yönlü değil, aksine yukarı yönlü bir seyir izliyor. Bu durum, enerjiye bağımlı sektörler ve büyüme hisseleri üzerinde baskı oluşturuyor.

Neuberger Berman’dan Robert Dishner, 2022’de faizlerin yönünün bilindiğini ancak hızının belirsiz olduğunu ifade ederken, 2026’da yönün tamamen değiştiğini belirtiyor. Bu değişim, tahvil piyasasında sert satışlara ve iki yıllık tahvil faizlerinde 90-100 baz puanlık sıçramalara neden oldu. ABD’de iki yıllık tahvil faizleri 50 baz puandan fazla yükselirken, Japonya’da faizler son 30 yılın zirvesine ulaştı.

Piyasalarda en büyük endişe kaynağı, stagflasyon riski olarak öne çıkıyor. Yüksek enflasyon ve düşük büyüme ile birlikte ekonomilerin yavaşladığı, enerji fiyatlarının enflasyonu artırdığı ve merkez bankalarının faiz indiremeyeceği kaygıları hakim. Bu durum, teknoloji devleri ve gelişen piyasalar üzerinde olumsuz etki yaratıyor. “Muhteşem Yedili” olarak adlandırılan teknoloji hisseleri, küresel endekslerin gerisinde kalırken, gelişen piyasalardaki rallinin daha başlamadan sona erdiği görülüyor.

Güvenli liman olarak bilinen varlıklar da bu dönemde beklenen performansı gösteremedi. Altın, Mart ayında %16’dan fazla değer kaybetti ve bu, 1983’ten bu yana en kötü performans olarak kaydedildi. Dolar ise sınırlı bir artış gösterdi, ABD tahvilleri de beklenen güvenli liman rolünü üstlenemedi. AXA ekonomisti Gilles Moec, bu kadar büyük bir enerji şokunda altının düşmesinin şaşırtıcı olduğunu ifade etti.

Enerji ithalatçısı ülkeler, bu süreçte en büyük darbeyi aldı. Mısır para birimi %10 değer kaybederken, Macar forinti, Güney Afrika randı, Tayland bahtı ve Filipin pesosu %4-7 arasında düştü. Yüksek enerji maliyetleri ve borç yükü, bu ülkelerin ekonomilerini kırılgan hale getiriyor. Bitcoin, Mart ayında yükselmesine rağmen yıl genelinde %20’den fazla düşüş yaşadı ve piyasalarda yön belirsizliği devam ediyor.

Ninety One’dan Sahil Mahtani, piyasalarda dolar karşıtı pozisyonlardan dolar lehine geçiş yaşandığını belirtirken, bu eğilimin kalıcı olmayabileceği uyarısında bulunuyor. Önümüzdeki dönemde piyasaları bekleyen riskler arasında İran savaşının uzaması, merkez bankalarının daha fazla sıkılaşması ve Avrupa’daki seçimler yer alıyor. Uzmanlar, mevcut kriz durumunun COVID benzeri sistemik bir şoka dönüşebileceği ve sosyal ve politik sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. Bu, yatırım stratejilerinin tamamen değişmesine neden olabilecek bir yol ayrımı olarak değerlendiriliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu