Petrol Fiyatları Savaşın Sonunda Düşecek mi?
ABD ile İran arasındaki anlaşma sonrası petrol fiyatları düşerken, uzmanlar belirsizliklerin devam ettiğini vurguluyor.
ABD ve İran arasında elektronik ortamda imzalanan mutabakat zaptı, küresel enerji piyasalarında olumlu bir hava yarattı. Bu gelişme ile birlikte Brent petrolün varil fiyatı 76,54 dolara, Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili ise 72,83 dolara kadar gerileyerek, savaş sürecinin en düşük seviyelerine ulaştı. Böylece petrol fiyatları 80 doların altına inerek, çatışma öncesindeki seviyelere yaklaşmış oldu.
Pakistan’ın arabuluculuğunda gerçekleştirilen diplomatik görüşmeler sonucunda, ABD ve İran 14 Haziran’da, savaşın sona erdirilmesi ve sorunların diplomatik yollarla çözülmesini hedefleyen 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurdu. Henüz resmi olarak yayımlanmayan anlaşmanın, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, ABD’nin deniz ablukasının kaldırılması ve çatışmaların sona ermesini kapsadığı ifade ediliyor. Tarafların, imzalanan metnin ardından başlayacak 60 günlük süreçte nihai bir anlaşmaya ulaşmayı hedeflediği belirtiliyor.
Uzmanlar, ABD/İsrail-İran savaşının neden olduğu büyük arz kesintilerinin ardından gelen bu uzlaşının, petrol piyasalarında ani fiyat şoku ihtimalini azalttığını ancak bölgedeki jeopolitik belirsizliklerin tamamen sona ermediğini vurguluyor. Norveç merkezli araştırma kuruluşu Rystad Energy, önümüzdeki 60 gün içinde en yüksek ihtimalli senaryonun yüzde 55 olasılıkla sınırlı kapsamlı bir anlaşma olduğunu belirtiyor. Bu durumda Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol miktarının ocak ayına kadar günlük 10 milyon varile ulaşabileceği ve piyasada varil başına 5 ila 10 dolarlık jeopolitik risk priminin korunabileceği öngörülüyor.
İkinci senaryoda ise, kapsamlı bir anlaşma sağlanamasa da ateşkesin sürmesi bekleniyor. Bu durumda Hürmüz’deki petrol geçişlerinin günlük 5 milyon varille sınırlı kalabileceği ve fiyatlarda yaklaşık 10 dolarlık ek risk primi oluşabileceği ifade ediliyor. Müzakerelerin başarısız olması ve çatışmaların yeniden başlaması halinde ise risk priminin 15 ila 20 dolar seviyesine yükselebileceği değerlendiriliyor. Ancak bu senaryonun gerçekleşme ihtimali yüzde 10 olarak görülüyor. Tam kapsamlı bir nükleer anlaşma yapılması ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışının günlük 14 milyon varile çıkması durumunda risk priminin büyük ölçüde ortadan kalkabileceği belirtiliyor, fakat bu ihtimal de yüzde 10 olarak değerlendiriliyor.
Montel Analytics Jeopolitik Enerji Analisti Andres Cala, mevcut durumda nihai bir anlaşmanın söz konusu olmadığını, tarafların yalnızca 60 günlük bir ateşkes sürecini uzatmaya çalıştığını ifade etti. Piyasalardaki kısa vadeli rahatlama eğiliminde olduğunu belirten Cala, “Petrol ve doğal gaz, Hürmüz’ün kademeli olarak yeniden açılacağı ve akışların nihayetinde normalleşeceği varsayımıyla savaş priminin bir kısmını çıkararak, rahatlamayı fiyatlara yansıtıyor. Ancak bu iyimserlik abartılı olabilir. Bu, kalıcı bir anlaşmaya dair hiçbir garanti içermeyen 60 günlük bir düzenleme.” dedi.
Cala, İran’ın nükleer kapasitesi, füze programı ve Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini korumak isteyeceğini belirterek, Washington yönetiminin bu şartlarda kalıcı bir anlaşmayı kabul etmesinin zor göründüğünü ifade etti. Sonuç olarak, fiyatların kısa vadede düşebileceğini ancak geri dönüşü olmayan anlaşmalar sağlanana kadar petrol ve doğal gaz fiyatlarının orta ve uzun vadede yüksek seviyelerde kalmasının muhtemel olduğunu vurguladı. Ayrıca, İsrail’in Lübnan üzerinden ya da başka yollarla süreci istikrarsızlaştırma kapasitesinin devam ettiğini ve Washington’ın bu riski tamamen sınırlayabildiğine dair bir kanıt bulunmadığını söyledi.
Viyana Enerji Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Fereydoun Barkeshli, tarafların mutabakata ne ölçüde bağlı kalacağının belirleyici olacağını vurgulayarak, “Önümüzdeki iki ay kritik olacak.” ifadesini kullandı. Son aylarda petrol piyasalarının beklenenden daha dirençli bir görünüm sergilediğini belirten Barkeshli, “İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması halinde petrol fiyatlarının kontrolden çıkmasını beklemeyen neredeyse hiçbir petrol analistiyle karşılaşmadım. Ancak piyasalar, Brent petrolün üç haneli seviyelerde tutunmakta zorlanmasıyla neredeyse herkesi şaşırttı. Burada vadeli işlemler piyasasından söz ediyorum. Fiziki piyasalar ise ciddi baskı altındaydı.” değerlendirmesinde bulundu.
Piyasanın temel endişesinin petrol arzından çok sevkiyat süreçleri olduğunu ifade eden Barkeshli, “Onları asıl tedirgin eden unsur petrolün hareketi. Piyasada yaklaşık 1 milyar varillik bir petrol açığı var. Bu arada, bölgedeki petrol tesislerinde meydana gelen hasarın boyutundan henüz emin değiliz. Bu değişken netleştiğinde piyasa fiyatı daha doğru şekilde belirleyebilecek konuma gelir.” dedi.
Barkeshli, Brent petrolün varil fiyatının orta vadede 75-85 dolar bandında hareket etmesini beklediklerini belirtti. Jeopolitik risklerin etkisinin uzun süre hissedileceğini söyleyen Barkeshli, “Jeopolitik risk primi, tüm toz duman dağılsa bile tamamen ortadan kalkmayacak. Nakliye ve sigorta şirketleri Hürmüz faktörünü uzun süre fiyatlamaya devam edecek. Alternatif güzergahlar maliyetli ve zaman unsuru devreye giriyor.” ifadelerini kullandı. Petrol fiyatlarının 70 dolar seviyelerinde seyretmesinin ABD’deki kaya petrolü üreticileri açısından kritik olduğunu kaydeden Barkeshli, “ABD’li kaya petrolü üreticileri, projelerini ve üretimlerini desteklemek için petrol fiyatlarının varil başına 70 doların üzerinde olmasını talep etmeye devam ediyor. Bu arada, bölgedeki savaş, bölge ülkelerinin daha yüksek petrol fiyatlarına ihtiyaç duymasına yol açtı. Nitekim Suudi Arabistan, geçen yıl 2026 mali yılı için varil başına 90 dolar petrol fiyatına ihtiyaç duyduğunu belirtmişti. OPEC+ üretimi kısmak için devreye girmek zorunda kalabilir.” değerlendirmesinde bulundu.




