Balkanlar’da e-ihracat KOBİ’lere yeni pazarlar açıyor

Balkanlar’da e-ihracat hız kazanırken Türk KOBİ’leri yakın pazarlara yöneliyor. Lojistik, teslimat, iade ve ambalaj stratejileri önem kazanıyor.

İMAM GÜNEŞ/İSTANBUL

Dijital ticaret, küçük ve orta ölçekli işletmelerin küresel pazarlara ulaşmasını kolaylaştırırken ihracatın geleneksel rotalarını da değiştiriyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü’nün Mayıs 2026’da güncellediği verilere göre, dünya gayrisafi yurt içi hasılası ve ihracatının yaklaşık dörtte üçünü temsil eden 45 ekonomide işletmelerin e-ticaret satışları 2024’te 28 trilyon dolara ulaştı. Gelişmekte olan ekonomilerde e-ticaret satışlarının 2016-2024 dönemindeki ortalama yıllık büyüme hızı ise gelişmiş ekonomilerin yaklaşık iki katına çıktı.

Türkiye’deki tablo da dijital ticaretin hızla büyüdüğünü gösteriyor. Ticaret Bakanlığı Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi verilerine göre e-ticaret hacmi 2025’te yüzde 52,2 artarak 4,57 trilyon liraya yükseldi. Dolar bazındaki artış yüzde 28,9 olurken toplam hacim 115,43 milyar dolara ulaştı. Perakende e-ticaret hacmi 2,46 trilyon lira olarak kaydedildi; e-ticaretin genel ticaret içindeki payı yüzde 19,3, gayrisafi yurt içi hasıla içindeki payı ise yüzde 6,9 oldu. E-ticaret yapan işletme sayısı da 600 bin 800’den 634 bin 611’e çıktı. Bu işletmelerin yüzde 75’inin şahıs işletmesi olması, dijital kanalların küçük işletmeler için taşıdığı büyüme potansiyelini ortaya koydu.

Balkanlar’da e-ihracat koridoru genişliyor

KOBİ’ler açısından en önemli gelişme, sınır ötesi satışlarda yakın coğrafyanın öne çıkması oldu. Ticaret Bakanlığı’nın Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi kapsamındaki ihracat verilerine göre Türkiye’nin mikro ihracatı son 10 yılda yaklaşık 15 kat büyüdü. 2025’te bu yöntemle yaklaşık 51,6 milyon paket gönderilirken toplam ihracat değeri 2,25 milyar dolar seviyesine ulaştı.

Romanya’ya yapılan mikro ihracatın değeri 2024’te yaklaşık 108 milyon dolarken 2025’te yüzde 117 artışla 233,8 milyon dolara çıktı. Aynı dönemde gönderilen paket sayısı 5,1 milyondan 14,7 milyona yükseldi. Yunanistan’a mikro ihracat ise 12,2 milyon dolardan 67,5 milyon dolara çıkarak yüzde 453 arttı; paket sayısı 301 binden 3,5 milyona ulaştı. Bulgaristan’a yapılan ihracatın değeri yaklaşık beş kat artarak 33,7 milyon dolara, paket sayısı da 19 binden yaklaşık 1,6 milyona çıktı.

Bu veriler, KOBİ’lerin e-ihracatta yalnızca Amerika Birleşik Devletleri, Almanya veya Körfez ülkeleri gibi büyük pazarlara odaklanmak zorunda olmadığını gösteriyor. Balkanlar’da e-ihracat, kısa lojistik mesafesi ve kara yoluyla erişim imkânı sayesinde daha düşük ölçekli işletmeler için ulaşılabilir bir büyüme alanı oluşturuyor.

Yakın pazarların yükselişi taşıma tercihlerine de yansıdı. Mikro ihracat paketlerinde hava yolunun payı 2024’te yüzde 88 iken 2025’te yüzde 62’ye geriledi. Kara yolu taşımacılığının payı ise yüzde 11’den yüzde 37’ye çıktı. Kara yoluyla gerçekleştirilen mikro ihracatın değeri de 158 milyon dolardan 366 milyon dolara yükseldi. Bu değişim, hedef pazar belirlenirken yalnızca nüfus ve satın alma gücünün değil, ürünün müşteriye hangi maliyetle ve ne kadar sürede ulaştırılacağının da hesaba katılması gerektiğine işaret ediyor.

Ürün gruplarındaki değişim de lojistik maliyetlerinin önemini ortaya koyuyor. 2025’te ortopedik cihazlar, işitme cihazları ve protezlerde paket başına ihracat değeri 738,31 dolar oldu. Değerli mücevheratta bu tutar 284,62 dolar, kadın dokuma giyimde ise 28,38 dolar olarak kaydedildi. Küçük hacimli ve yüksek birim değerli ürünlerde taşıma giderlerinin ürün fiyatı içindeki payı daha düşük kalırken ağır, hacimli ve düşük fiyatlı ürünlerde lojistik maliyetleri rekabet gücünü sınırlayabiliyor.

Nitekim 2024’te öne çıkan bazı ağır mutfak eşyaları ile elektrikli ev aletleri, 2025’te en fazla ihraç edilen ilk 20 ürün grubu arasında yer almadı. Bu ürünlerin yerine vitamin takviyeleri, gıda müstahzarları ve saat aksamları gibi daha küçük hacimli ürünler öne çıktı.

Teslimat ve iade süreçleri satışın parçası

KOBİ’lerin e-ihracatta yalnızca ürün ve fiyat üzerinden rekabet etmesi giderek zorlaşıyor. DHL’in 24 ülkede 24 bin çevrim içi tüketiciyle yaptığı 2025 araştırmasına göre tüketicilerin yüzde 81’i, tercih ettiği teslimat seçeneğini bulamadığında alışveriş sepetini terk ediyor. Tüketicilerin dörtte üçü de teslimat ve iade hizmeti sağlayıcısına güvenmediği satıcılardan alışveriş yapmak istemiyor.

Şirket araştırması da benzer bir tablo ortaya koyuyor. 19 pazarda 4 bin 50 e-ticaret işletmesinin katıldığı çalışmaya göre işletmelerin yüzde 64’ü başka ülkelere satış yapıyor, yüzde 63’ü ise en az üç farklı çevrim içi platformda faaliyet gösteriyor. Katılımcıların yüzde 96’sı lojistik teklifinin satış kazanımında önemli olduğunu düşünüyor.

Bu nedenle bir ürünü pazaryerine yüklemek, tek başına e-ihracat stratejisi için yeterli görülmüyor. Yerel ödeme seçenekleri, teslimat süresinin açık biçimde belirtilmesi, gönderi takibi, kolay iade prosedürü ve gümrük masraflarının satın alma öncesinde gösterilmesi müşteri deneyiminin temel unsurları haline geliyor. Pazaryerlerinin yanı sıra sosyal medya kanallarının ve işletmeye ait internet sitesinin birlikte kullanılması da tek bir satış kanalına bağımlılığı azaltıyor.

Ambalaj maliyet ve sürdürülebilirlik dengesiyle şekilleniyor

E-ticarette ambalaj, ürünü koruyan bir malzeme olmanın ötesinde maliyet ve marka tercihlerini etkileyen bir unsura dönüştü. DHL araştırmasına göre çevrim içi tüketicilerin yüzde 72’si satın alma kararında sürdürülebilirliği dikkate alıyor. Tüketicilerin yüzde 35’i ise sürdürülebilirlik kaygıları nedeniyle alışveriş sepetini terk ettiğini belirtiyor. E-ticaret karar vericilerinin yüzde 85’i sürdürülebilirliği işletmeleri açısından önemli bulurken küresel ölçekte şirketlerin yüzde 60’ı sürdürülebilir kaynaklardan üretilen ambalajları kullanıyor. Bu oran mikro işletmelerde yüzde 51’e düşüyor.

KOBİ’ler için doğru ambalaj, daha gösterişli bir kutudan çok ürünü koruyan, gereksiz hacim oluşturmayan, iade sırasında hasar riskini azaltan ve mümkün olduğunca geri dönüştürülebilir malzemeden üretilen ambalaj anlamına geliyor. Birkaç santimetrelik fazladan hacim bile yüksek gönderi adetlerinde doğrudan lojistik giderine dönüşebiliyor.

E-ihracata hazırlanırken hedef ülkenin talebi, gümrük uygulamaları, teslimat süresi ve iade maliyetleri birlikte değerlendirilmelidir. Düşük desili ve yüksek katma değerli ürünlere yönelmek, taşıma giderlerinin kontrolüne yardımcı olurken farklı satış kanallarında yer almak erişimi genişletebilir. Ürün açıklamalarının, müşteri hizmetlerinin ve satış sonrası iletişimin hedef ülkenin diline ve tüketici alışkanlıklarına uyarlanması da dönüşüm oranını destekler.

İşletmelerin performansı yalnızca satış hacmiyle ölçülmemeli; iade oranı, paket başına net gelir ve müşteri edinme maliyeti de düzenli olarak izlenmelidir. Böylece Balkanlar’da e-ihracat fırsatı, kısa vadeli satış artışının ötesinde sürdürülebilir bir büyüme stratejisine dönüştürülebilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu