Jeotermal Enerjinin Elektrik Üretimindeki Payı Yüzde 3’e Yükseldi

Türkiye’de jeotermal enerjinin elektrik üretimindeki payı 2025’te yüzde 3’e ulaşacak. Enerji Bakanlığı, bu alanda desteklerini sürdürecek.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, Türkiye’nin yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarını artırma hedefi doğrultusunda önemli açıklamalarda bulundu. Tancan, jeotermal enerjinin 2025 yılı itibarıyla toplam elektrik üretimindeki payının yüzde 3 civarına ulaşacağını belirterek, bu başarının kamu politikaları, özel sektör yatırımları ve bilim dünyasının ortak çabalarının bir sonucu olduğunu ifade etti.

Bu bağlamda, Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği (JESDER) tarafından düzenlenen 9. Türkiye Jeotermal Kongresi, iki gün boyunca jeotermal enerji kaynaklarının geliştirilmesi için mühendisler, bilim insanları, akademisyenler ve yatırımcıları bir araya getirdi. Tancan, kongrede yaptığı konuşmada, jeotermal enerjinin sürdürülebilir kalkınma, yerli üretim ve enerji bağımsızlığı açısından önemine dikkat çekti.

Jeotermal santrallerin baz yük olarak kullanılabilmesi, bu enerjiyi diğer yenilenebilir kaynaklardan ayıran bir özellik olarak öne çıkıyor. Tancan, Türkiye’nin jeotermal enerjide 2004 yılında sadece 15 megavatlık bir kurulu güce sahipken, 2025 sonu itibarıyla bu rakamın yaklaşık 1800 megavata ulaşacağını vurguladı.

Bakanlık olarak, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) çerçevesinde jeotermal kaynaklara destek vermeye devam edeceklerini belirten Tancan, şirketlerden, ülkenin jeotermal potansiyelini tam anlamıyla değerlendirebilmeleri için daha az araştırılmış bölgelerde derin sondaj çalışmalarına yönelmelerini beklediklerini ifade etti.

Tancan, jeotermal kaynakların enerji üretimi, konut ısıtma ve seracılık gibi alanlarda entegre bir şekilde kullanılmasının önemine de değinerek, jeotermal sektörünün sadece bugünün değil, gelecek nesillerin enerji güvenliğini sağladığını dile getirdi. Bu zenginliğin bilimsel bir yaklaşımla, çevresel sorumlulukla ve ekonomik bir vizyonla yönetilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda yerli, temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarını her düzeyde değerlendirmeyi hedeflediklerini belirten Tancan, jeotermal enerji sektörünün bilgi birikimi ve mühendislik kapasitesinin bu hedeflere ulaşmada en büyük garanti olduğunu kaydetti.

JESDER Başkanı Ufuk Şentürk, jeotermal enerjinin düşük karbon ayak izi ve sürekli üretim kapasitesi ile Türkiye’nin iklim hedeflerine ulaşmasında stratejik bir rol oynadığını ifade etti. Şentürk, Türkiye’nin jeotermal potansiyeli ve yatırım tecrübeleri sayesinde yenilenebilir enerji dönüşümünde güçlü bir konumda olduğunu belirtti.

Şentürk, jeotermal enerji sektörünün Türkiye’nin iklim taahhütlerine ulaşmasında önemli bir rol oynamaya hazır olduğunu ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31) Türkiye’de yapılacak olmasının bu açıdan büyük bir fırsat sunduğunu vurguladı. COP31’in, Türkiye’nin iklim hedeflerini ve yenilenebilir enerji vizyonunu uluslararası platformda sergilemesi için önemli bir zemin oluşturacağını dile getirdi.

Son olarak, jeotermal enerji sektörünün çevresel hassasiyetleri gözeterek ve yatırım ortamını güçlendirerek gelişmesini önemsediklerini belirten Şentürk, ilgili bakanlıklar, kamu kurumları ve tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu