AB ve Mercosur Anlaşması Onaylandı: Küresel Ticaretin Yeni Dönemi
AB ve Mercosur arasında onaylanan serbest ticaret anlaşması, dünya çapında büyük ekonomik etkiler yaratacak.
Avrupa Birliği (AB) ile Güney Amerika’nın Mercosur ticaret bloğu arasında uzun süredir devam eden serbest ticaret anlaşması, üye ülkelerin onayıyla önemli bir aşamayı geride bıraktı. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, dünya genelinde en büyük serbest ticaret alanlarından birinin kurulması bekleniyor. Bu durum, AB sanayisi için yeni ihracat fırsatları yaratırken, Avrupa tarımı üzerindeki etkileri ve anlaşmanın siyasi-jeopolitik sonuçları tartışma konusu olmaya devam ediyor.
AB üyesi ülkeler, 1999 yılından bu yana müzakere edilen AB-Mercosur serbest ticaret anlaşmasını onayladı. Birçok kez askıya alınan bu anlaşmanın, önümüzdeki günlerde taraflarca resmi olarak imzalanması bekleniyor. Anlaşma, Fransa gibi bazı ülkelerin itirazlarına rağmen kabul edildi.
Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle, AB ile Mercosur ülkeleri arasında dünyanın en geniş serbest ticaret alanlarından biri oluşacak. Ancak bu gelişme, hem Avrupa hem de Güney Amerika’da ekonomik ve siyasi sonuçları itibarıyla yoğun tartışmalara yol açıyor.
Fransa, anlaşmaya karşı çıkan ülkelerin başında geliyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Mercosur ülkeleriyle ticaret engellerinin kaldırılmasının Avrupa tarımı üzerinde olumsuz etkiler yaratacağını belirterek, anlaşmayı “başka bir çağdan kalma” olarak nitelendirdi. Macron, ekonomik kazanımların sınırlı, tarımsal risklerin ise yüksek olduğunu savunuyor.
Buna rağmen, AB Konseyi’nde yapılan oylamada anlaşma yeterli desteği buldu ve süreç Avrupa Parlamentosu’na taşındı. Parlamento onayının ardından anlaşmanın kademeli olarak yürürlüğe girmesi öngörülüyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında, anlaşma AB ile Mercosur arasında yaklaşık 4 milyar avro tutarındaki gümrük tarifesinin kaldırılmasını öngörüyor. Bu durum, daha önce yüksek tarifelerle karşılaşan AB sanayi sektörleri için büyük bir önem taşıyor. Anlaşma sayesinde Avrupa’dan Mercosur’a ihraç edilen otomotiv parçalarında yüzde 35, süt ürünlerinde yüzde 28 ve şarapta yüzde 27’ye varan tarifeler ortadan kalkacak. Avrupa Komisyonu, bu düzenlemenin AB’nin Mercosur’a ihracatını yıllık bazda yüzde 39 artırabileceğini ve Avrupa genelinde 440 binden fazla istihdamı destekleyebileceğini öngörüyor.
Ancak Fransa ve diğer bazı ülkeler, bu tahminlerin iyimser olduğunu ve Avrupa tarımı üzerindeki maliyetlerin yeterince dikkate alınmadığını savunuyor.
Avrupa genelinde çiftçi örgütleri de anlaşmaya sert tepkiler gösterdi. Mercosur’dan gelecek et ve tarım ürünlerinin AB pazarını dolduracağına dair endişeler, zaman zaman sokak protestolarına dönüştü. Ancak uzmanlar, bu senaryonun gerçekte sınırlı olduğunu belirtiyor. Anlaşma, Mercosur tarım ürünleri için tarife muafiyetini kota sistemiyle sınırlıyor. Örneğin, sığır etinde kota AB toplam üretiminin yalnızca yüzde 1,5’ine, kanatlı etinde ise yüzde 1,3’üne denk geliyor. Bu kotalar dolduğunda mevcut gümrük vergileri yeniden devreye girecek. Ayrıca, ani ve sert ithalat artışları yaşanması durumunda AB’nin koruyucu önlemler alma hakkı bulunuyor. Dolayısıyla, uzmanlar tarım sektörünün AB-Mercosur anlaşması kapsamında güçlü bir şekilde korunduğunu vurguluyor.
Anlaşma, toplam nüfusu 700 milyonu aşan Mercosur-AB bölgesi için önemli bir ekonomik entegrasyon anlamına geliyor. Mercosur ülkeleri, Avrupa pazarına erişimlerinin genişlemesi, ihracat artışı ve doğrudan yabancı yatırım girişlerinin hızlanmasını bekliyor. Ancak bu süreç, Güney Amerika sanayisi üzerinde de baskı yaratacak. Mercosur ülkelerindeki firmaların, Avrupa’nın yüksek katma değerli sanayi ürünleriyle rekabet edebilmek için modernleşme, dijitalleşme ve verimlilik artışına yönelmesi gerekecek.
Siyasi açıdan, anlaşma Mercosur’un bütünlüğü açısından kritik bir mesaj taşıyor. İç siyasi ayrışmalara rağmen Mercosur’un hâlâ ortak ticaret politikası üretebilen bir yapı olduğu gösterilmiş oluyor. Blok, 35. yılında Avrupa Serbest Ticaret Birliği ile anlaşma yapmış, Kanada ile müzakereleri yeniden başlatmış ve şimdi de AB ile tarihi bir anlaşmaya imza atmış durumda.
Bazı yorumcular, anlaşmanın zamanlamasının dikkat çekici olduğunu belirtiyor. ABD’nin daha korumacı ve tek taraflı bir ticaret politikası izlediği bir dönemde, AB-Mercosur anlaşması çok taraflı ve kurallara dayalı ticaret düzenine güçlü bir vurgu niteliği taşıyor. Bu durum, Mercosur ülkeleri için ABD’ye olan ekonomik bağımlılığı azaltma fırsatı olarak görülüyor. Özellikle Washington’un ticaret ve güvenlik politikalarında sertleştiği bir dönemde, AB ile kurulan bu derin ekonomik bağ stratejik çeşitlenme anlamına geliyor.
Anlaşmanın sembolik boyutu da en az ekonomik etkileri kadar önemli. Brüksel açısından bu adım, küresel ekonomide artan belirsizliklere, ABD tarifelerine ve Çin kaynaklı rekabet baskısına karşı Avrupa’nın kendi ayakları üzerinde durma iradesini gösteriyor. Uzmanlar, AB içindeki görüş ayrılıklarına rağmen bu anlaşmanın geçmesinin, Avrupa’nın küresel sahnede karar alma ve uygulama kapasitesini koruduğuna dair güçlü bir sinyal verdiğini ifade ediyor. Aksi takdirde, Mercosur ile gelecekte yapılabilecek herhangi bir anlaşmanın tamamen rafa kalkması ihtimali gündeme gelebilirdi.
Şimdi anlaşma, Avrupa Parlamentosu’nun onay sürecine girecek. Parlamento sürecinde çevre standartları, tarım korumaları ve uygulama takvimi gibi konularda yoğun tartışmalar yaşanması bekleniyor. Nihai onayın ardından anlaşma kademeli olarak yürürlüğe girecek. AB-Mercosur anlaşması, serbest ticaretin küresel ölçekte yeniden mi canlandığı yoksa sadece jeopolitik bir istisna mı olduğu sorusunu da gündeme getiriyor. Ancak kesin olan bir şey var: Bu anlaşma, hem Avrupa hem de Güney Amerika için ekonomik ve siyasi sonuçlar doğuracak uzun soluklu bir dönemin başlangıcını işaret ediyor.




