Enerji Fiyatları ve Jeopolitik Gelişmeler Ekonomiyi Zorluyor
Enerji fiyatları, cari açık ve enflasyon üzerindeki etkileriyle Türkiye ekonomisini tehdit ediyor. İSO Başkanı Bahçıvan’dan değerlendirmeler.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye’nin ABD, İsrail ve İran arasında süregelen çatışmanın etkilerini hızla hissetmeye başladığını ifade etti. Bahçıvan, enerji ithalatçısı olmanın getirdiği zorlukların, özellikle enerji fiyatları üzerinden cari açık ve enflasyon üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Enflasyonla mücadele kararlılığının sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Bahçıvan, bu süreçte üretim, ihracat ve büyüme üzerindeki olası baskıların yanı sıra finansal istikrar risklerinin de dikkatle yönetilmesi gerektiğini söyledi.
İSO Meclisi’nin nisan ayı olağan toplantısında, “Ulaştırma Yatırımlarının, Ticaret Koridorlarının, Lojistik Projelerinin ve 5G Teknolojilerinin Önemi” ana gündem maddesi olarak ele alındı. Toplantıya Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin de katıldı. Bahçıvan, açılış konuşmasında, İran ile ABD ve İsrail arasındaki çatışmanın bölgesel güvenliğin ötesinde geniş bir etki yarattığını belirtti.
Bahçıvan, mevcut jeopolitik krizlerin büyüme görünümünü zayıflattığını ve enflasyonist risklerin yeniden ortaya çıktığını ifade etti. Ekonomi yönetimlerinin, bu zorlu ortamda hassas dengeleri gözeterek krizin maliyetlerini minimize etmeye çalışacağını belirten Bahçıvan, politika yapıcıların güven ve kredibiliteyi canlı tutmasının önemine dikkat çekti.
Türkiye’nin yaşanan gelişmelerden hızlı bir şekilde etkilenmeye başladığını dile getiren Bahçıvan, enerji ithalatçısı olmanın getirdiği baskının cari açık ve enflasyon üzerindeki etkilerini vurguladı. Bu durumun, ekonomi programının dezenflasyon boyutunun daha hassas bir zeminde ilerleyeceğini gösterdiğini kaydeden Bahçıvan, enflasyonla mücadele kararlılığının sürdürülmesi gerektiğini belirtti.
Buna rağmen, bardağın dolu tarafında birçok fırsat ve avantaj olduğunu da unutmamak gerektiğini söyleyen Bahçıvan, her krizin kendi fırsatlarını da beraberinde getirdiğini hatırlattı. Türkiye’nin coğrafi konumu ve güçlü üretim altyapısının, küresel ticarette alternatif bir üretim ve lojistik merkezi olma potansiyelini artırdığını belirtti.
Bahçıvan, dünya ticaretinin büyük bir kısmının deniz yoluyla gerçekleştirildiğini hatırlatarak, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki gelişmelerin ulaştırma ve lojistik güvenliğinin yalnızca dış politika değil, sanayinin üretim sürekliliği ve ihracat kabiliyeti açısından da kritik bir konu haline geldiğini ifade etti. Küresel ticarette tekil geçiş noktalarına aşırı bağımlılığın ciddi maliyet ve süre riski oluşturduğunu belirten Bahçıvan, bu durumun ulaştırma koridorlarının çeşitlendirilmesini zorunlu kıldığını vurguladı.
Demiryolu, intermodal taşımacılık ve lojistik merkezler alanındaki stratejilerin önemine değinen Bahçıvan, demiryolu yatırımlarının artırılmasının ülkenin üretim ve ticaret yapısı açısından olumlu bir gelişme olduğunu belirtti. Ayrıca, Türk Telekom’un 5G teknolojisinin sanayiye sağlayacağı katkılara da dikkat çekti. 5G’nin, üretimden lojistiğe kadar birçok alanda dönüşüm sağlayacağına inandığını belirten Bahçıvan, bu teknolojinin Türkiye ekonomisine 2030 yılına kadar 100 milyar dolarlık bir katkı sağlamasını beklediklerini ifade etti.
Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, toplantıda yaptığı konuşmada, son 24 yılda ulaştırma ve haberleşme altyapısına yaklaşık 355 milyar dolarlık yatırım yapıldığını açıkladı. Uraloğlu, Türkiye’nin ulaşım altyapısının güçlendiğini ve alternatif ticaret rotalarının öneminin arttığını vurguladı. Özellikle Orta Koridor’un, Çin’den Avrupa’ya taşımaların süresini önemli ölçüde kısalttığını belirtti. Bu bağlamda, Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu Hattı’nın güçlendirilmesi ve Irak Fav Limanı’ndan Türkiye’ye uzanacak Kalkınma Yolu Projesi’nin hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti.




