Türkiye’nin Biyoçeşitliliği İçin Önemli Doğa Alanları

Türkiye’nin biyoçeşitliliği, Önemli Doğa Alanları güncellemesiyle yeniden değerlendiriliyor. Çalışma, türlerin yaşam alanlarını bilimsel verilerle kayıt altına alacak.

Doğa Derneği koordinasyonunda 2023 yılında başlatılan Önemli Doğa Alanları güncelleme programı, Türkiye’nin biyoçeşitliliğinde son 20 yılda meydana gelen değişimleri, kayıpları ve yeni keşifleri bilimsel veriler ışığında belgelemeyi amaçlıyor. 2029 yılında tamamlanması planlanan çalışma kapsamında, endemik, nesli tehlike altındaki ve hassas türlerin yaşam alanları yeniden değerlendirilecek.

Türkiye’nin biyoçeşitlilik açısından kritik bölgelerini belirlemek ve bu alanların korunmasına bilimsel temel oluşturmak amacıyla hazırlanan Önemli Doğa Alanları envanteri ilk kez Doğa Derneği tarafından 2006 yılında yayımlanmıştı. Envanterin güncellenmesine yönelik program, Ankara’da düzenlenen ulusal koordinasyon çalıştayıyla kamuoyuna duyuruldu.

Çalıştaya 12 sivil toplum kuruluşunun temsilcileri, 11 üniversiteden akademisyenler ve Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı üç genel müdürlüğün uzmanları katıldı. Toplantıda güncel verilerin doğa koruma politikalarına aktarılması, Önemli Doğa Alanları üzerindeki tehditlerin değerlendirilmesi ve akademi, kamu kurumları ile sivil toplum arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi ele alındı.

Önemli Doğa Alanları için kapsam genişliyor

Önemli Doğa Alanları yaklaşımı; hassas ekosistemleri, endemik türleri ve nesli tehlike altındaki canlıları barındıran habitatların belirlenmesini sağlıyor. Bu yaklaşım, biyoçeşitliliğin korunmasına ilişkin küresel standartların uygulanması ve alan temelli koruma stratejilerinin geliştirilmesi açısından önem taşıyor.

2006 yılında yayımlanan ilk envanter hazırlanırken bitkiler, kızböcekleri, kelebekler, iç su balıkları, amfibiler, sürüngenler, kuşlar ve memelilere ilişkin veriler bir araya getirilmiş ve Türkiye genelinde 305 Önemli Doğa Alanı tanımlanmıştı. Yeni güncellemede ise incelenen canlı gruplarına yumuşakçalar da eklendi.

Programın ilk sonuçlarına göre dokuz tür grubunda toplam 7.144 önemli konum belirlendi. Veriler arasında 38 amfibi ve sürüngen türüne ait 61 nokta, 2.333 bitki türü ve varyetesine ait 3.794 nokta, 122 iç su balığı türüne ait 381 nokta, 56 kelebek türüne ait 338 nokta, 14 kızböceği ve yusufçuk türüne ait 92 nokta, 42 kuş türüne ait 256 nokta, 26 memeli türüne ait 137 nokta ve 875 yumuşakça türüne ait 2.083 nokta yer alıyor.

Çalışmanın bilimsel koordinasyonunda bitki biliminden memelilere, amfibilerden sürüngenlere, kelebeklerden yumuşakçalara, kızböcekleri ve yusufçuklardan iç su balıklarına, kuşlardan coğrafi bilgi sistemlerine kadar farklı alanlarda uzmanlar görev yapıyor. Sürecin ilerleyen aşamalarında çok sayıda disiplin ve uzmanın katkısıyla habitatların daha ayrıntılı biçimde haritalandırılması hedefleniyor.

Uluslararası koruma hedeflerine katkı

Önemli Doğa Alanları yaklaşımı, 2016 yılında Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından küresel ölçekte öncelikli alanların belirlenmesinde kullanılan resmi standartlardan biri olarak kabul edildi. Doğa Derneği, güncelleme programını IUCN, BirdLife International ve uluslararası ÖDA sekretaryasının uzmanlarıyla iş birliği içinde yürütüyor. Türkiye’den akademisyen ve uzmanların oluşturduğu ağ aracılığıyla veri derleme çalışmaları da devam ediyor.

Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Dr. Şafak Arslan, çalıştayın Türkiye’nin doğa koruma ve iklim değişikliği politikaları açısından önemli bir veri altyapısı oluşturduğunu belirtti. Arslan, elde edilen bulguların endemik, tehlike altındaki, hassas veya benzersiz türlerin Türkiye’deki yaşam alanlarını ortaya koyduğunu ifade etti.

Arslan’a göre veriler, Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi kapsamındaki yüzde 30 korunan alan hedefiyle uyumlu ulusal politikaların geliştirilmesinde kullanılabilecek. Bulguların ayrıca Diğer Etkili Alan Temelli Koruma Önlemleri mekanizmalarına ve ulusal veri tabanlarına aktarılması planlanıyor.

Çalışmanın 2029’da tamamlanmasıyla birlikte Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları envanterinin yalnızca yazılı ve sabit bir kaynak olmaktan çıkarılması hedefleniyor. Doğa Derneği, envanterin ulusal veri tabanlarıyla bağlantılı, uluslararası standartlarla uyumlu ve anlık olarak güncellenebilen çevrimiçi bir yazılıma dönüştürülmesini planlıyor. Bunun yanı sıra alan bazlı koruma hedeflerine temel oluşturacak bir ÖDA Ulusal Koordinasyon Grubu kurulması da gündemde.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu