Altın Fiyatlarında İki Kritik Engel: Yatırımcılar Beklemede
Altın fiyatları, ABD ekonomik verileri ve Orta Doğu’daki gelişmelerle belirsizlik yaşıyor. Yatırımcılar dikkatle izliyor.
Küresel piyasalarda altın fiyatları, yön bulmakta zorluk çekerken, yatırımcıların dikkatleri ABD’den gelen ekonomik verilere ve Orta Doğu’daki gelişmelere yönelmiş durumda. Son günlerde rekor seviyeleri test eden altın, haftanın ortasında daha temkinli bir seyir izliyor.
Altın, önceki günü %0,42’lik bir düşüşle kapatırken, yeni işlem gününde de aşağı yönlü baskı altında kaldı. Piyasalardaki belirsizlik, yatırımcıların “Altın yeniden yükselecek mi?” sorusunu gündeme getirdi.
ABD’den gelen nisan ayı enflasyon verileri, altın fiyatları üzerinde baskı oluşturan önemli bir faktör oldu. Açıklanan verilere göre, ülkede aylık enflasyon %0,6 artış gösterirken, yıllık TÜFE %3,8 seviyesine yükseldi. Bu durum, piyasa beklentilerini aşarak, ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz indirimine gitme olasılığını önemli ölçüde azalttı. Yatırımcılar, FED’in bu yıl faiz indirimi konusunda daha temkinli olabileceğini fiyatlamaya başladı.
Bu gelişmelerin ardından dolar endeksi yükselişe geçti ve ABD 10 yıllık tahvil faizleri yeniden %4,50 seviyelerine yaklaştı. Güçlenen dolar ve artan tahvil getirileri, faiz getirisi olmayan altın üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Uzmanlar, altının kısa vadeli yönünün büyük ölçüde ABD’den gelecek yeni enflasyon verilerine bağlı olduğunu belirtiyor.
Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler de altın fiyatlarını etkileyen bir diğer önemli unsur olarak öne çıkıyor. İran ile ABD arasındaki gerilimin yeniden tırmanması ve diplomatik süreçte ilerleme kaydedilememesi, enerji piyasalarında tansiyonu artırdı. Hürmüz Boğazı çevresindeki belirsizlikler, petrol fiyatlarında sert yükselişlere yol açtı. Brent petrolün varil fiyatı 107 dolar seviyesine yaklaşırken, enerji maliyetlerindeki artış, küresel enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Analistler, yüksek petrol fiyatlarının yalnızca enerji piyasalarını değil, merkez bankalarının faiz politikalarını da doğrudan etkileyebileceğini vurguluyor.
Bu durum, altın açısından karmaşık bir tablo oluşturuyor. Zira jeopolitik riskler genellikle güvenli liman talebini artırırken, yükselen enflasyon nedeniyle faizlerin yüksek kalma ihtimali altın üzerinde baskı yaratıyor. Piyasa uzmanları, önümüzdeki süreçte altının kaderini belirleyecek iki kritik başlık olduğuna dikkat çekiyor: ABD’de açıklanacak yeni enflasyon verileri ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler. Eğer mayıs ayı enflasyonu beklentilerin altında gelirse, FED’in yılın son çeyreğinde faiz indirimine gitme ihtimali yeniden güçlenebilir. Bu durumda altın üzerindeki baskının azalabileceği ifade ediliyor. Ancak Orta Doğu’daki gerilimin askeri boyuta taşınması halinde, petrol fiyatlarında yeni zirveler görülebilir ve bu da küresel enflasyonu daha da artırabilir.
Uluslararası finans kuruluşu ING, altın piyasasına dair yeni değerlendirmelerini paylaştı. ING Emtia Stratejisti Ewa Manthey, altındaki yükselişin devam etmesi için enerji fiyatlarında düşüş, enflasyonda yavaşlama ve FED’in faiz indirimine başlamasının kritik olduğunu belirtti. Ayrıca, merkez bankalarının altın alımlarının sürmesi ve ETF tarafındaki toparlanmanın da fiyatlara destek verebileceğini ifade etti. Ancak Manthey, en büyük riskin Orta Doğu’da barış görüşmelerinin başarısız olması olduğunu vurguladı. Böyle bir senaryoda petrol fiyatlarının yüksek kalabileceği ve FED’in faiz indirimlerini daha uzun süre erteleyebileceği öngörülüyor. Tüm bu gelişmelere rağmen ING, yıl sonu için dikkat çekici bir tahminde bulundu ve ons altının yıl sonuna kadar 5 bin dolar seviyesine ulaşabileceğini öngördü.



