De Beers London Vibrations koleksiyonunu tanıttı

De Beers London Vibrations koleksiyonu, Botswana, Güney Afrika ve Kanada’daki iç sulardan ilham alan yüksek mücevher tasarımlarını bir araya getiriyor.

De Beers London, iç suların hareketinden ve dönüştürücü gücünden ilham alan yeni yüksek mücevher koleksiyonu Vibrations’ı tanıttı. Botswana, Güney Afrika ve Kanada’daki su kaynaklarına odaklanan koleksiyon, markanın elmas madenlerinin bulunduğu coğrafyalarla tasarım arasındaki bağı öne çıkarıyor.

Vibrations tasarımlarında suyun manzaraları şekillendiren akışkan yapısı, elmasların yerin derinliklerinde oluşmasını sağlayan doğal güçlerle ilişkilendiriliyor. Şelale öncesinde hızlanan bir nehir, kıyıda tutunan su damlaları ve yeni kristalleşmiş buz kümeleri; koleksiyondaki daha somut ilham kaynakları arasında yer alıyor. Bazı tasarımlar ise iç suların sürekli hareketini, canlılığını ve doğayla kurduğu dengeyi daha soyut biçimde yorumluyor.

Koleksiyonda suyla doğrudan bağlantılı taşlara da yer veriliyor. Sierra Leone’nin tropikal nehir vadilerinden izlenebilen nadir alüvyon beyaz elmaslar, De Beers’ın 2018’de başlattığı GemFair girişimi aracılığıyla koleksiyona dahil edildi. Şirket, hem ham hem de işlenmiş biçimde kullanılan zanaatkâr kaynaklı elmasların ilk kez bir De Beers London yüksek mücevher sunumunda yer aldığını belirtti.

De Beers London Üst Yöneticisi Emmanuelle Nodale, Vibrations’ın markanın kaynağa bağlı, yaratıcı ve yenilikçi yüksek mücevher anlayışını yansıttığını söyledi. Nodale, koleksiyonun yeni elmas kesim teknikleri ve dönüştürülebilir tasarımlar aracılığıyla markanın işçiliğini ileri taşıdığını ifade etti.

Su manzaralarından ilham alan setler

Vibrations kapsamında daha önce ocak ayında tanıtılan Echo setine Cascade, Shimmer ve Undulation adlı üç yeni set eklendi. İlk set olan Echo, Afrika’nın en büyük kanyonu Namibya’daki Fish River Kanyonu’ndan ilham alıyor. Milyonlarca yıl boyunca nehrin şekillendirdiği kanyonun ışık yansımaları ve suya düşen bir taşın oluşturduğu halkalar, tasarımların temel görsel dilini oluşturuyor.

Echo setindeki kolye, beyaz elmas dalgaları arasında konumlandırılan Namibya kaynaklı 1,12 karatlık yoğun fantezi mavi elmasla dikkat çekiyor. De Beers’ın olağanüstü nadirlik ve karaktere sahip taşlardan oluşturduğu Natural Works of Art seçkisindeki yedi elmastan biri olan bu taş, kolyenin merkezinde yer alıyor. Dönüştürülebilir kolye; kolye, taç, bilezik ve küpe dahil altı farklı mücevhere dönüşebiliyor. Şirket, bu parçayı De Beers London tarafından üretilen teknik açıdan en karmaşık tasarım olarak tanımlıyor.

Echo setinde ayrıca 18 ayar beyaz altınla hazırlanan ve 5,21 karatlık D renk, kusursuz bir Natural Works of Art elması taşıyan yüzük ile broş, bilezik ve küpeler bulunuyor.

Cascade setinde De Beers London yüksek mücevher koleksiyonu için bir başka ilke imza atılarak yumuşak mavi kalsedon kullanılıyor. Taşın yarı saydam görünümü, ışıltısı ve suyu çağrıştıran rengi, Güney Afrika’daki Tugela Şelalesi’nden esinlenen dört tasarımda elmaslarla bir araya getiriliyor. Afrika’nın 3 bin fitten daha yüksek şelalesi olarak tanımlanan Tugela’nın dik düşüşü ve suyun oluşturduğu sis, kalsedon boncuklardan oluşan akışkan sautoir kolyede yorumlanıyor. Diğer parçalardaki girdap biçimleri ise çarpışan akıntıları ve şelale havuzundaki hareketi yansıtıyor.

Kanada’nın Ellesmere Adası’ndaki karla kaplı zirveler, buzullar ve fiyortlar Shimmer setinin ilham kaynağını oluşturuyor. Pembe elmaslar, donmuş coğrafyada gün doğumu ve gün batımının oluşturduğu renkleri simgelerken geometrik ve dantel benzeri motifler buz kristallerini çağrıştırıyor. Setin dört nadir fantezi pembe elması arasında Argyle madeninden gelen uyumlu bir çift de bulunuyor.

Altı parçadan oluşan Undulation seti ise Botswana’daki Okavango Deltası’na gönderme yapıyor. Kalahari Çölü’ndeki geniş, yelpaze biçimli sulak alan, dünyanın en büyük iç deltası olarak tanımlanıyor. Tasarımlardaki kıvrımlı çizgiler Okavango Nehri’nin akışını izlerken, ham yeşil elmaslar deltanın bitki örtüsündeki renk çeşitliliğini yansıtıyor.

Undulation seti, De Beers London yüksek mücevher koleksiyonunda kabuşon kesim elmasların ilk kez kullanılmasıyla da öne çıkıyor. Yumuşak ve yuvarlatılmış yüzeyleriyle bu taşlar, su damlalarının biçimini anımsatıyor. Elmasların bu özel forma dönüştürülmesi için beş yıl boyunca geliştirilen özel bir kesim tekniğinden yararlanıldığı belirtildi. Hassas teknoloji sayesinde taşların karakteri korunurken pürüzsüz, kubbemsi bir görünüm elde edildi.

De Beers London’a göre gerekli renk ve berraklık kriterlerini karşılayan elmasların yüzde 0,5’inden azı bu yöntemle kesilebiliyor. Uygun kristal yapısı, simetri ve kaliteye sahip taşların sayısı ise daha da sınırlı kalıyor.

De Beers Grubu, Okavango Nehri Havzası’nın uzun vadeli korunmasına odaklanan Okavango Eternal ortaklığını National Geographic Society ile beş yıl daha yeniledi. 2021’de duyurulan proje, bölgedeki doğal yaşamın korunmasının yanı sıra yerel halk için koruma faaliyetleriyle bağlantılı geçim olanaklarını desteklemeyi amaçlıyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu