Gediz Nehri’ndeki Tahribat Acilen Durdurulmalı!

Gediz Nehri, ciddi tehditlerle karşı karşıya. Tahribatın durdurulması için acil önlemler alınmalı.

Gediz Nehri, 401 kilometre uzunluğuyla Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir illerinden geçerek Ege Denizi’ne ulaşan önemli bir akarsu. Vahşi sulama yöntemleri, sanayi kaynaklı kirlilik, nehir akışını engelleyen yapılar, jeotermal enerji santralları ve madencilik faaliyetleri gibi pek çok ciddi tehdit ile karşı karşıya. Bu tehditlere dikkat çekmek ve çözüm yollarını tartışmak amacıyla düzenlenen çalıştayda, Gediz Nehri’nin binlerce canlı için hayati bir yaşam alanı olduğu vurgulandı. İlgili tüm kurumların, bilimsel veriler ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak havzayı korumaları ve mevcut tahribatı derhal sonlandırmaları gerektiği belirtildi.

Gediz Nehri, sadece bir su kaynağı olmanın ötesinde, sulak alanlar, tarım arazileri, yer altı su kaynakları ve kıyı ekosistemleri ile entegre bir yaşam sistemi oluşturuyor. Nehir boyunca oluşan alüvyon ovaları, Ege Bölgesi’nin en verimli tarım alanları arasında yer alıyor.

Salihli Çevre Derneği ve Doğa Derneği tarafından düzenlenen Gediz Nehri Havzası’nın Geleceği Çalıştayı, Manisa-Salihli Ticaret Odası Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Çalıştayda konuşan Doğa Derneği Genel Koordinatörü Galip Ener, “Gediz Nehri, Anadolu’dan Ege’ye uzanan en önemli akarsulardan biri ve milyonlarca yıldır oluşmuş bütüncül bir ekosistemin omurgasıdır. Gediz Havzası, dağ ekosistemlerinden sulak alanlara kadar uzanan yapısıyla Türkiye’nin en kritik ekolojik koridorlarından biridir. Bu alanlar, yalnızca biyolojik çeşitlilik açısından değil, su rejiminin dengelenmesi ve iklim krizine uyum açısından da hayati öneme sahiptir. Bu nedenle Gediz Nehri üzerindeki her baskı, havzanın geleceğini doğrudan etkiliyor” dedi.

Çalıştayda, Manisa İl Sınırları İçinde Gediz Nehri’ni Tehdit Eden Faktörler konulu sunumunu gerçekleştiren Av. Yıldıray Çıvgın ise, “Gediz Nehri ve havzası, yıllardır yanlış tarım politikaları, vahşi sulama uygulamaları, endüstriyel kirlilik ve denetimsiz jeotermal faaliyetler nedeniyle geri dönüşü zor bir tahribatla karşı karşıya. Hem nehir boyunca faaliyet gösteren endüstriyel tesislerin arıtma durumları hem de jeotermal santralların yarattığı ağır metal kirliliği ciddi bir tehdit oluşturuyor. Yeni planlanan jeotermal santrallara ve verilen ÇED kararları, havzanın taşıma kapasitesi göz ardı edilerek alınıyor. Gediz Nehri, yalnızca bir su kaynağı değil, aynı zamanda binlerce canlının yaşam alanıdır. Bu nedenle ilgili tüm kurumları, bilimsel veriler ve uluslararası sözleşmeler doğrultusunda Gediz Havzası’nı korumaya ve bu tahribata derhal son vermeye çağırıyoruz” dedi.

Doğa Derneği ve Salihli Çevre Derneği işbirliğiyle gerçekleştirilen çalıştayın ana hedefi, Gediz Nehri Havzası’nın ekolojik yapısının daha iyi anlaşılması, havza üzerindeki baskıların belirlenmesi ve bu baskıların ortadan kaldırılmasına yönelik ortak çözüm yollarının geliştirilmesi oldu.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu