Küresel Daralma Türkiye’nin Çelik Stratejisini Yeniden Şekillendiriyor
Türkiye çelik sektörü, küresel daralma nedeniyle yakın pazarlara yönelerek stratejisini yeniden belirliyor.
Küresel ekonomik belirsizlikler ve artan korumacılık uygulamaları, Türkiye’nin çelik sektöründe önemli bir dönüşüme yol açtı. Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Aslan, sektörün gelecekte uzak pazarlara yönelmek yerine komşu coğrafyalara odaklanacağını açıkladı. Aslan, “Çelik sektörü artık bölgesel büyümeye geçiyor. Yakın pazarlarda hızlı teslimat avantajımızı kullanarak, orta vadede katma değerli ürünlerle rekabet gücümüzü artırmayı hedefliyoruz,” dedi.
Türkiye çelik sektörü, 2025 yılı itibarıyla ihracatında önemli bir artış kaydetti. Bu yıl 19 milyon 432 bin ton çelik ihraç edilirken, toplam ihracat değeri 16,5 milyar dolara ulaştı. Ton başına ortalama ihracat fiyatı ise 851 dolar seviyesinde kaldı. Birim fiyatlardaki düşüşe rağmen tonajdaki artış, sektörün küresel rekabet koşullarına uyum sağladığını gösteriyor.
Aslan, 2025 performansını değerlendirirken, bu artışın zorlu piyasa koşullarında elde edildiğini vurguladı. “Küresel çelik piyasasında fiyatlar ciddi baskı altında. Çin’in yüksek ihracat hacmi ve dünya genelindeki arz fazlası fiyatları aşağı çekiyor. Bu ortamda büyümeyi ancak doğru pazarlara odaklanarak ve esnek bir stratejiyle sağlamak mümkün,” dedi.
Sektörün yeni stratejisinin merkezinde yakın pazarlara odaklanmak yer alıyor. Aslan, Türkiye’ye coğrafi olarak yakın ülkelerin öncelikli hedef pazarlar arasında olduğunu belirtti. “Çelik sektörü giderek bölgeselleşiyor. Uzak pazarlarda lojistik maliyetler artarken, gümrük vergileri ve kotalar ciddi engeller oluşturuyor. Yakın pazarlarda ise hızlı teslimat ve güçlü ticari ilişkiler gibi avantajlarımız mevcut,” şeklinde konuştu.
Aslan, Avrupa Birliği ülkeleri, Balkanlar ve Doğu Avrupa’nın öncelikli pazarlar olduğunu ifade ederek, mevcut pazarlarda derinleşmenin temel strateji olacağını kaydetti. Romanya, Bulgaristan, Gürcistan ve Azerbaycan gibi ülkelerde yapılan sektörel çalışmaların ihracata katkı sağladığını söyledi.
Avrupa pazarında yaşanan durgunluğun temel nedenlerinden birinin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) belirsizliği olduğunu belirten Aslan, 2026 yılı itibarıyla ihracatta bir düşüşle başladıklarını, ancak sürecin netleşmesiyle birlikte yeniden bir ivme beklediklerini dile getirdi. “Avrupa’da alımlar bir süre ertelendi. Ancak mart ve nisan aylarından itibaren özellikle Avrupa kaynaklı bir toparlanma öngörüyoruz. Bu da yakın pazar stratejisinin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor,” dedi.
2025 yılında Avrupa Birliği’ne yapılan çelik ihracatının 7 milyon 900 bin ton seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatan Aslan, AB dışındaki Avrupa ülkelerine yönelik ihracatın ise 3,7 milyon tona ulaştığını belirtti. Avrupa pazarının toplam pazardan yüzde 60 pay aldığını vurguladı.
Aslan, sektörün yeni büyüme stratejisinin ikinci ayağının katma değerli ürünler olduğunu ifade etti. Uzun ürünler ve inşaat demirinin ihracatta önemli bir paya sahip olduğunu ancak bu yapının sürdürülebilir olmadığını belirtti. İnşaat demirinin tonaj olarak ihracatın lokomotifi olmasına karşın katma değerinin sınırlı olduğunu vurgulayan Aslan, orta ve uzun vadede soğuk haddelenmiş, galvanizli, boyalı ürünler gibi katma değerli ürünlerin payının artacağını kaydetti. Bu dönüşüm, Türk çelik sektörünü düşük maliyetli üreticilerle doğrudan fiyat rekabetinden uzaklaştıracak.
Aslan, küresel ticarette artan kotalar ve vergilerin çelik sektörünü zorlayan en önemli unsurlar arasında yer aldığını belirtti. “Çelik, dünyada en fazla kota ve vergiyle karşılaşan sektörlerden biri. Bir pazarda ihracat artışı sağladığınızda, çok kısa sürede yeni bir ticaret önlemiyle karşılaşabiliyorsunuz. Bu nedenle bölgesel büyüme ve ürün çeşitliliği artık bir tercih değil, zorunluluk,” dedi.
2026 yılına ilişkin hedeflerini de paylaşan Aslan, sektörün tonajda 20 milyon ton, değer bazında ise 17 milyar dolarlık bir hedef belirlediklerini söyledi. “Yakın pazarlara odaklanarak ve katma değerli ürünlerin payını artırarak daha dengeli bir büyüme hedefliyoruz. Çelik sektörü bundan sonra büyümeyi uzak pazarlarda değil, yakın coğrafyada ve nitelikli ürünlerle arayacak,” şeklinde konuştu.
Aslan, 2026 yılında İstanbul’da düzenlenecek çelik zirvesine de değindi. 25-27 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Steel Networking Summits 2026’nın, küresel çelik sektörünün önde gelen aktörlerini bir araya getireceğini belirtti. Bu etkinlik, katılımcılara ticari erişim ve bölgesel iş fırsatları sunacak. Aslan, “Bu etkinlikle, piyasa trendlerinin ötesine geçerek sektörü şekillendiren politik, ekonomik ve düzenleyici dinamikleri karar vericilerden doğrudan aktarmayı hedefliyoruz. 80 farklı ülkeden 500’ün üzerinde sektör profesyonelinin katılması bekleniyor,” dedi.




