Narenciye Sektöründe Katma Değer Artışı İçin Çağrı
Narenciye sektöründe katma değer yaratma potansiyelinin artırılması için modern altyapı ve meyve işleme sanayisinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.
ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) Türkiye’ye yönelik yayımladığı güncel narenciye raporuna göre, meyve işleme ve meyve suyu sanayisinin yeterince gelişmemiş olması, narenciye ürünlerinde katma değer yaratma potansiyelinin büyük ölçüde kullanılamamasına neden oluyor. Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, bu durumu değerlendirerek, modern depolama altyapısının güçlendirilmesinin kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti.
Özdemir, Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine dayanarak, Türkiye’nin narenciye üretiminde dünya genelinde 7. sırada, ihracatta ise miktar bazında 3. sırada yer aldığını ifade etti. Ancak, 2025 yılında yaşanan zirai don olayları ve kuraklık nedeniyle üretimin bir önceki yıla göre %13.5 oranında düştüğünü kaydetti.
Ayrıca, Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) istatistiklerine göre, 2025 yılında ihracat miktarında %8’lik bir azalma yaşanmasına rağmen, mandalina ihracatındaki artış sayesinde değer bazında %41’lik bir yükseliş elde edildiğini aktardı. Özdemir, ihraç pazarlarında herhangi bir kayıp yaşanmamasının sektör açısından olumlu bir gelişme olduğunu vurguladı.
Özdemir, USDA’nın yayımladığı raporun, sektörün mevcut durumu ve temel sorunlarının doğru bir şekilde analiz edilmesi açısından büyük bir öneme sahip olduğunu belirtti. Raporda, Türkiye’deki narenciye sektörünün, tarım kimyasalları ve gübrelerin bilinçsiz kullanımı, hatalı budama uygulamaları, iç ve dış pazarlarda talep görmeyen çeşitlerin yetiştirilmesi, soğuk hava depolama tesislerinin yetersizliği ve yüksek maliyetleri gibi önemli sorunlarla karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Ayrıca, yakıt, gübre, sulama, işçilik ve tarımsal ilaç maliyetlerinin yüksekliği de en önemli sorunlar arasında yer alıyor.
Meyve İşleme ve Meyve Suyu Sanayisinin Gelişimi
Özdemir, meyve işleme ve meyve suyu sanayisinin yeterince gelişmemiş olmasının, narenciye ürünlerinde katma değer yaratma potansiyelinin büyük ölçüde kullanılamamasına yol açtığını belirtti. Türkiye’de toplam narenciye üretiminin yalnızca %5’inin meyve suyu sanayisinde değerlendirildiğini ifade eden Özdemir, narenciye üretiminin %40’ının ihraç edildiğini, bunun yaklaşık %50’sinin Rusya’ya gittiğini aktardı. Narenciye ihracatçıları, düşük ihracat birim fiyatları, yüksek girdi maliyetleri ve lojistik sorunlar gibi ciddi zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle portakal, greyfurt ve limon sevkiyatlarında yüksek kalıntı seviyeleri nedeniyle 2024 yılında reddedilen gönderi sayısının arttığına dikkat çekti.
Bu bağlamda, önümüzdeki dönemde üretim sürecinde ortaya çıkan miktar ve kalite kayıplarını azaltmak amacıyla modern depolama altyapısının güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığına vurgu yapan Özdemir, mevcut depoların günümüz gerekliliklerine uygun şekilde modernize edilmesi gerektiğini belirtti. Hasat sonrası kayıpların en aza indirilmesi ve ürünlerin ihracat pazarlarına kalite kaybı olmadan ulaştırılabilmesi için sürdürülebilir bir soğuk zincir sisteminin kurulmasının zorunlu hale geldiğini ifade etti.




