Sector Connect Programı ile 40 Girişim COP31 Öncesi Kurumlarla Buluştu
Sector Connect programı, COP31 öncesi 40 girişimi kurumsal şirketlerle buluşturdu. Sürdürülebilirlik odaklı çözümler tartışıldı.
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) ile Endeavor Türkiye’nin iş birliğiyle hayata geçirilen Sector Connect programı, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik konularında önemli bir adım attı. Programın ikinci döneminde, COP31 öncesinde kurumsal şirketlerin hızla gelişen iklim ve sürdürülebilirlik gündemini teknoloji odaklı girişimlerin sunduğu çözümlerle bir araya getirdi. Yaklaşık 40 girişim, Endeavor Türkiye’nin değerlendirme kriterlerine göre ön elemeden geçirildi ve seçilen girişimler, 4 Haziran’da düzenlenen Innovation Showcase etkinliğinde SKD Türkiye üyesi şirketlerle bir araya gelerek iş birliği ve pilot proje fırsatlarını görüştü.
Sector Connect programı, kurumsal firmaların sürdürülebilirlik stratejilerine katkıda bulunacak yenilikçi çözümler sunan girişimlerle yapılandırılmış bir eşleştirme süreci sunmayı amaçlıyor. Programın başlangıcında, SKD Türkiye üyesi şirketlerin sürdürülebilirlik odaklı ihtiyaçları detaylı bir şekilde analiz ediliyor ve bu analiz, kurumsal ihtiyaçları teknoloji ve inovasyon kapasitesiyle eşleştirecek bir çerçeve oluşturuyor.
İkinci dönemde 40’a yakın girişim başvuruda bulunurken, Endeavor Türkiye, girişimleri kurumsal ihtiyaçlara uygunluk, ölçeklenebilirlik, teknoloji seviyesi, etki potansiyeli ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı gibi kriterler doğrultusunda değerlendirdi. Ön eleme sonrası, şirketlerin öncelik alanlarıyla en güçlü eşleşmeyi sağlayan girişimler belirlendi ve Innovation Showcase etkinliğinde SKD Türkiye üyesi kurumların temsilcileriyle sunum ve soru-cevap oturumlarında bir araya geldi.
Innovation Showcase etkinliği, 4 Haziran 2026’da gerçekleştirildi. Girişimler, sunumlar ve soru-cevap oturumları aracılığıyla teknolojilerini, iş modellerini ve kurumların sürdürülebilirlik gündemine katkı sağlayabilecek çözüm önerilerini SKD Türkiye üyesi şirketlerle paylaştı. Etkinlik, kurumlar için yeni teknolojileri yerinde görme ve sürdürülebilirlik yol haritalarındaki somut ihtiyaçlara yönelik çözümleri değerlendirme fırsatı sunarken, girişimler için de ürün ve hizmetlerini büyük ölçekli şirketlere doğrudan aktarma, geri bildirim alma ve olası pilot uygulamaların ilk adımlarını atma imkanı sağladı. Programın ilerleyen aşamalarında, kurumlar ve girişimler arasında potansiyel iş birliği protokollerinin imzalanması ve seçilen çözümlerin pilot uygulamalarla test edilmesi hedefleniyor.
Sector Connect Innovation Showcase kapsamında girişimler, şirketlerin sürdürülebilirlik öncelikleriyle doğrudan bağlantılı beş tematik alanda geliştirdikleri çözümleri sundu. Bu alanlar, Türkiye iş dünyasının iklim ve sürdürülebilirlik gündemindeki öncelikleri yansıtacak şekilde enerji, iklim teknolojileri, veri ve finans, mobilite ve altyapı ekseninde yapılandırıldı. Yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi alanında; tekstil, plastik, ambalaj ve elektronik atıkların geri kazanımını ve döngüsel ekonomiye entegrasyonunu hedefleyen çözümler öne çıktı. Akıllı şebeke uygulamaları, endüstriyel simbiyoz modelleri ve su stresi izleme teknolojileri, şirketlerin enerji ve kaynak verimliliği hedeflerine doğrudan katkı sağlayabilecek araçlar olarak paylaşıldı.
Tarım, gıda teknolojileri, biyoçeşitlilik ve iklim teknolojileri başlığında; rejeneratif tarım uygulamaları, tedarik zinciri şeffaflığını artıran blockchain tabanlı çözümler ve iklim riski modellemeleri değerlendirildi. Bu alandaki girişimler, hem gıda güvenliğine hem de iklim risklerinin finansal ve operasyonel etkilerinin yönetilmesine odaklanan çözümler sundu. Sürdürülebilir finans, ESG teknolojileri, veri ve karbon yönetimi alanında; ESG veri toplama ve raporlama araçları, sürdürülebilirlik dashboard sistemleri ve karbon yönetimi odaklı algoritmalar kurum temsilcileriyle paylaşıldı. Bu çözümler, özellikle COP31 öncesi raporlama baskısının arttığı bir dönemde şirketlerin veri temelli sürdürülebilirlik yönetimi ve şeffaflık ihtiyaçlarına yanıt vermeyi hedefliyor.
Yeşil mobilite ve akıllı ulaşım teması altında; mikromobilite çözümleri, elektrikli araç altyapısı ve karbon nötr taşımacılık teknolojileri ele alındı. Şirketler için filo operasyonlarında emisyon azaltımı, çalışan ulaşımında düşük karbonlu seçenekler ve şehir içi lojistikte verimlilik gibi başlıklarda ölçeklenebilir uygulamalar tartışıldı. Sürdürülebilir bina, inşaat, altyapı ve sürdürülebilir hammadde çözümleri odağında ise yeşil bina teknolojileri, inşaat atığı geri kazanımı ve enerji ile su verimliliğini artıran bina otomasyon sistemleri mercek altına alındı. Bu alan, özellikle şehirlerin iklime dirençli hale getirilmesi ve bina stokunun dönüşümü tartışmalarında somut teknoloji ve hizmet örnekleri sunması açısından öne çıktı.
Türkiye’nin 2026 yılında COP31’e ev sahipliği yapacak olması, iş dünyasının iklim ve sürdürülebilirlik ajandasını teknik uyumdan stratejik dönüşüme taşımaktadır. Bu süreçte teknoloji tabanlı girişimlerle kurumsal şirketler arasındaki iş birlikleri, iklim hedeflerinin sahada karşılık bulması açısından kritik bir rol üstleniyor. SKD Türkiye ve Endeavor Türkiye’nin Sector Connect programı, COP31 öncesi dönemde kurumların sürdürülebilirlik önceliklerini somut ihtiyaç alanları üzerinden tanımlayıp girişimlerin inovasyon kapasitesiyle eşleştiren bir yapı sunuyor. Kurumların enerji, su, atık, tarım, finans ve mobilite gibi başlıklardaki hedefleri, program aracılığıyla doğrudan teknoloji sağlayıcılarla konuşulabilir hale geliyor; bu da “hedef” ve “uygulama” arasındaki mesafeyi kısaltan bir mekanizma işlevi görüyor.
Programın ilk döneminde olduğu gibi ikinci dönemde de beklenen etki, yalnızca etkinlik günü yapılan sunumlarla sınırlı değil; süreç, kurumlar ve girişimler arasında pilot uygulamaların başlatılması, çözüm doğrulama çalışmalarının yapılması ve başarılı örneklerin ölçeklenmesiyle tamamlanıyor. Bu yönüyle Sector Connect, sürdürülebilirlik iletişimi ile gerçek proje üretimi arasındaki boşluğu doldurmaya yönelik bir platform olarak öne çıkıyor. Türkiye, COP31 Başkanlığı ve ev sahipliği çerçevesinde yalnızca diplomatik müzakere süreçlerine değil, ülke içinde kalıcı iklim ve sürdürülebilirlik farkındalığı yaratmaya da odaklanıyor; ilgili bakanlık ve kurumların COP31 hazırlıkları kapsamında sivil toplum ve iş dünyasıyla yaptığı istişare toplantıları da bu yaklaşımı yansıtıyor.
Bu bağlamda Sector Connect gibi programlar, COP31 gündeminde yer alan temiz enerji dönüşümü, döngüsel ekonomi, iklime dirençli şehirler, kaynak verimliliği, karbon yönetimi ve sürdürülebilir finans gibi başlıklarda özel sektörün elindeki çözüm havuzunu genişletiyor. Kurumlar ile girişimler arasındaki somut iş birlikleri, Türkiye’nin COP31 sürecini yalnızca bir konferans organizasyonu değil, aynı zamanda kalıcı bir sürdürülebilirlik ekosistemi inşa süreci olarak konumlandırmasına katkı sunuyor. SKD Türkiye ve Endeavor Türkiye, Sector Connect programını yalnızca bir eşleştirme platformu değil, sürdürülebilirlik odaklı inovasyonun iş dünyasında kalıcı yer bulmasına yönelik uzun vadeli bir araç olarak konumlandırıyor. SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, programla “şirketlerin öncelikli sürdürülebilirlik ihtiyaçlarını girişimlerin teknoloji ve inovasyon kapasitesiyle buluşturduklarını ve somut iş birliği alanları yaratmayı hedeflediklerini” vurguluyor; bu yaklaşım, kurumsal ihtiyaçlarla girişim çözümlerini aynı masa etrafında buluşturan yapıyı net biçimde özetliyor.
Program, şirketlere yeni nesil teknolojileri tanıma ve kendi sürdürülebilirlik yol haritalarına entegre etme fırsatı sunarken, girişimler için de ölçeklenebilir iş modellerini kurumsal iş birlikleri üzerinden büyütme imkanı yaratıyor. SKD Türkiye, Türkiye GSYH’sinin yaklaşık %25’ini temsil eden, 14 ana ve 45 alt sektörden 190 üye şirketi ve 1,4 milyon kişiye ulaşan istihdam etkisiyle; Endeavor ise 2007’den bu yana Türkiye’de 80’in üzerinde ölçeklenme aşamasındaki şirketle çalışan, küresel ağında binlerce girişimci ve mentörü barındıran bir yapı olarak Sector Connect’in arkasında duruyor. Bu kurumsal ölçek, programın yalnızca tekil etkinliklerden değil, uzun vadeli etki kapasitesinden beslendiğini gösteriyor.
Programın iletişiminde vurgulanan ana hedef, kurumlar ile girişimler arasında somut iş birliği protokollerinin imzalanması ve pilot uygulamaların hayata geçirilmesi; yani Innovation Showcase, sürecin başlangıç noktası olarak kurgulanıyor. SKD Türkiye ve Endeavor Türkiye’nin paylaşımına göre, şirketlerin sürdürülebilirlik odaklı öncelikleriyle uyumlu girişimlerin seçilmesi, bu pilotların gerçek iş birliği modellerine dönüşme ihtimalini güçlendiriyor. İlerleyen dönemde ortaya çıkacak pilot uygulamalar ve iyi örnekler, hem COP31 öncesi Türkiye iş dünyasının iklim taahhütlerini somutlaştırması hem de sonraki yıllarda sürdürülebilir iş modellerinin kurumsal stratejilere daha kalıcı biçimde yerleşmesi açısından referans noktası oluşturabilir. Bu nedenle Sector Connect, yalnızca bugünün Showcase etkinliği değil, COP31 sonrasına uzanan sürdürülebilir iş modelleri için de bir başlangıç platformu niteliği taşıyor.



