Erdoğan: Birleşmiş Milletler reformu artık şart
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler reformu çağrısını yineleyerek veto sisteminin kaldırılmasını ve Genel Kurulun güçlendirilmesini istedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu kapsamında bulunduğu New York’taki Türkevi’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Genel Kurul toplantılarında Türkiye’nin çok taraflılık anlayışını, Gazze’deki insani krize ilişkin değerlendirmelerini ve daha kapsayıcı bir küresel sistem önerisini anlattığını belirten Erdoğan, ziyaret boyunca çok sayıda lider ve hükümet temsilcisiyle görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi.
Erdoğan, 130’dan fazla ülkenin devlet ve hükümet başkanı düzeyinde katıldığı Genel Kurulun bu yıl “Güveni Yeniden İnşa Etmek, Dönüşümü Yönetmek” temasıyla düzenlendiğini hatırlattı. ABD Başkanı Donald Trump’ın davetiyle ABD ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini bir araya getiren toplantıya katıldığını belirten Erdoğan, Orta Doğu’da güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik görüşlerini paylaştığını ifade etti.
New York temasları kapsamında Vietnam, Libya, Kuveyt, Kosova, Lübnan, Gürcistan, Katar, Senegal, Birleşik Krallık, Japonya, Polonya, Bangladeş, Ermenistan, Irak ve Ukrayna’dan muhataplarıyla bir araya geldiğini aktaran Erdoğan, görüşmelerde ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel çatışmaların ve istikrarsızlıkların sona erdirilmesi için atılabilecek adımların ele alındığını kaydetti. ABD’deki iş çevreleri ve düşünce kuruluşlarıyla yapılan toplantılarda ise Türkiye’nin yatırım ve ticaret imkanlarının gündeme geldiğini söyledi.
Birleşmiş Milletler reformu çağrısı
Birleşmiş Milletler reformu konusunda değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, 190’dan fazla ülkenin iradesinin beş daimi üyenin veto yetkisiyle sınırlandırılmasının adil olmadığını savundu. Bu yapının küresel barış ve istikrarı koruyamayacağını belirten Erdoğan, meselenin yalnızca Türkiye’nin daha fazla söz sahibi olması değil, Afrika, Asya, Latin Amerika, İslam dünyası, Avrupa ve diğer bölgelerin hakkaniyetli biçimde temsil edilmesi olduğunu söyledi.
Veto mekanizmasının kaldırılması ve yalnızca beş ülkenin çıkarlarını gözeten yapıdan bütün üyeleri kapsayan bir sisteme geçilmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun daha güçlü ve etkili hale getirilmesini istedi. Seçilmiş üyelerin belirli sürelerle görev yaptığı ve yeniden görev almak isteyenlerin uluslararası toplumun güvenini kazanmak zorunda olduğu bir model öneren Erdoğan, dünyanın yeni duvarlara değil, yeni köprülere ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Erdoğan, Birleşmiş Milletler kürsüsündeki ilk konuşmasından bu yana aynı çizgiyi koruduğunu belirterek, Suriye, Irak, Ukrayna-Rusya savaşı, Afrika, Myanmar ve Gazze’deki gelişmelerin geçmişte dile getirdiği uyarıları doğruladığını söyledi. Uluslararası toplumun zamanında önlem alması halinde çok sayıda can kaybının önlenebileceğini savunan Erdoğan, adaletsizliğe karşı durduklarını ve dünyanın giderek Türkiye’nin yıllardır dile getirdiği noktaya yaklaştığını belirtti.
Hürmüz ve Karadeniz için diplomasi vurgusu
Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin azalmasının krizin yalnızca İran ve ABD arasındaki bir mesele olmaktan çıktığını gösterdiğini söyleyen Erdoğan, boğazın deniz trafiğine kapatılmasına karşı olduklarını bildirdi. Seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiğini belirten Erdoğan, Hürmüz’deki gerilimin Avrupa ve Asya’nın yanı sıra enerji piyasalarını, taşımacılığı ve milyonlarca insanın günlük yaşamını etkilediğini ifade etti. Sorunların çözümü için yeni cepheler yerine diplomasi kanallarının açılması çağrısı yaptı.
Karadeniz’in Rusya-Ukrayna savaşının yeni bir cephesi haline gelmemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, ticari gemilere yönelik saldırıları kim gerçekleştirirse gerçekleştirsin kabul etmediklerini söyledi. Gıda güvenliğinin sağlanması ve savaşın yayılmasının önlenmesi amacıyla tahıl koridorunun yeniden kurulması için diplomatik girişimlerin hızlandırıldığını aktaran Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile konuyu görüştüğünü ve olumlu yanıt aldığını belirtti.
Gazze ve bölgesel güvenlik
Erdoğan, Gazze’de kalıcı ateşkes sağlanmadan, Filistinlilerin kendi topraklarında onurlu bir geleceğe kavuşması güvence altına alınmadan Orta Doğu’ya kalıcı barış gelmeyeceğini söyledi. Savaşın yeniden başlamasını önleyecek mekanizmaların kurulması, Gazze’nin imarının hızlandırılması ve Filistinlilerin siyasi geleceğinin güvence altına alınması gerektiğini belirten Erdoğan, bölgede yaşanan insani felaketin uluslararası toplumun ortak vicdanını ilgilendirdiğini ifade etti.
Mekke Savunma Anlaşması’nı bölgesel güvenlik açısından önemli bir adım olarak nitelendiren Erdoğan, zorlu coğrafyalarda yeni girişimlerin çeşitli sınamalarla karşılaşmasının doğal olduğunu söyledi. Türkiye’nin provokasyonlara ve tuzaklara karşı tecrübeli bir devlet olduğunu belirten Erdoğan, bölgenin sorunlarına bölgesel çözümler üretmeyi hedeflediklerini kaydetti.
Savunma sanayisi ve Terörsüz Türkiye süreci
Türkiye’nin F-35 programına dönüşü konusunda ABD Başkanı Trump’ın olumlu irade ortaya koyduğunu belirten Erdoğan, bu yaklaşımın somut adımlara dönüşmesini beklediklerini söyledi. Bununla birlikte önceliğin yerli savunma sanayisi olduğunu vurgulayan Erdoğan, KAAN başta olmak üzere milli savaş uçakları, hava savunma sistemleri ve savunma teknolojileri geliştirmeyi sürdüreceklerini ifade etti. İngiltere ile Eurofighter konusunda da çalışmaların devam ettiğini bildirdi.
Terörsüz Türkiye hedefinin günübirlik bir gündem olmadığını, ülkenin yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtulması anlamına geldiğini belirten Erdoğan, sürecin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından oluşturulan yasal çerçeve doğrultusunda ilerlediğini söyledi. Örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye sürecinin tamamlanması gerektiğini ifade eden Erdoğan, ilgili kurumların sahadaki çalışmaları takip ettiğini ve sürecin devletin kararlılığıyla sürdürüldüğünü kaydetti.
Irak ile ilişkilerde yeni döneme olumlu bir başlangıç yapıldığını dile getiren Erdoğan, Sincar’da Irak hükümetinin otoritesinin güçlenmesi ve Başika’nın devri konularının ele alındığını aktardı. Türkiye’nin artık Irak’la terör başlığından çok Kalkınma Yolu Projesi, ticaret, istikrar ve refah konularını konuşmak istediğini söyledi.
Yunanistan’ın iç siyasetinin Türkiye’nin gündeminde olmadığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin önceliğinin kendi hakları, güvenliği ve Ege ile Doğu Akdeniz’de barışın korunması olduğunu ifade etti. Türkiye’nin Yunanistan’ın düşmanı değil, komşusu ve NATO çatısı altındaki müttefiki olduğunu belirten Erdoğan, iki ülke ilişkilerinin seçim malzemesi yapılmaması gerektiğini söyledi.
COP31 ve sermaye piyasalarına ilişkin açıklama
Türkiye’nin 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31’in yalnızca bir iklim konferansı olmadığını belirten Erdoğan, gelişmekte olan ülkelerin taleplerini duyurabileceği ve somut sonuçların ele alınabileceği bir platform oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. İklim değişikliğiyle mücadelenin söylemden öte uygulama gerektirdiğini vurgulayan Erdoğan, yangın, sel ve kuraklık gibi afetlerin sınır tanımadığını ifade etti.
Sermaye piyasalarında belirli sayıda fonu ilgilendiren bir sorun bulunduğunu belirten Erdoğan, bunun finansal sistem veya Türkiye ekonomisi açısından genel bir risk oluşturmadığını savundu. İlgili kurumların hukuki çerçevede gerekli adımları attığını ve yargının kapsamlı soruşturma yürüttüğünü söyleyen Erdoğan, sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vereceğini belirtti. Benzer sorunların tekrarlanmaması için gerekli hukuki ve idari düzenlemelerin de hayata geçirileceğini kaydetti.




