Hürmüz Boğazı’ndan Geçen Gemi Sayısı 6’ya Düştü
Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi trafiği, savaş öncesi seviyelerin çok altında kalmaya devam ediyor. Sadece 6 gemi geçti.
Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi trafiği, son günlerde ciddi bir daralma yaşamakta. Yeni veriler, bu stratejik geçiş noktasından yalnızca 6 geminin geçtiğini ortaya koyuyor. Bu durum, petrol sevkiyatındaki azalma ile birlikte fiyat ve navlun baskılarının devam edebileceğini gösteriyor.
Hürmüz Boğazı’nda haftalardır süren ticaret sıkışıklığı, son günlerde daha da belirgin hale geldi. Küresel enerji piyasası açısından kritik bir öneme sahip olan bu bölgede, gemi sayısının tek haneli rakamlara düşmesi, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin umutsuz bir hal almasıyla birlikte normalleşme beklentilerini de olumsuz etkiledi.
Pazartesi günü Hürmüz Boğazı’ndan sadece 6 ticari gemi geçiş yaptı. Bu rakam, son 10 gündeki günlük ortalama olan yaklaşık 11 geminin oldukça altında kalıyor. Savaş öncesi dönemde, bu boğazdan normal bir günde yaklaşık 130-140 geminin geçiş yaptığı düşünülürse, mevcut durumun ciddiyeti daha iyi anlaşılmaktadır.
Gemilerin takip sistemlerini kapatarak geçiş yapabilmesi nedeniyle görünen trafik, tüm hareketleri yansıtmayabilir. Ancak son haftalarda elde edilen veriler, ticari deniz taşımacılığının normalleşmekten uzak olduğunu gösteriyor.
Son geçişlerin niteliği de enerji piyasası açısından dikkat çekici. Boğaza dört yük gemisi giriş yaptı, bunlardan ikisi yük taşımayan petrol ürünü tankerleri olarak kaydedildi. Hürmüz’den çıkan yalnızca iki gemiden biri sıvılaştırılmış petrol gazı taşırken, diğeri fuel oil benzeri petrol ürünleri taşıyordu. Bu durum, gemi sayısındaki sert düşüşün yalnızca genel ticaret açısından değil, aynı zamanda petrol ve enerji ürünlerinin küresel pazarlara taşınması açısından da önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Geçen hafta, boğazdaki petrol ihracatının günlük yaklaşık 3 milyon varile gerilediği hesaplandı. Bir önceki hafta bu miktar yaklaşık 4,4 milyon varil düzeyindeydi. Fiziki taşımacılıktaki sıkışıklık, petrol fiyatlarına da yansımakta. Brent petrol, pazartesi günü yüzde 5’in üzerinde bir artışla 88 dolar seviyesine yaklaştı. Fiyatlar, bir haftanın en yüksek seviyelerine yaklaşırken, piyasanın odağı yeniden Hürmüz Boğazı oldu.
Petrol fiyatlarındaki hareketin önemli nedenlerinden biri, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine dair iyimserliğin azalmasıdır. İran, yaptırımların kaldırılması ve savaşın yol açtığı zararlar için tazminat talep ederken, ABD Başkanı Donald Trump da İran’ın savaşlar, saldırılar ve protestolar sırasında hayatını kaybedenler için tazminat ödemesini istemektedir. Tarafların karşılıklı taleplerini artırması, boğazın kısa süre içinde tamamen açılacağı beklentisini zayıflatmıştır.
Hürmüz Boğazı’ndaki sıkışıklığın uzaması, Türkiye açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, enerji ithalatçısı bir ülke olarak, küresel petrol fiyatlarının yüksek seyretmesinin enerji faturasını doğrudan etkilediğini bilmektedir. Petrol fiyatlarındaki artışın döviz kuru ile birleşmesi, akaryakıt ve ulaştırma maliyetleri üzerindeki baskıyı artırabilir. Ancak Brent petrol fiyatlarındaki yükselişin, Türkiye’deki pompa fiyatlarına otomatik olarak aynı oranda yansımasının olmayacağı da unutulmamalıdır. Türkiye’deki akaryakıt fiyatları, Akdeniz piyasasındaki ürün fiyatları, dolar/TL kuru ve vergi kalemleri ile belirlenmektedir. Asıl risk, Hürmüz’deki düşük gemi trafiğinin kalıcı hale gelmesidir. Boğazın normal kapasitesine yaklaşamaması durumunda, yalnızca petrol fiyatları değil, tanker kiralama, sigorta ve taşıma maliyetleri de yüksek kalabilir.
Hürmüz’deki bu olumsuz tabloya karşın, Babülmendep Boğazı’ndaki trafik ise daha dirençli görünmektedir. Pazartesi günü Kızıldeniz’deki Babülmendep Boğazı’ndan 25 gemi geçiş yaptı. Son 10 günlük ortalama ise yaklaşık 24 gemi olarak kaydedildi, bu da bu hatta belirgin bir düşüş yaşanmadığını göstermektedir. Bu durum, küresel enerji taşımacılığındaki en büyük sıkışmanın şu anda Hürmüz Boğazı üzerinde yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Önümüzdeki günlerde piyasaların izleyeceği temel gösterge, yalnızca Washington ve Tahran’dan gelecek açıklamalar olmayacak. Boğazdan günlük geçen tanker sayısının artıp artmadığı, petrol fiyatlarında kalıcı bir rahatlama yaşanıp yaşanmayacağını gösterecek en somut verilerden biri olacaktır.




