Tanker fonu güvenlik kriziyle yüzde 3.600 yükseldi

Tanker fonu, Hürmüz ve Babülmendep çevresindeki güvenlik riskleriyle yıl başından bu yana yüzde 3.600’ü aşan yükseliş kaydetti; navlun maliyetleri rekor kırdı.

Petrol piyasalarında son dönemin en çarpıcı hareketi yalnızca ham petrol fiyatlarında değil, bu ürünün taşınması için ödenen navlunlarda yaşandı. Hürmüz ve Babülmendep çevresinde artan güvenlik riskleri, tanker bulmayı zorlaştırırken taşıma maliyetlerini de tarihi seviyelere çıkardı.

Bu gelişmenin finansal piyasalardaki en dikkat çekici yansıması Breakwave Tanker Shipping ETF’de görüldü. Kaldıraç kullanmadan petrol tankerlerine ait navlun vadeli işlemlerine yatırım yapan tanker fonu, yıl başından bu yana birkaç bin yüzdelik artışla ABD piyasalarının en sıra dışı performans gösteren araçlarından biri oldu.

Fon, 2025’in son işlem gününde yaklaşık 19 dolar seviyesindeydi. 11 Eylül’deki kapanışta ise 726,92 dolara yükseldi. Böylece yıl sonuna kıyasla değer artışı yüzde 3.600’ü aştı. Yalnızca 8-11 Eylül arasındaki dört işlem gününde 550 dolar civarından 726 doların üzerine çıkan fon, son işlem gününü de yüzde 11,8 artışla tamamladı. Gün içinde 743 doların üzerinin görülmesi, tanker navlunlarındaki sert hareketin finansal piyasalara ne ölçüde yansıdığını ortaya koydu.

Breakwave Tanker Shipping ETF’nin özelliği, klasik ulaştırma fonlarından farklı bir yatırım stratejisine sahip olması. Fon doğrudan tanker şirketlerinin hisselerini almak yerine, ham petrolün deniz yoluyla taşınma maliyetini izleyen navlun vadeli işlemlerine yatırım yapıyor. Portföyün yaklaşık yüzde 90’ı, Orta Doğu ile Asya arasındaki çok büyük ham petrol tankerlerinin taşıma ücretlerine bağlı bulunuyor. Kalan bölüm ise daha küçük Suezmax tankerlerinin güzergâhlarını takip ediyor.

Bu yapı, tanker kiralama ücretlerindeki yükselişin fona doğrudan yansımasını sağlıyor. Ancak navlunların gerilemesi durumunda aynı mekanizma hızlı ve sert kayıplara da yol açabiliyor.

Navlun piyasasındaki yükselişin boyutu, fondaki hareketi açıklayacak seviyeye ulaştı. Orta Doğu’dan Çin’e ham petrol taşıyan çok büyük tankerlerin bazı rotalardaki günlük kazançları 1 milyon dolara yaklaşırken, Umman-Çin hattında gelirler bir ay içinde birkaç kat arttı. Batı Afrika-Asya ile ABD Körfezi-Asya güzergâhlarında da tarihi seviyeler kaydedildi.

Piyasadaki sıkışıklığın temel nedeni yalnızca gemi sayısındaki fiziksel azalma değil. Güvenlik tehditlerinin arttığı bölgelerde çalışmak istemeyen tankerlerin sayısı yükselirken, faaliyetini sürdüren gemiler için daha yüksek ücret talep ediliyor. Ayrıca alternatif rotalara yönelme, sefer sürelerini uzatarak tanker arzını fiilen azaltıyor. Bir geminin daha uzun süre aynı yükle meşgul olması, yeni taşımalar için kullanılabilecek kapasiteyi daraltıyor.

Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Bölgede saldırı riskinin artması; sigorta giderleri, mürettebat primleri ve işletme maliyetleri başta olmak üzere tanker taşımacılığının birçok kalemini pahalılaştırıyor. Bu nedenle petrolün varil fiyatı değişmese bile üretici ile alıcı arasındaki taşıma faturası hızla büyüyebiliyor.

Navlunlardaki yükseliş, gemi sahipleri ve yatırımcılarla sınırlı bir etki alanına sahip değil. Daha yüksek taşıma maliyeti, ithal petrolün toplam fiyatına ekleniyor. Özellikle Orta Doğu’dan uzun mesafeli alım yapan ülkelerde navlunların yüksek kalması, rafineri giderlerinden akaryakıt fiyatlarına kadar uzanan bir zinciri etkileyebilir.

Türkiye açısından da risk yalnızca uluslararası petrol fiyatıyla ölçülmüyor. Ham petrolün taşınması, sigortalanması ve güvenli rotalardan geçirilmesi için ödenen ek bedellerin artması, enerji ithalat faturasındaki baskıyı büyütebilir.

Fonun yüzde 3.600’ü aşan getirisi dikkat çekici olsa da bu performans, yatırım aracının yüksek riskini de gösteriyor. Navlun vadeli işlemlerindeki sert dalgalanmalar, fon fiyatında çift haneli günlük yükselişlerin yanı sıra büyük düşüşlere neden olabiliyor. Fon, ağustos ayında tek bir işlem gününde yüzde 20’nin üzerinde değer kaybetti.

Önümüzdeki dönemde fonun yönünü petrol fiyatından çok tanker taşımacılığındaki arz sıkışıklığının seyri belirleyecek. Hürmüz ve Babülmendep çevresindeki güvenlik risklerinin azalması halinde navlunlarda hızlı bir geri çekilme yaşanabilir. Gerilimin sürmesi durumunda ise tanker kapasitesindeki daralma ve yüksek taşıma ücretleri gündemde kalmayı sürdürebilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu