Merkez Bankası’nın Repo İhaleleri Piyasalarda Etki Yarattı

Merkez Bankası’nın repo ihalelerine dönüşü, piyasalarda normalleşme adımı olarak değerlendiriliyor. Faiz indirimine yol açmayacak.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yaklaşık altı ay aradan sonra 1 hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlamasıyla birlikte, piyasalarda önemli bir normalleşme adımı atmış oldu. Uzmanlar, bu kararın doğrudan bir faiz indirimi anlamına gelmediğini, ancak piyasada fiili fonlama maliyetinin düşmesine yol açacağını belirtiyor.

Repo ihalelerine dönüş ile birlikte, bankaların Merkez Bankası’ndan sağladığı fonlama maliyetinin yaklaşık yüzde 40 seviyesinden politika faizi olan yüzde 37’ye gerilemesi bekleniyor. Bu durum, Merkez Bankası’nın piyasaya sağladığı likiditenin daha normal bir şekilde gerçekleşmesine ve para politikasındaki aktarım mekanizmasının güçlenmesine katkı sağlayacak.

Uzmanlar, bu adımın “gevşeme” olarak değil, sıkı para politikası çerçevesinde bir normalleşme hamlesi olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Piyasalardaki ilk etkilerin ise TLREF ve mevduat faizlerinde görülmesi öngörülüyor. Fonlama maliyetindeki düşüş, bankaların kaynak maliyetlerine yansıyacak ve bu da mevduat faizlerinde aşağı yönlü bir hareketi beraberinde getirebilir.

Kredi faizlerindeki etkinin ise daha sınırlı ve kademeli olması bekleniyor. Makroihtiyati düzenlemelerin ve kredi büyümesine yönelik kısıtlamaların devam etmesi, kredi faizlerinin politika faizindeki değişimlere aynı hızda tepki vermesini engelleyebilir.

TCMB’nin repo ihalelerine dönüş kararı, Borsa İstanbul’da da yankı buldu. Özellikle bankacılık hisselerinde güçlü alımlar gözlemlenirken, bankacılık endeksi gün içerisinde yüzde 4 oranında bir artış yaşadı. Bu durum, bankaların fonlama maliyetlerinin düşmesiyle net faiz marjlarının üzerindeki baskının azalabileceği beklentisini doğurdu.

Ekonomist Hakan Kara, TCMB’nin hamlesini fiili faiz açısından değerlendirdi. Kara, politika faizinde resmi bir değişiklik olmamasına rağmen, fonlama maliyetinin yüzde 40’tan yüzde 37’ye gerilemesinin yaklaşık 300 baz puanlık bir fiili faiz indirimi etkisi yaratacağını ifade etti. Bu durumun iç talebi destekleyebilecek bir unsur olabileceği vurgulandı.

Piyasalarda bir diğer merak edilen konu ise TCMB’nin Eylül ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini değiştirip değiştirmeyeceği. QNB Türkiye Başekonomisti Erkin Işık, Eylül toplantısında bir faiz değişikliği beklemediğini, ancak Ekim ve Aralık aylarında 100’er baz puanlık indirimlerle yıl sonunda politika faizinin yüzde 35 seviyesine gerileyebileceğini öngörüyor. Ancak uzmanlar, mevcut yüzde 37’lik politika faizinin hâlâ sıkı bir para politikası duruşunu yansıttığını belirtiyor.

Piyasa uzmanlarının değerlendirmeleri, TCMB’nin attığı adımın yeni bir gevşeme döngüsünün başlangıcı olarak algılanmaması gerektiğini ortaya koyuyor. Politika faizinin yüzde 37 seviyesinde tutulduğu mevcut çerçevede, 1 hafta vadeli repo ihalelerine dönüş, daha çok fonlama kompozisyonunun normalleşmesi ve fiili fonlama maliyetinin politika faizine yaklaştırılması anlamına geliyor. İlerleyen süreçte piyasaların odağında enflasyon görünümü, TCMB’nin likidite politikası ve politika faizinde olası indirimlerin zamanlaması yer alacak.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu