Kredi Erişimi Zorlaşınca Bireysel Alıcılar Çaresiz Kaldı

Yüksek faiz ve kredi kısıtlamaları, bireysel alıcıları otomotiv pazarında çaresiz bırakıyor.

Otomotiv editörü Emre Özpeynirci, Türkiye otomotiv pazarında yaşanan derin tıkanıklığı ele aldı. Yüksek faiz oranları, kredi kısıtlamaları ve alım gücündeki düşüş, hem sıfır hem de ikinci el araç piyasasını olumsuz etkiliyor. Özpeynirci, yılın son dört ayında bayilerin yüksek maliyetli stoklarını eritmek için yoğun kampanyalara gireceğini belirtti.

Oksijen TV’de yaptığı değerlendirmede, ağustos ayının perakende tarafındaki zayıflığın sektörde sıkıntılara yol açtığını ifade eden Özpeynirci, bu dönemde maksimum 75 bin adetlik bir satışın gerçekleşebileceğini, bunun da bireysel alıcılardan ziyade filo satışlarıyla mümkün olabileceğini vurguladı. Yılın ilk sekiz ayında pazarın 715 bin adet civarına ulaşmasının beklendiğini aktardı.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) Başkanı Hakan Tik’in yıl sonu tahminleri 975 bin adetlik otomobil ve toplamda 1 milyon 150 bin ile 1 milyon 175 bin arasında bir pazar öngörüsünü içeriyor. Eski ODMD Başkanı ve Toyota ALJ Grubu CEO’su Ali Haydar Bozkurt’un da benzer beklentileri olduğunu belirten Özpeynirci, bu tahminlerin oldukça iyimser olduğunu kaydetti.

Bu seviyelere ulaşmak için son dört ayda aylık ortalama 115 bin adet araç satılması gerektiğini belirten Özpeynirci, mevcut ekonomik koşulların temmuz ve ağustos aylarındaki zayıflığın ardından eylül ve ekim aylarında büyük satışların gerçekleşmesini zorlaştırdığını ifade etti. Yıl sonunda pazarın 1 milyon 115 bin adet seviyesinde kalması durumunda, geçen yıl kırılan rekorlara kıyasla %15’lik bir daralma ve 195 bin ila 250 bin adetlik bir kayıp yaşanacağı öngörülüyor.

Yüksek Faizler Araç Alımını Zorlaştırıyor

Geçmiş yıllarda, özellikle 2024 ve 2025’te değerli madenlerden elde edilen yüksek getirilerin otomotiv sektörüne yönelmesi, satışlarda tarihi rekorlar kırılmasına neden olmuştu. Ancak 2026 yılına gelindiğinde, altın ve gümüş fiyatlarındaki düşüş ile birlikte otomobil fiyatlarında reel anlamda bir azalma gözlemleniyor. Bugün otomotiv sektörünün en büyük engeli yüksek mevduat faizleri. Aylık %4 seviyelerinde seyreden faiz oranları, tüketicilerin yatırım amaçlı otomobil almak yerine paralarını mevduatta değerlendirmeyi tercih etmesine yol açıyor.

Eski Merkez Bankası ekonomisti Hakan Kara’nın da belirttiği gibi, Merkez Bankası’ndan faiz indirimi sinyalleri gelse de radikal bir düşüş beklenmiyor. Bu ekonomik politikalar sürdükçe otomobilin yatırım aracı olma cazibesi kayboluyor.

Bayilerin Stok Sorunu Büyüyor

Yüksek faiz oranları, yalnızca tüketicileri değil, bayileri ve distribütörleri de olumsuz etkiliyor. Aylık %4 faiz yükü altında stok tutmanın maliyeti bayiler için dayanılmaz hale geliyor. Stoktaki her aracın yarattığı finansal yük, bayilerin dengesini bozuyor. Özpeynirci, önümüzdeki dört ayda otomobil satışından ziyade stok kontrolünün hayati önem taşıyacağını belirtiyor; çünkü eritilemeyen her stok, ciddi bir finansal kriz anlamına geliyor. Bu durum, nakit parası olan ve gerçekten araç ihtiyacı bulunan tüketiciler için fırsatlar doğuruyor.

Sektörde hâlâ 2025 model araçların bile stoklarda eritilemediği belirtilirken, distribütör ve bayilerin 2027 yılına daha rahat girebilmek için önümüzdeki 2-3 ay boyunca ciddi finansman destekleri ve indirim kampanyaları düzenlemesi bekleniyor.

Bireysel Alıcılar Kredi Erişiminde Zorluk Yaşıyor

Pazarın daralmasındaki en büyük etkenlerden biri, bireysel taşıt kredilerine erişimdeki zorluklar. Bireysel tarafta kredi kullanım koşullarının 4 yıldır güncellenmemesi ve 2 milyon TL üzerindeki araçlar için kredi imkanının neredeyse bulunmaması, perakende satışları tamamen durma noktasına getirdi. Kurumsal ve filo tarafında ise yüksek faiz oranlarına rağmen krediye erişim imkanı bulunduğu için pazar, filo satışlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Eğer filo tarafındaki bu hareketlilik olmasaydı, 8 aylık dönemde 700 bin adetlerin bile konuşulamayacağı ifade ediliyor.

İkinci El Pazarında Zorlu Dönem

Sıfır araç pazarındaki stok eritme kampanyaları ve reel fiyat düşüşleri, ikinci el piyasasını da olumsuz etkiliyor. Sıfır fiyatlarının gerilediği bir ortamda, ikinci el fiyatlarının yükselmesi mümkün olmuyor. Temmuz ayı verilerine göre sıfır otomobil pazarı %25 daralırken, ikinci el otomobil pazarı da %14’e yakın bir düşüşle 585 bin ila 588 bin adet seviyesine geriledi. Geçen yıl aynı dönemde bu rakam 680 bin adet düzeyindeydi. Yılın ilk yedi ayı toplamında ise ikinci el otomobil pazarının geçen yıla göre 153 bin adet azalarak 4 milyon 4 bin adede gerilediği görülüyor.

Fiyatların istenen seviyede olmaması ve araç elde tutmanın yüksek maliyeti, kurumsal ikinci el şirketlerini de zor durumda bırakıyor. Birçok firma, ellerindeki takasa bağlı araç stokunun yarattığı mali baskı nedeniyle karsız hatta zararına satışlar yapmak zorunda kalıyor. Önümüzdeki dönemde bu alanda daha sıkıntılı haberlerin gelebileceği belirtiliyor. Ayrıca, kendi aracını istediği fiyata satamayan tüketicilerin sıfır araç kampanyalarından da yararlanamaması, piyasayı kısır bir döngüye sokuyor.

Gelir Adaletsizliği Araç Yaşında Kendini Gösteriyor

Türkiye’deki alım gücü kaybı ve gelir adaletsizliği, ikinci el piyasasındaki yaş dağılımında belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor. Sıfır araç alma şansı kalmayan ve 0-5 yaş arası ikinci el araçların yüksek fiyatları ile kredi engeline takılan geniş halk kitleleri, yaşlı araçlara yönelmek zorunda kalıyor. Türkiye’de satılan her 100 ikinci el aracın yaklaşık 55’ini 11 yaş ve üzerindeki araçlar oluşturuyor. Pazarın yaş dağılımı şu şekilde şekilleniyor: 0-5 yaş arası araçların payı %24, 11-15 yaş arası araçların payı %21.72, 16 yaş ve üzeri araçların payı ise %32 ila %33 bandında seyrediyor. İnsanlar yalnızca mobil olabilmek adına 300 bin, 400 bin veya 500 bin TL civarındaki bu yaşlı otomobilleri tercih etmek zorunda kalıyor.

Bölgesel Alım Gücü Farklılıkları

Sıfır otomobil satışlarına kıyasla yapılan ikinci el satış oranları, Türkiye’deki bölgesel alım gücü adaletsizliğini de net bir şekilde ortaya koyuyor. Sıfır satılan her 1 araç başına düşen ikinci el araç satış oranlarında bölgeler arasında ciddi farklılıklar bulunuyor. Marmara Bölgesi’nde 1 sıfır araca karşılık 5.4 ikinci el araç satılırken, Akdeniz Bölgesi’nde bu oran 10.7’ye yükseliyor. Karadeniz Bölgesi ise Türkiye’deki en yüksek oranla, satılan her 1 sıfır araca karşılık 11 ikinci el araç satılıyor. Toplam otomotiv pazarı genelinde de Karadeniz Bölgesi, her bir sıfır araca karşı 10.9 ikinci el satışıyla başı çekiyor. Bu veriler, alım gücünün Türkiye genelinde homojen dağılmadığını, Karadeniz ve İç Anadolu gibi bölgelerde yaşlı araç parkının çok daha yoğun olduğunu gösteriyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu