Türkiye’nin Adil Geçiş Sürecine Hazırlığı Ne Düzeyde?

Türkiye’nin adil geçiş sürecine yönelik hazırlıkları ve bölgesel ihtiyaçlar üzerine değerlendirmeler yapıldı.

SEFiA Araştırma Direktörü Ayşe Ceren Sarı, adil geçiş süreçlerinde her bölgenin kendine özgü ihtiyaçları ve dinamikleri olduğunu belirtti. Sarı, bu nedenle adil geçişin ulusal düzeyde tanımlanırken, bölgesel düzeyde planlanması gerektiğini ifade etti.

İklim Haber ve Medyascope işbirliğiyle gerçekleştirilen COP31 Yolu programında, Barış Doğru ile bir araya gelen Sarı, adil geçişin yalnızca enerji teknolojilerinin dönüşümü olarak algılanmaması gerektiğini vurguladı. Bu kavramın, üretim yapısından yatırım akışlarına, bölgesel ekonomik yapıların dönüşümüne ve istihdam modellerine kadar geniş bir dönüşüm sürecini kapsadığını dile getirdi.

Sarı, adil geçiş politikalarının bölgesel farklılıkları göz önünde bulundurarak planlanmasının önemine dikkat çekti. Dönüşümün etkilerinin belirli bölgelerde yoğunlaşacağını belirten Sarı, adil geçişin havza planlaması ve bölgesel kalkınma perspektifiyle ele alınması gerektiğini söyledi.

Adil geçiş kavramının ilk kez 2015 yılında Paris Anlaşması’nda yer aldığını hatırlatan Sarı, bu yaklaşımın son yıllarda daha somut bir hale geldiğini ifade etti. Geçtiğimiz yıl Brezilya’da düzenlenen COP30’da Belem Eylem Planı’nın kurulması kararının, adil geçişin kurumsallaşması açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 toplantısına da değinen Sarı, adil geçiş tartışmalarının yeni bir aşamaya geçeceğini öngördüğünü belirtti. Sarı, adil geçişin artık iklim politikasının ana başlıklarından biri haline geldiğini ve bu süreçte sendikaların ve emek örgütlerinin önemli katkılar sağladığını ifade etti.

Programda, “Türkiye İçin Adil Geçiş Finansmanı Mekanizması Önerisi” başlıklı rapor da ele alındı. Rapor hakkında değerlendirmelerde bulunan Sarı, sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için güçlü bir ulusal stratejik çerçeveye ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Sarı, bu sürecin doğru bir şekilde ilerlemesi için güçlü bir ulusal stratejik çerçeve ve Ulusal Adil Geçiş Fonu kurulmadan mümkün olmayacağını belirtti. Ayrıca, çok katmanlı bir yönetişim yapısının da zorunlu olduğunu vurguladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu