Uzun Süreli Enerji Depolama Sektöründe Büyüme Engelleri
Uzun süreli enerji depolama sistemleri 2025’te yüzde 49 büyüme gösterdi, ancak yatırım azalması sektörü zorluyor.
Uzun süreli enerji depolama (LDES) sistemleri, enerji dönüşümünün önemli bir parçası olarak 2025 yılı itibarıyla yüzde 49 oranında bir büyüme kaydederek 15 GWh kapasitesini aştı. Ancak, yeni yayımlanan bir rapor, yatırım akışındaki azalma ve lityum-iyon bataryaların artan rekabetinin bu sektördeki büyümeyi zorlaştırdığını ortaya koyuyor.
Küresel enerji depolama alanında uzun süreli depolama teknolojileri hızla gelişirken, finansman sorunları sektörü olumsuz etkiliyor. Wood Mackenzie tarafından hazırlanan “Long Duration Energy Storage Trends” raporuna göre, uzun süreli enerji depolama sistemlerinin kurulumları 2025 yılında yıllık bazda yüzde 49 artış göstererek 15 GWh’yi geçti. Ancak, aynı rapor, yatırım akışındaki zayıflamanın yanı sıra lityum-iyon bataryaların hızla ucuzlamasının sektördeki ticari büyümeyi zorlaştırdığını vurguluyor.
Rapora göre, küresel LDES kapasitesinin yüzde 93’ü Çin’de yer alıyor. Bu büyümenin arkasında, eyalet bazında belirlenen zorunlu hedefler ve “Yeni Enerji Depolama Geliştirme Özel Eylem Planı (2025-2027)” gibi politika destekleri bulunuyor. 2025 yılında kurulan sistemlerin teknoloji dağılımı ise basınçlı hava enerji depolama (CAES) yüzde 45, termal enerji depolama yüzde 33 ve vanadyum redoks akış bataryaları (VRFB) yüzde 21 oranında gerçekleşti. Bu teknolojiler, güneş ve rüzgâr gibi değişken yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik sistemine entegrasyonunda kritik bir rol oynamaktadır.
Raporda, küresel enerji sisteminin net sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için enerji depolama sürelerinin önemli ölçüde uzatılması gerektiği belirtiliyor. Günümüzde ortalama enerji depolama süresi yaklaşık 2,5 saat iken, güvenilir bir yenilenebilir enerji sistemi için bu sürenin yaklaşık 20 saate çıkması gerektiği ifade ediliyor. Lityum-iyon batarya projeleri ortalama 2 saat depolama sağlarken, vanadyum akış bataryaları ve basınçlı hava sistemleri yaklaşık 4 saat, termal depolama teknolojileri ise yaklaşık 8 saatlik bir kapasite sunuyor.
Sektördeki en büyük risk ise finansman alanında ortaya çıkıyor. Rapora göre, uzun süreli depolama teknolojilerine yönelik küresel finansman 2025’te yıllık bazda yüzde 30 azalma gösterdi. Risk sermayesi yatırımları ise daha da sert bir düşüşle yüzde 72 oranında geriledi. 2021-2025 döneminde yalnızca üç şirket — Hydrostor, Eos Energy ve Form Energy — 1 milyar doların üzerinde yatırım toplayabildi ve toplamda 4 milyar doların üzerinde finansman sağladı. Ancak bu şirketlerin bile önemli finansal zorluklarla karşı karşıya olduğu ifade ediliyor.
Uzmanlar, bu yatırım daralmasının başlıca nedenleri arasında yüksek faiz oranları nedeniyle uzun geri dönüş süreli projelerin cazibesinin azalması, yapay zeka veri merkezleri ve elektrik şebekesi yatırımlarıyla artan sermaye rekabeti ve lityum-iyon batarya fiyatlarının hızla düşmesini sıralıyor.
Maliyetler de LDES teknolojilerinin yaygınlaşmasının önünde önemli bir engel teşkil ediyor. Çin’de dört saatlik lityum-iyon batarya projelerinin maliyeti yaklaşık 107 dolar/kWh seviyesindeyken, termal depolama ve basınçlı hava sistemlerinde bu maliyet 190–201 dolar/kWh aralığına çıkıyor. Araştırmalara göre, lityum-iyon bataryaların 2034 yılına kadar enerji depolama pazarının yaklaşık yüzde 85’ini elinde tutması bekleniyor. Vanadyum akış bataryalarının payının yüzde 5, basınçlı hava depolamanın ise yüzde 3 civarında kalması öngörülüyor.
Her şeye rağmen, dünyanın çeşitli bölgelerinde uzun süreli depolama projeleri geliştirilmeye devam ediyor. Bu projeler arasında İngiltere’de sıvı hava depolama tesisi, İtalya’da CO₂ batarya projesi ve Çin’de GWh ölçekli basınçlı hava ve termal depolama projeleri yer alıyor. Ancak uzmanlar, sektörün ticari ölçekte büyüyebilmesi için piyasa tasarımlarında ve destek mekanizmalarında reform yapılması gerektiğini vurguluyor.



