Şimşek Ekonomi Programı Üzerine Eleştiriler Artıyor

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomi programı, iş dünyası ve iktisatçılar tarafından eleştiriliyor. Güncellemeler talep ediliyor.

Enflasyon ve faiz oranlarındaki düşüşün duraklama aşamasına girmesiyle birlikte, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomi programına yönelik eleştiriler giderek artıyor. İş dünyası temsilcileri, programın tamamen terk edilmesi yerine, özellikle döviz kuru politikası ve dış ticaret dengesi açısından güncellenmesi gerektiğini vurguluyor.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, ekonomi programına yönelik eleştirilerini Hannover Sanayi Fuarı’nda dile getirdi. Mevcut politikaların bazı olumlu sonuçlar doğurduğunu ancak değişen küresel koşulların programın güncellenmesini zorunlu kıldığını ifade etti. Avdagiç, özellikle döviz kuru politikası, ihracat ve ithalat dengesinin yeniden düzenlenmesi ile finans ve rezerv yönetiminin güncellenmesi konularında “ince ayar” yapılması gerektiğini belirtti. Ayrıca, enflasyonla mücadeleye devam edilmesi gerektiğini ancak bazı alanlarda revizyonların şart olduğunu da vurguladı.

Avdagiç, uygulanan sıkı politikaların reel sektör üzerinde ciddi maliyetler yarattığını ve Ortadoğu’daki savaşın etkisiyle iç ve dış dengelerin bozulduğunu, şirketlerin finansmana erişiminin zorlaştığını ve karlılıkların baskı altında kaldığını ifade etti. Bu bağlamda, ekonomik süreçlerin sürdürülebilirliği açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği düşünülüyor.

İş dünyasının en önemli sorunlarından biri de döviz kuru ile enflasyon arasındaki makasın açılması. Avdagiç’in verdiği verilere göre, 2026’nın ilk çeyreğinde döviz kuru %3 oranında artarken, aynı dönemde enflasyon %10 yükseldi. Bu durum, Türk Lirası’nın reel olarak değer kazanmasına yol açarken, ithalatı cazip hale getiriyor ve ihracatın rekabet gücünü zayıflatıyor. İhracatın ithalatı karşılama oranının %75’in altına düşmemesi gerektiğini belirten Avdagiç, mevcut seviyenin %69’a gerilediğine dikkat çekti.

Asgari ücrette yapılacak ara zam konusunda da Avdagiç, yılda tek zam uygulamasının sürdürülmesi gerektiğini ve mevcut politikanın korunmasının daha makul olduğunu ifade etti.

İktisatçı Mahfi Eğilmez ise tartışmayı daha yapısal bir zemine taşıyarak, sorunların temelinde beklenti yönetiminin yattığını, hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumların güçlendirilmeden ekonomik sorunların kalıcı çözümünün mümkün olmadığını belirtti. Eğilmez, faiz ve vergi politikalarının tek başına yeterli olmayacağını vurguladı.

Ekonomi programı yalnızca iş dünyasında değil, iktidar içinde de tartışma konusu haline geldi. AKP kulislerinde iki farklı yaklaşım öne çıkıyor: Bir grup, programın devam etmesi ancak güncellenmesi gerektiğini savunurken, diğer grup ekonomi yönetiminin tamamen değişmesi gerektiğini düşünüyor. Bu ayrışma, ekonomi politikasında yön tartışmasının derinleştiğini gösteriyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise eleştirilere sert bir yanıt vererek, enflasyonla mücadeleden vazgeçilmesi gerektiğini savunan görüşleri “miyopik bir yaklaşım” olarak nitelendirdi. Şimşek, kalıcı büyümenin ancak düşük enflasyonla mümkün olduğunu, Türkiye’nin düşük borçluluk oranının önemli bir avantaj olduğunu ve mevcut programın ülkeyi küresel şoklara karşı koruduğunu belirtti.

Şimşek, kamu desteklerini hatırlatarak, 192 milyar dolarlık kullanılmamış kredi hacmi, tarım kredilerinde devletin üstlendiği faiz yükünün %70’i ve asgari ücretteki vergi muafiyetinin maliyetinin 1,2 trilyon TL olduğunu ifade etti. Bu desteklerin göz ardı edildiğini savundu.

Sonuç olarak, ekonomi programı üç cepheden baskı altında: İş dünyası “ince ayar” talep ederken, iktisatçılar “yapısal reform” çağrısında bulunuyor ve siyaset kendi içinde bölünmüş durumda. Şimşek yönetimi ise programın ana çerçevesini korumakta kararlı. Ancak artan jeopolitik riskler ve iç ekonomik baskılar, önümüzdeki dönemde politika değişikliği ihtimalini güçlendiriyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu