Gayrimenkul Değerleme Sektörü Hızla Gelişiyor
Gayrimenkul değerleme sektörü, Türkiye’de hızlı bir büyüme gösteriyor. Doğru fiyatlama, herkes için kritik bir ihtiyaç haline geldi.
Türkiye, dünya genelinde en büyük kentsel dönüşüm projelerinden birini hızlı bir şekilde yönetme ve başarıyla tamamlama zorunluluğuyla karşı karşıya. Nüfusun yaşlanma eğiliminde olmasına rağmen, kentsel dönüşüm dışında her yıl 650-800 bin arasında yeni konut üretilmesi gerektiği belirtiliyor.
Gayrimenkul değerleme mesleği, paranın ilk kullanıma başlandığı dönemlerden beri var olduğu kabul ediliyor. İnsanların barınma ihtiyacının medeniyetlerin başlangıcına kadar uzandığı düşünülürse, bu durum oldukça makul bir yaklaşım. Günümüzde, gelişmiş ülkelerde güçlü düzenlemelere sahip bir sektör olarak gelişimini sürdürürken, Türkiye’de de son yıllarda hukuki altyapı ve mesleki standartlar önemli ölçüde tamamlandı. Ancak, hala yeniden düzenlenmesi gereken alanlar mevcut ve bu konuda yeni adımlar atılması bekleniyor. Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği (TDUB) tarafından sağlanan verilere göre, değerleme uzmanlarının rapor üretimi sürekli bir artış göstermekte. 2025 sonu itibarıyla Türkiye’de yaklaşık 6 bin 300 değerleme uzmanı görev yaparken, bu sayı yılın başında 5 bin 700 civarındaydı. Sermaye Piyasası Kurumu (SPK) tarafından yetkilendirilmiş gayrimenkul değerleme hizmeti veren kuruluş sayısı ise 154 olarak kaydedildi.
2025 yılında toplam 875 bin 568 değerleme raporu hazırlandı. Bu raporların 286 bin 3’ü Marmara Bölgesi, 168 bin 124’ü İç Anadolu, 135 bin 782’si Ege, 111 bin 71’i Akdeniz, 69 bin 813’ü Karadeniz, 66 bin 872’si Güneydoğu Anadolu ve 37 bin 834’ü Doğu Anadolu için hazırlandı. Raporların en çok hazırlandığı iller arasında İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Konya, Kocaeli, Mersin, Adana ve Tekirdağ öne çıkıyor.
2025 yılı dördüncü çeyrek itibarıyla hazırlanan gayrimenkul değerleme raporlarının yüzde 89,38’i tek bir taşınmaz için, yüzde 10,62’si ise birden fazla taşınmazın değerlendirilmesi için hazırlandı. Tek nitelikli taşınmaz raporları (782 bin 555) içinde konut nitelikli taşınmazlar yüzde 63,10’luk paya sahipken, dükkânlar yüzde 7,72 ile en yüksek payı alan ikinci taşınmaz türü oldu. Raporlarda ayrıca arsa, arazi, tarla, bina, fabrika, ofis, imalathane ve çiftlik gibi çeşitli taşınmaz türlerine de yer verildi. Toplamda, yurtdışı raporlar hariç, 875.499 raporda 1.234.140 bağımsız taşınmazın değerlemesi yapıldı ve bu taşınmazların 622 bin 239’u konut olarak belirlendi.
Stratejik Bir Meslek Haline Geliyor
Gayrimenkul değerleme alanındaki hukuki altyapı ve uygulama yöntemleri, ülke ekonomisini makro düzeyde etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Geçen yıl hazırlanan değerleme raporlarının yüzde 89,88’i bankacılık sektörü için, yüzde 8,81’i diğer alanlar için, yüzde 0,93’ü yabancıya satış için ve yüzde 0,38’i sermaye piyasası için hazırlandı. Türkiye’de inşaat ve gayrimenkul sektörünün önümüzdeki yıllarda yüksek üretim ve satış rakamlarına ulaşması gerektiği düşünüldüğünde, gayrimenkul değerlemenin en stratejik meslekler arasında yer alacağı aşikâr.
Son yıllarda yabancıların Türkiye’deki gayrimenkul alımları azalmış olsa da, rakip ülkelerdeki güvenlik riskleri nedeniyle bu alım işlemlerinin yeniden canlanabileceği öngörülüyor. Öte yandan, Türkiye ekonomisinde hala yüksek oranlarda devam eden kayıtdışılık ile etkin bir mücadele yürütülmesi ve bu oranların kabul edilebilir seviyelere indirilmesi gerekiyor. Bu bağlamda, kamunun atacağı adımlar arasında gayrimenkul sektöründeki açıkların ve kaçakların önlenmesine yönelik reformların yapılması da önemli bir yer tutuyor. Bu reformların ülke ekonomisine ve kamu gelirlerine sağlayabileceği katkının oldukça yüksek olacağı tahmin ediliyor. Uzun yıllardır gayrimenkul alım satımlarında ve vergilendirmede gerçek piyasa değeri ile beyan değeri arasındaki büyük farklılıkların giderilmesi, bir değerleme sorunu olarak ele alınabilir.




