Kaptan Mustafa Can: Denizcilerin Hayatı Savaşın Hedefi Olmamalı

Kaptan Mustafa Can, Karadeniz’deki ticaret gemilerinin hedef olmasına karşı Türk denizciliğinin korunması için çağrıda bulundu.

Transbosphor Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Mustafa Can, Karadeniz’de sivil ticaret gemilerinin hedef haline gelmesiyle yaşanan can kayıplarına dikkat çekerek, Türk denizciliğinin korunması ve bölgesel güvenliğin sağlanması için daha etkili bir mekanizma kurulması gerektiğini ifade etti.

Karadeniz ve Türk Boğazları’ndaki deniz ticaret hattını yakından izleyen Kaptan Can, Rusya-Ukrayna savaşının gölgesinde ticaret gemilerinin maruz kaldığı güvenlik tehditlerine dikkat çekti. Kent Yaşam Gazetesi Haber Müdürü Tayfun Ercan’a verdiği röportajda, sivil denizcilerin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Can, “Aşçıların ve gemicilerin kanı üzerinden savaş hikayesi yazılamaz” dedi.

Karadeniz, Türkiye ile Rusya arasındaki deniz ticaretinde stratejik bir geçiş noktası olmayı sürdürürken, savaş ortamı bölgedeki ticari gemiler, armatörler ve deniz çalışanları için ciddi güvenlik sorunları doğuruyor. Kaptan Can, Türk denizciliğinin karşılaştığı riskleri ve bölgedeki gelişmeleri değerlendirerek, hem Moskova hem de Kiev yönetimlerine uluslararası deniz hukuku kurallarına uyma çağrısında bulundu. Türkiye’nin güvenli ticaretin sürdürülebilmesi için daha etkin bir diplomasi yürütmesi gerektiğini belirten Can, deniz ticaret güvenliğinin kurumsal bir yapı ile ele alınması gerektiğini ifade etti.

Tayfun Ercan’ın Türk gemilerinin saldırıya uğramasıyla ilgili sorusunu yanıtlayan Kaptan Can, kamuoyundaki bilgi karmaşasına ve yalnızca geminin bayrağı üzerinden yapılan değerlendirmelere dikkat çekti. Karadeniz’de saldırıya uğrayan bir geminin farklı bir ülke bayrağı taşımasının, o geminin Türk sermayesiyle işletilmediği veya Türk denizcilerin zarar görmediği anlamına gelmediğini vurguladı. Gemi sahibi, işletmeci şirket ve mürettebat unsurlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Can, resmi bir bilanço bulunmadığını ifade etti.

Ukrayna kaynaklarının Temmuz 2026’da Azak Denizi ve Kerç çevresindeki operasyonlarda 21, 35, 76 ve hatta 90’dan fazla geminin hedef alındığını duyurduğunu belirten Can, bu rakamların operasyonel iddialar olduğunu ve doğrulanmış asgari vakalar ile operasyonel hedef sayılarının birbirinden farklı olduğunu vurguladı. Türk bayraklı Sabahat Telli tankerinin Taganrog’da isabet aldığını hatırlatan Can, bu durumun artık münferit bir olay değil, sistematik bir güvenlik krizi olduğunu ifade etti.

Kaptan Can, saldırıların Türk armatörleri ve denizciler üzerindeki etkisini değerlendirirken, en büyük tehlikenin riskin ölçülememesi olduğunu belirtti. Gemilerin yaptırım listesinde olmasa dahi “Rus ekonomisine katkı sağlıyor” veya “gölge filo” gibi ifadelerle hedef gösterildiğini ifade eden Can, bir geminin ticari yük taşımasının, üzerindeki aşçıyı veya gemi personelini asker hâline getirmediğini söyledi. Ukrayna’nın tavrını uluslararası deniz hukuku açısından değerlendiren Can, bir sivil ticaret gemisinin sırf Rus limanına uğradığı veya Rus ürünü taşıdığı için askeri hedef ilan edilemeyeceğini belirtti.

Kaptan Can, Rusya’nın da Türk gemilerine ciddi zararlar verdiğini hatırlatarak, Mayıs 2026’da Odesa’dan yük taşıyan Türk sahipli ‘Ant’ gemisinin Rus drone saldırısında vurulduğunu ve iki Türk’ün yaralandığını; Haziran 2026’da ise ‘Victress’ isimli gemiye yönelik Rus saldırısında 58 yaşındaki bir aşçının hayatını kaybettiğini dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin bugüne kadar attığı adımları yeterli bulmadığını belirten Can, Ankara’nın artık sadece olay sonrası kınama yapan değil, “kural koyucu” bir diplomasi yürütmesi gerektiğini savundu.

Kaptan Can’ın önerileri arasında, Dışişleri, Ulaştırma, Milli Savunma bakanlıkları ve istihbaratın katılımıyla sürekli bir Karadeniz Deniz Ticareti Güvenlik Merkezi kurulması, Türk sahipli, işletmeli veya personelli tüm gemilerin anlık takip edilmesi ve Rusya ve Ukrayna’dan sivil gemilere saldırılmayacağına dair yazılı bildirim mekanizmasının talep edilmesi yer alıyor. Ayrıca, uluslararası denizcilik örgütü (IMO) çatısı altında Karadeniz’e özel bir çalışma grubu kurulması ve sigorta şirketleri, bankalar ile armatörlerin katılımıyla ortak bir “Savaş Riski Fonu” oluşturulması gerektiğini belirtti.

Kaptan Can, Türkiye’nin hem Rusya hem de Ukrayna ile ticaret yapmasının bağımsız bir devletin hakkı olduğunu vurgularken, Türk gemilerinin hedef alınmasının Ukrayna ile olan dostane ilişkilerle bağdaşmadığını söyledi. Türk kamuoyunda Kırım Tatarları nedeniyle Ukrayna’ya duyulan sempatiyi, bu tür saldırıların ciddi şekilde zedeleyeceği uyarısında bulunan Can, Türk gemilerinin hedef alınması ve “gölge filo” etiketiyle suçlanmasının kamuoyundaki sempatiyi zedeleyeceğini ifade etti.

Röportajın sonunda Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin geleceğini değerlendiren Kaptan Can, iki ülkenin güçlü stratejik bağları olduğunu ancak sivillerin zarar görmeye devam etmesi halinde ekonomik ve diplomatik ilişkilerin mutlaka yara alacağını belirtti. “Biz Rusya’nın veya Ukrayna’nın propagandasının yanında değiliz. Biz öldürülen denizcinin, korku içinde çalışan gemi adamının ve hukuk çerçevesinde ticaret yapan Türk armatörünün yanındayız. Savaşın tarafları hedeflerini askeri alanla sınırlamak zorundadır. Aşçıların, kaptanların, makinistlerin ve gemicilerin kanı üzerinden askeri başarı hikâyesi yazılamaz. Karadeniz hiçbir devletin sınırsız savaş alanı değildir!” diyerek sözlerini tamamladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu