Atatürk Havalimanı’nda Yeni Dönem: Kiralama Süreci Başladı
Atatürk Havalimanı’nın Millet Bahçesi’ne dönüştürülen bölümü için kiralama süreci başladı. İlgili alanlar ve işlevleri hakkında detaylar.
Atatürk Havalimanı’nın Millet Bahçesi’ne dönüştürülen kısmında yer alan Kuzey Külliye için kiracı arayışları başladı. İncelenen ilanlara göre, 6 metrekarelik mobil büfe için istenen aylık kira bedeli 59 bin TL, 62 metrekarelik yeme-içme alanı için 165 bin TL ve 560 metrekarelik Anadolu Han-Restoran için ise 720 bin TL olarak belirlendi. Kiralamaya açılan alanlar arasında 3.850 metrekarelik bir hangar ve bir açık hava sahnesi de bulunuyor. İhalelerin 31 Ekim 2026 tarihinde başlayacağı duyuruldu; daha önce Güney Külliye’deki 69 iş yeri kiraya verilmişti.
Bu ilanlar, Türkiye’nin en değerli kamu arazilerinden birinin yıllar sonra düzenli gelir üretmeye başlaması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak kira gelirinin bu hikâyenin sadece küçük bir parçası olduğunu belirtmek gerekir. Bu araziye yalnızca gayrimenkul perspektifinden bakmak, İstanbul’un sunduğu fırsatları küçültmek anlamına gelir. 2019 yılında sivil uçuşlara kapatılan bu alan, şehir için önemli bir varlığa dönüşme potansiyeline sahip. Kira bedelleri dikkat çekici olsa da, asıl değer üç ana unsurda yatıyor: çevresindeki milyonlarca insan için bir rekreasyon alanı, olası bir depremde kritik bir toplanma ve barınma rezervi, ayrıca doğru bir planlama ile hava-kara-deniz ayaklı bir afet lojistik üssü olma potansiyeli.
Bu arazinin boşaltılması, kayıp değil bir başarının sonucudur. 2019’da İstanbul Havalimanı’na taşınan operasyon, yeni havalimanının kısa sürede Avrupa’nın en yoğun havalimanları arasına girmesini sağladı. Eski havalimanı arazisi ise atıl bırakılmadı; Berlin’in Tempelhof Havalimanı modeline benzer bir şekilde burada millet bahçesi ve külliye ticareti uygulamaya konuldu. Anadolu Ajansı’nın haberine göre, 499 bin metrekarelik ilk etabı Mayıs 2023’te açılan Millet Bahçesi, tamamlandığında yaklaşık 2 milyon metrekare ile dünyanın beşinci, Türkiye’nin en büyük şehir parkı olacak.
Projede 145.300 ağaç, 2,5 kilometrelik yapay dere, bisiklet ve yürüyüş yolları ile 70 bin metrekareye yakın kapalı alan öngörülüyor. Kiralama listesinde yer alan fuar alanları, hangarlar ve açık hava sahnesi gibi mekanlar, şehrin başka yerlerinde bulunmayan büyük bir etkinlik altyapısı sağlıyor. Bu park, yalnızca doğal alanlar sunmakla kalmayıp, yıl boyunca etkinlik üretebilen bir yapıya sahip olacak. Böylece park, ‘hafta sonu gidilen yer’ olmaktan çıkarak gündelik yaşamın bir parçası haline gelecek.
Parkın çevresindeki nüfus yoğunluğu da dikkat çekici. TÜİK verilerine göre, İstanbul’un nüfusu 15.754.053. Parkın çevresindeki Küçükçekmece, Bahçelievler ve Avcılar gibi ilçeler toplamda 1,76 milyon kişiyi barındırıyor. Bu yoğunluğa rağmen, kişi başına düşen yeşil alan oldukça kısıtlı. Park, bu bölgede yaşayanlar için yeni bir nefes alanı sunacak ve sürekli etkinlik üreten bir parkın sağladığı yeme-içme ve etkinlik ekonomisi, çevredeki konut ve ticari gayrimenkullere de değer katacak.
Parkın çevresindeki çekirdek ilçelerin nüfus kaybederken, büyüme batı çeperine kayıyor. Bu durum, parkın sunduğu fırsatların önemini artırıyor. Olası bir deprem durumunda, parkın afet planlaması açısından kritik bir rolü olacak. Park, 40 bin çadırın kurulabileceği ve 165 bin kişilik acil barınma alanı oluşturma kapasitesine sahip olarak tasarlandı. Bu durum, İstanbul’un en çok etkilenecek bölgelerinden birinde yer alan parkın acil durumlarda önemli bir merkez olacağını gösteriyor.
Parkın yanında bulunan acil durum hastanesi, afet anında sahra hastanesi işlevi görecek. Barınma kapasitesi ile sağlık tesisinin yan yana durması, afet planlamasında önemli bir bütünlük sağlıyor. Ayrıca, Kızılay ve AFAD’ın bu alanda konuşlanması ve depolama yapması gerektiği vurgulanıyor. Çadır, battaniye, jeneratör gibi malzemelerin afet öncesinde burada bulundurulması, şehir için büyük bir avantaj sağlayacak.
Parkın ulaşım bağlantıları da önemli bir konu. Avcılar ve Yeşilköy/Florya tarafından kesintisiz bir yaya bağlantısının sağlanması gerekiyor. Bu sayede park, yürüyerek ulaşılabilir hale gelecek. Ayrıca, kiralama modeli de bu alanın işlevselliğini artıracak şekilde kurgulanmalı. Mülkiyetin kamuya ait kalması, afet işlevlerinin zamanla yapılaşma ile aşınmaması için bir güvence oluşturacak. Kiralama ile birlikte alanın kamusal niteliği korunacak.
Sonuç olarak, Atatürk Havalimanı’nın bu yeni işlevi, İstanbul’un batı yakasında gelir üreten, kamu mülkiyetinde kalan ve afet durumunda şehri ayakta tutacak bir yapı kazandırıyor. Kiralama süreci, bu alanın gerçek potansiyelinin ortaya çıkmasına yardımcı olacak. Ancak, bu arazinin gerçek getirisi, umarız hiç ihtiyaç duymayacağımız bir günde ölçülecek.
Kaynak: Tevfik Türel – Türel & Partners Gayrimenkul Geliştirme Hizmetleri)




