Küresel PMI: Büyüme İyileşiyor, Ancak Riskler Artıyor

Küresel PMI raporu, ekonomik büyümede sınırlı bir iyileşme gösterirken, enflasyon ve tedarik risklerinin arttığını ortaya koydu.

Dünya ekonomisi, İran Savaşı’nın etkilerine rağmen güçlü bir performans sergileyerek, geleceğe yönelik endişeleri de beraberinde getiriyor.

J.P. Morgan ve S&P Global tarafından yayımlanan son Küresel PMI raporu, nisan ayında dünya ekonomisinin sınırlı bir toparlanma gösterdiğini ortaya koydu. Ancak bu iyileşmenin, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimlerin küresel tedarik zinciri ile enflasyon üzerindeki baskısını artırdığına dair önemli uyarılar içerdiği vurgulanıyor.

Raporda, J.P. Morgan Global Bileşik PMI Endeksi’nin nisan ayında 51,8 seviyesine yükseldiği, bu durumun mart ayındaki 51,0 seviyesine göre bir iyileşme olduğunu gösterdiği belirtildi. Böylece, küresel ekonomik faaliyet son 39 ay boyunca büyüme bölgesinde kalmayı sürdürdü.

Küresel imalat sektörü, nisan ayında hizmet sektöründen daha güçlü bir performans sergileyerek dikkat çekti. Küresel İmalat Üretim Endeksi, 53,4 seviyesine çıkarak son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Tüketim, ara ve yatırım malları üretiminde belirgin bir büyüme gözlemlendi. Uzmanlar, şirketlerin olası tedarik zinciri sorunları ve fiyat artışlarından korunmak amacıyla siparişlerini öne çekmeye başladıklarını ifade ediyor.

Hizmet sektörü de büyümeye devam etti. Küresel Hizmet PMI Endeksi nisan ayında 51,2’ye yükselerek art arda 40. ayda genişleme sinyali verdi. Ancak, tüketici hizmetlerinde daralma yaşandı.

<pÜlke bazında incelendiğinde, nisan ayında açıklanan 15 PMI verisinin 10'unda ekonomik büyüme kaydedildi. En hızlı büyüme Hindistan'da gerçekleşirken, Çin ve İngiltere de güçlü performans sergileyen ülkeler arasında yer aldı. ABD, Japonya ve Brezilya da büyüme kaydeden ekonomiler arasında sıralandı. Ancak Euro Bölgesi, zayıf halka olmaya devam ederek, son 16 ayın ardından ilk kez daralma sinyali verdi. Almanya, Fransa ve İspanya'da üretim gerilerken, İtalya sınırlı bir büyüme gösterdi.

Raporda, Orta Doğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’na yönelik geçiş kısıtlamalarının küresel ekonomi üzerinde ciddi baskılar oluşturduğu ifade ediliyor. Enerji ve lojistik maliyetlerindeki artış, küresel üretim maliyetlerini yükseltirken, tedarik zincirlerinde yeni gecikme risklerini gündeme taşıdı. Nisan ayında küresel girdi maliyetleri enflasyonu, son 41 ayın en yüksek seviyesine ulaştı ve şirketler artan maliyetlerin bir kısmını fiyatlara yansıtmaya başladı. Böylece, küresel satış fiyatları artışı da Ekim 2022’den bu yana en hızlı seviyeye çıktı.

Her ne kadar yeni siparişlerde bir toparlanma gözlemlense de, uluslararası ticaret tarafında hâlâ kırılgan bir görünüm mevcut. Yeni ihracat siparişleri üst üste ikinci ayda da gerileyerek, küresel ticaretin zayıf kaldığını gösteriyor. Şirketler geleceğe yönelik iyimserliklerini korusa da, iş dünyası güveni son beş ayın en düşük seviyelerinde seyrediyor. İstihdam tarafında da güçlü bir toparlanma henüz gözlemlenmedi. Küresel PMI İstihdam Endeksi son aylarda yatay seyrederek işgücü piyasasında belirgin bir ivme oluşmadığını gösteriyor.

J.P. Morgan Küresel Ekonomisti Alex Gallin, nisan ayındaki toparlanmanın olumlu bir işaret olduğunu ancak kalıcı olmayabileceğini belirtti. Gallin, şirketlerin siparişleri öne çekmesinin kısa vadede üretimi desteklediğini, ancak bu durumun ilerleyen aylarda talep zayıflığına dönüşebileceğini ifade etti. Gallin, “Küresel PMI verileri dünya ekonomisinin trendin biraz üzerinde büyüdüğünü gösteriyor. Ancak maliyet baskıları ve tedarik zinciri sorunları nedeniyle bu toparlanmanın geçici olma riski yüksek” değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, yeni siparişler ve geleceğe yönelik üretim beklentilerinin şubat ayına kıyasla zayıf kaldığını, istihdam verilerinin ise iş gücü piyasasında durgunluğa işaret ettiğini söyledi.

Analistler, son PMI verilerinin dünya ekonomisinin bir yandan büyümeyi korumaya çalıştığını, diğer yandan yeniden yükselen enerji maliyetleri ve jeopolitik risklerle mücadele ettiğini gösterdiğini belirtiyor. Özellikle petrol fiyatları, tedarik zinciri kırılmaları ve yüksek enflasyonun önümüzdeki dönemde merkez bankalarının faiz politikalarını zorlayabileceği değerlendiriliyor. Küresel piyasalarda gözler, Orta Doğu’daki gelişmelere ve büyük merkez bankalarının vereceği yeni mesajlara çevrilmiş durumda.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu