Avrupa’da Nükleer Enerji Tartışmaları Derinleşiyor: 34 Ülkeden Ortak Bildiri
Fransa’da düzenlenen zirvede 34 ülke, nükleer enerjinin geleceği için ortak bir bildiri imzaladı. AB içinde görüş ayrılıkları dikkat çekti.
Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilen Nükleer Enerji Zirvesi, Türkiye’nin de katıldığı 34 ülkenin imzaladığı ortak bildiri ile nükleer enerjinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Zirve, nükleer enerjinin enerji güvenliği ve düşük karbonlu dönüşümdeki rolünü vurgularken, Avrupa Birliği içinde bu konuya ilişkin ciddi görüş ayrılıklarının varlığını da ortaya koydu.
Ortak bildiride, nükleer enerjinin küresel sera gazı emisyonlarının azaltılmasında, enerji güvenliğinin artırılmasında ve enerji arzının çeşitlendirilmesinde kritik bir rol oynadığı ifade edildi. Ayrıca, nükleer enerjinin uzun vadeli sürdürülebilir kalkınma ve temiz, adil enerji dönüşümünü destekleyen önemli bir araç olduğu belirtildi.
Fransa, Belçika, Kanada, Çin, Finlandiya, Japonya, Güney Kore, İngiltere, Polonya, Hollanda ve İsveç gibi nükleer enerji alanında önemli ülkelerin yanı sıra Ermenistan, Kazakistan, Romanya, Slovakya, Slovenya, Ukrayna ve Vietnam da bildiriyi imzalayanlar arasında yer aldı.
Bildiride, nükleer enerjinin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) standartlarına uygun bir şekilde geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Bu teknolojinin, hem mevcut nükleer enerji üreticileri hem de gelişmekte olan ülkeler için enerji güvenliğinin temel taşlarından biri olması hedeflendi.
Taraf ülkeler, yeni nükleer santrallerin inşasını destekleme, mevcut reaktörlerin işletimini sürdürme ve küçük modüler reaktörler (SMR) dahil olmak üzere nükleer teknolojilerin potansiyelini artırma konusunda taahhütte bulundu. Ayrıca, nükleer enerji yatırımlarını hızlandırmak için yeni finansal araçların geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, zirvede yaptığı konuşmada nükleer enerjinin küresel enerji dönüşümündeki kritik rolünü vurguladı ve bu alandaki yatırımların hızlandırılması çağrısında bulundu. Macron, nükleer enerjinin “ilerleme, refah ve bağımsızlığın kaynağı” olduğunu belirterek, COP28’de belirlenen küresel nükleer kapasitenin 2050’ye kadar üç katına çıkarılması hedefini desteklediklerini söyledi.
Zirveye 40’tan fazla ülke ve uluslararası kuruluş temsilcisi katıldı. Özellikle küçük modüler reaktör teknolojilerinin enerji sektöründe yeni bir rekabet alanı oluşturduğu ifade edildi.
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, zirvede dikkat çeken açıklamalardan birini yaptı. Von der Leyen, Avrupa’nın geçmişte nükleer enerjiden uzaklaşmasını “stratejik bir hata” olarak nitelendirdi. 1990’larda Avrupa elektriğinin yaklaşık üçte birinin nükleer enerjiden üretildiğini, ancak bu oranın günümüzde yaklaşık yüzde 15’e düştüğünü belirtti. Avrupa’nın düşük emisyonlu ve güvenilir enerji kaynaklarına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan von der Leyen, nükleer ve yenilenebilir enerjinin birlikte çalışması gerektiğini ifade etti.
Von der Leyen, Avrupa’da küçük modüler reaktör teknolojisinin geliştirilmesi için InvestEU programı kapsamında 200 milyon avroluk garanti desteği sağlandığını açıkladı. Bu reaktörlerin seri üretimle daha hızlı kurulabileceğini ve enerji sistemine esneklik kazandıracağını belirtti. Genellikle 300 MW kapasiteye kadar tasarlanan bu reaktörlerin, modüler yapıları sayesinde farklı ihtiyaçlara göre kurulabileceği ifade ediliyor. AB, karbon emisyon ticaretinden elde edilen gelirlerle desteklenen bu fon aracılığıyla 2030’a kadar ilk yerli SMR reaktörlerini piyasaya sürmeyi hedefliyor.
Ancak nükleer enerjiye dönüş tartışmaları, Avrupa Birliği içinde derin görüş ayrılıklarına yol açıyor. Fransa’nın öncülüğünde, İtalya, Polonya ve Macaristan’ın da dahil olduğu 16 ülke nükleer enerjinin genişletilmesini desteklerken, Almanya, Avusturya ve İspanya’nın yer aldığı grup bu stratejiye karşı çıkıyor. Almanya Çevre Bakanı Carsten Schneider, AB Komisyonu’nun nükleer enerjiyi canlandırma ve küçük modüler reaktörleri destekleme planlarını sert bir şekilde eleştirdi. Schneider, “Nükleer bir hayale tutunmak yerine rüzgar ve güneş gibi daha güvenli ve ucuz alternatiflere odaklanıyoruz” diyerek nükleer teknolojilerin pahalı ve riskli olduğunu savundu.
SMR teknolojisinin uzun süredir geliştirilmesine rağmen yaygınlaşamadığını belirten Schneider, santraller küçülse bile nükleer atık ve güvenlik sorunlarının devam ettiğini dile getirdi. Nükleer yatırımların önündeki en büyük engellerden biri ise yüksek maliyetler ve uzun inşaat süreleri olarak görülüyor. Fransa’da geçen yıl devreye giren Flamanville reaktörü, bu zorlukların en somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Projenin maliyeti 3 milyar avrodan 13 milyar avroya çıkarken, inşaat süresi de 5 yıldan 17 yıla uzadı.
Macron, nükleer projelerin, hidrojen ve batarya teknolojileri gibi “Ortak Avrupa Çıkarı için Önemli Projeler (IPCEI)” kapsamına alınmasını ve devlet yardımlarıyla daha güçlü şekilde desteklenmesini talep ediyor. Enerji güvenliği, iklim hedefleri ve artan jeopolitik riskler nedeniyle nükleer enerji yeniden küresel enerji gündeminin üst sıralarına yükselirken, Avrupa’da bu teknolojinin geleceği konusunda siyasi ve ekonomik tartışmaların sürmesi bekleniyor.



