Tarımın Geleceği: Çiftçiye Verilen Değer Belirleyecek

Çiftçilerin tarım sektöründeki önemi ve karşılaştıkları zorluklar, gelecekte tarımın sürdürülebilirliği için kritik bir rol oynuyor.

Hüseyin VATANSEVER

Türkiye’de tarım denilince akla gelen ilk şeyler bereketli topraklar ve verimli ovalardır. Ancak bu verimli toprakların günümüzde hala ekilebilir durumda kalmasının ardında yatan gerçekler sıklıkla göz ardı ediliyor. Küresel ölçekte bakıldığında, tarımsal üretimin kesintisiz sürdüğü coğrafyalar oldukça sınırlıdır. Toprak işleme hataları, su kaynaklarının aşırı kullanımı ve kâr hırsıyla yapılan yanlış uygulamalar, dünya genelinde tarım arazilerinin kaybına yol açarken, Türkiye’de de bu durumun etkileri hissedilmektedir.

Türk çiftçisi, geleneksel yöntemlerin yanı sıra modern uygulamaları da benimseyerek tarımın sürekliliğine büyük katkı sağlamaktadır. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, çiftçilerin değerinin bir kez daha hatırlanması için önemli bir fırsat sunmaktadır.

Tarım sektöründe istihdam edilen nüfus, 2025 yılı itibarıyla 4,56 milyon kişiye düşmüştür. 2024 yılında bu sayı 4,82 milyon iken, yıllar içinde tarımda çalışan kişi sayısında bir azalma gözlemlenmektedir. 2001 yılında kurulan Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verilerine göre, 2002’de sisteme kayıtlı çiftçi sayısı 2,59 milyon iken, günümüzde bu sayı 2,36 milyona gerilemiştir. Toplam çiftçi sayısının ise 3,5 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Tarım nüfusundaki azalma, işlenen tarım alanlarının da azalmasına neden olmaktadır. 1988 yılında 27,8 milyon hektar olan toplam işlenen tarım arazisi, 2025 yılı itibarıyla 24 milyon hektarın altına düşmüştür.

Gençlerin tarım sektörüne katılım oranı giderek düşerken, kadın çiftçiler de çeşitli dezavantajlarla karşı karşıya kalmaktadır. Tarımda çalışanların çoğu, doğanın zorluklarıyla mücadele etmekte ve bu durum, iş kazaları gibi ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Yüksek girdi maliyetleri, düşük gelir beklentileri ve tarımda prestij kaybı, gençlerin tarım sektöründen uzaklaşmasına neden olmaktadır. Şehir hayatı, gençler için daha cazip hale gelmektedir.

Özellikle kadın çiftçiler, aile işletmelerinde genellikle ücretsiz işçi olarak çalışmakta ve bu durum onların üretici kimliklerinin göz ardı edilmesine yol açmaktadır. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için, gençlerin tarıma özendirilmesi ve kadın çiftçilerin sosyal ve ekonomik statülerinin artırılması gerekmektedir. Tarım arazisi edinimini kolaylaştırmak, düşük faizli krediler ve hibe destekleri ile gençler ve kadın çiftçilerin finansal kaynaklara erişimini artırmak, bu dönüşümün başlangıcını oluşturabilir. Ayrıca, tarımsal girişimcilik alanında sunulacak mentorluk desteği ve teknoloji kullanımını yaygınlaştırmayı hedefleyen eğitimler, sektöre yenilikçi bir bakış açısı kazandırabilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu