Çin’in Yüksek Teknoloji Hamlesi Ekonomik Krizi Çözmüyor
Çin’in yüksek teknoloji sektörlerine yönelmesi, emlak krizini aşmakta yetersiz kalıyor. Yeni rapor, büyüme hedeflerini sorguluyor.
ABD merkezli araştırma kuruluşu Rhodium Group, Çin ekonomisine dair yayımladığı raporda, Pekin’in yapay zekâ, robotik ve elektrikli araçlar gibi yeni nesil sektörlere yönelmesinin, ülkenin uzun süredir yaşadığı emlak krizini aşmakta yetersiz kaldığını belirtti.
Rapora göre, 2023-2025 döneminde yapay zekâ, robotik ve elektrikli araçlar gibi yeni sektörler, ekonomik büyümeye yalnızca 0,8 puan katkıda bulundu. Buna karşın, emlak sektörünün de aralarında bulunduğu geleneksel alanlarda toplam 6 puanlık bir daralma yaşandı. Bu analiz, Çin’in resmi verileri ve sektör bazlı kaynaklardan elde edilen bilgilerle destekleniyor.
Bu bulgular, Çin’in ABD kaynaklı kısıtlamalara yanıt olarak teknolojik özerkliğini artırma çabalarının sürdüğü bir dönemde ortaya çıktı. Mart ayında başlayacak yeni beş yıllık kalkınma planı çerçevesinde, Pekin yönetimi, ileri teknolojilere yönelik devlet yatırımlarını ve teşvikleri artırmayı hedefliyor.
Ancak Rhodium Group ortaklarından Logan Wright, mevcut stratejinin yetersiz olduğunu ifade etti. Wright, CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Çin’in büyüme stratejisi bu haliyle başarılı olamaz. Mevcut politikalarla hedeflenen GSYH büyüme oranlarına ulaşmak zor.” dedi.
Çin yönetimi son yıllarda yıllık yaklaşık %5 büyüme hedefi koyuyor. Ancak Rhodium Group’a göre, bu seviyenin korunabilmesi için yeni sektörlerin önümüzdeki beş yılda yedi kat büyümesi gerekiyor. Bu durum, yıllık yaklaşık 2 puanlık ek yatırım artışı gerektiriyor.
Özellikle 2026 yılı için ihtiyaç duyulan ek yatırım tutarının 2,8 trilyon yuan olduğu belirtiliyor. Bu rakam, 2025 seviyelerinin yaklaşık %120 üzerinde. Rapora göre, yapay zekâ ve robotik yatırımları kısa vadede artış gösterebilir; ancak diğer yeni sektörlerin bu hızda büyümeyi sürdürmesi zor görünüyor. Elektrikli araç sektöründe de büyümenin zirveye ulaşması ve üretim artış hızının yavaşlaması bekleniyor.
Pekin, yüksek teknolojiye öncelik verirken, yıllardır süren emlak krizini çözmekte isteksiz bir tutum sergiliyor. Bir dönem ekonominin dörtte birinden fazlasını oluşturan gayrimenkul sektöründe, yeni konut satışları geçen yıl 2009’dan bu yana en düşük seviyelere geriledi.
Küresel yatırım şirketi KKR tarafından yayımlanan makroekonomik görünüm raporuna göre, emlak sektöründeki zayıflık, 2026 yılında Çin’in GSYH büyümesinden 1,2 puan kaybettirecek. Dijital teknolojilerden beklenen 2,6 puanlık katkıya rağmen toplam büyüme tahmini %4,6 ile sınırlı kalıyor. KKR, 2027’de emlak kaynaklı baskının azalabileceğini öngörse de dijital sektörlerde ve tüketici talebinde güçlü bir toparlanma beklemiyor.
Rhodium Group’un analizine göre, yüksek teknoloji sektörleri daha yüksek ücretler sunsa da geleneksel sektörlere kıyasla çok daha az istihdam yaratıyor. Fabrikalarda artan otomasyon ve Çin’in küresel imalat içindeki %30’luk payı, önümüzdeki on yılda 100 milyon kişinin işini kaybetmesine yol açabilir. Genç işsizlik oranı hâlâ yüksek seyrederken, iç talebin yeni yatırımlarla canlandırılamaması, Çin’i daha fazla ihracata bağımlı hale getiriyor. Bu durum, ekonomiyi yeni gümrük tarifeleri ve ticaret kısıtlamalarına karşı savunmasız bırakıyor. Nitekim ABD’nin yanı sıra Avrupa Birliği ve Meksika, son dönemde Çin menşeli ürünlere yönelik gümrük vergilerini artırdı.
Çinli yetkililer ise kısa vadeli büyümeden ziyade uzun vadeli dönüşüme vurgu yapıyor. Çin Ticaret Bakanlığı yetkililerinden Zhang Jianping, politikaların çok yıllı bir inovasyon stratejisine dayandığını ve çelik ile gayrimenkul gibi geleneksel sektörlerin de yeni teknolojilerle dönüşmesi gerektiğini savundu.




