Stellantis ve Leapmotor, İspanya’da Elektrikli SUV Üssü Kuruyor
Stellantis, Leapmotor ile birlikte İspanya’daki Zaragoza fabrikasını elektrikli SUV üretim üssü haline getiriyor.
Küresel otomotiv sektöründe elektrikli araçlara geçiş ve korumacı ticaret politikaları, üreticileri operasyonel ve lojistik süreçlerini yeniden şekillendirmeye zorlamakta. Bu bağlamda Stellantis, Leapmotor ile olan ortak girişimi çerçevesinde İspanya’nın Zaragoza fabrikasını, küresel dağıtım ve montaj ağının merkezi haline getirme kararı aldı. Böylece, İspanya’daki bu tesis, grup bünyesindeki çok markalı elektrikli araç stratejisinin yeni odak noktası olacak.
Yayınlanan yeni üretim planlarına göre, Zaragoza tesisinde Leapmotor’un küresel pazara sunacağı B10 SUV modelinin seri üretimine başlanacak. Tesisin esnek üretim yapısından faydalanarak, aynı bant üzerinde Stellantis’in Opel markası için geliştirilen yeni nesil tamamen elektrikli C-SUV modeli de eş zamanlı olarak üretilecek. Bu iki modelin parça tedarik süreçleri ve gövde yapılarındaki işbirliği, Stellantis’in tedarik zincirinde önemli maliyet tasarrufları ve brüt kâr marjlarında iyileşmeler sağlamasına yardımcı olacak.
Ortak girişimin Avrupa’daki genişleme hamlesi yalnızca Zaragoza ile sınırlı kalmayacak. Pazar payı kazanımları ve talep projeksiyonlarına bağlı olarak, Stellantis, 2028 yılından itibaren Madrid’deki bir başka önemli üretim merkezi olan fabrikasını da tamamen ortak girişimin kullanımına devretmeyi planlıyor. Bu uzun vadeli strateji, Leapmotor’un Avrupa pazarındaki model çeşitliliğini artırırken, Stellantis’in bölgedeki varlık optimizasyonunu ve sermaye verimliliğini artırmayı hedefliyor.
Bu operasyonel ortaklık, her iki üretici için de önemli finansal ve stratejik avantajlar sunuyor. Stellantis, Avrupa genelinde azalan iç talep nedeniyle fabrikalarında oluşan atıl kapasiteyi, Çinli ortağının üretim hacmi ile doldurarak sabit maliyetleri dengelemekte ve birim başına üretim maliyetlerini düşürmektedir. Öte yandan, Leapmotor, Avrupa Birliği’nin Çin menşeli elektrikli araçlara uyguladığı ek gümrük tarifelerini, İspanya’daki yerel üretim ile tamamen etkisiz hale getiriyor. Bu sayede, marka Avrupa pazarına doğrudan ‘Made in Europe’ etiketiyle girebilirken, yasal düzenlemeleri de karşılamakta ve fiyat rekabetinde rakiplerine karşı belirgin bir maliyet avantajı elde etmektedir.




