Kömürden çıkış Türkiye için halk sağlığı zorunluluğu

Greenpeace raporu, kömürden çıkışın Türkiye’de halk sağlığı için ertelenemez olduğunu ve kömür santrallarının binlerce erken ölüme yol açtığını ortaya koydu.

Greenpeace Türkiye, COP31 öncesinde Türkiye’nin kömür kullanımı, iklim politikaları ve halk sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen yeni bir bilgilendirme notu yayımladı. Ulusal ve uluslararası bilimsel araştırmalardan yararlanılarak hazırlanan raporda, elektrik üretiminde kömür yakılmasının Türkiye’nin en büyük sera gazı emisyonu kaynaklarından biri olduğu vurgulandı.

Rapora göre kömür bağımlılığı, anne karnındaki bebeklerden ileri yaştaki bireylere kadar toplumun tamamını etkiliyor. Kömür yakıtlı santrallardan yayılan kirleticiler akciğer, kalp, beyin ve diğer organlar üzerinde olumsuz sonuçlara yol açarken; çocuklar, yaşlılar ve mevcut solunum ya da kalp-damar hastalığı bulunan kişiler daha yüksek risk taşıyor.

Greenpeace, Antalya’da kasım ayında düzenlenmesi planlanan COP31 İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak ve zirveye başkanlık edecek Türkiye açısından kömürden çıkışın ertelenemeyecek bir halk sağlığı meselesi olduğunu bildirdi.

Kömür santrallarıyla bağlantılı erken ölümler

Bilgilendirme notunda, Türkiye’de dış ortam hava kirliliğine maruz kalma nedeniyle her yıl yaklaşık 44 bin 200 kişinin hayatını kaybettiği tahminine yer verildi. Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy kömürlü termik santrallarının ise 1983’ten bu yana yaklaşık 45 bin erken ölümle ilişkilendirildiği belirtildi. Santralların faaliyetlerini sürdürmesi halinde 2030’a kadar 5 bin 270 erken ölüme daha yol açabileceği öngörüldü.

Türkiye’nin büyük ölçüde düşük kaliteli linyite dayandığına dikkat çekilen raporda, bu yakıtın kükürt dioksit ve azot dioksitin yanı sıra cıva, krom, vanadyum ve arsenik gibi ağır metaller içeren toksik kirleticiler yaydığı kaydedildi. Elektrik üretiminde kömür kullanımı aynı zamanda ülkedeki en büyük sera gazı emisyonu kaynağı olarak gösterildi.

Greenpeace’in değerlendirmesine göre kömür kaynaklı sağlık zararları kaçınılmaz değil. Kömür kullanımının sona erdirilmesi ve güneş enerjisi başta olmak üzere daha temiz yenilenebilir kaynaklara geçilmesi, hava kirliliğine maruziyeti azaltarak toplum sağlığının korunmasına katkı sağlayabilir.

“Kömürden çıkış bir tercih değil, zorunluluk”

Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanyaları Sorumlusu Emel Türker Alpay, kömür kaynaklı kirliliğin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin ortadan kaldırılabileceğini belirtti. Hava kirliliğindeki parçacıkların önemli bölümünün çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olduğunu söyleyen Alpay, bu maddelerin akciğerlerin derin bölgelerine ulaşabildiğini ifade etti.

Alpay, ultra ince parçacıkların alyuvarlardan daha küçük olabildiğini ve kan dolaşımı aracılığıyla karaciğer, böbrekler ve beyne taşınabildiğini belirterek çocukların kirlilikten en fazla etkilenen gruplar arasında bulunduğunu söyledi.

Kömürün yalnızca bir enerji politikası değil, aynı zamanda halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Alpay, Türkiye’nin yeni kömürlü termik santral projelerini iptal etmesi, adil bir kömürden çıkış tarihi açıklaması ve fosil yakıtlardan uzaklaşmayı sağlayacak bir yol haritası hazırlaması gerektiğini kaydetti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu